• Türkçe
  • English

2015-2014

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı, Estonya’da Tartu Üniversitesi’nde yapılan konsorsiyum toplantısına katıldı. 

Graz, Yeditepe ve Tartu Üniversiteleri ile Batum, Tiflis, Bakü Hazar ve Krasnapol üniversitelerinden oluşan Güney Kafkaslar Konsorsiyumu Yaz ve Kış Okulları gerçekleştirmek üzere çalışmalarına başladı.

Sekiz üniversiteden oluşan Konsorsiyumun Genel Kurul Toplantısı 2017 yılında İstanbul’da Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu önceki yıl Batum’da Rustaveli Üniversitesi Yaz Okulunda da ders vermişti.


Yeditepe Üniversitesi Hukukçular Derneği 2015 yılı faaliyetlerini Yeditepe Üniversitesi Sofra Restoran’da düzenlendiği brunch ile noktaladı.

Sadece Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans mezunlarının değil, Yeditepe Hukuk ile bağları devam eden tüm hukukçular arasındaki iletişim ve bağların güçlendirilmesi amacı ile 2010 yılında kurulmuş olan Yeditepe Üniversitesi Hukukçular Derneği 2015 yılı faaliyetlerini 6 Aralık 2015 tarihinde Yeditepe Üniversitesi Sofra Restoran’da düzenlediği brunch etkinliği ile noktaladı. Yeditepeli Hukukçular düzenlediği brunchta Kurucu Başkan Bedrettin Dalan’a “hoş geldiniz” dedi.

Organizasyona Yeditepe Hukuk’ta lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimlerini tamamlamış avukat, hâkim, savcı, akademisyen, bağımsız idari otoritelerde çalışan uzmanların yanı sıra fakülte bünyesinde ders vermiş ve vermekte olan akademisyenler de yoğun ilgi göstermiştir. Eş ve çocukların da davetli olduğu bu organizasyona 250’den fazla Yeditepeli hukukçu sadece İstanbul’dan değil Bursa, Ankara, Muğla, Kastamonu gibi Türkiye’nin pek çok illerinden gelerek üniversite yıllarına geri dönmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtmişlerdir.

6 Aralık 2015, Pazar günü Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleşen organizasyon saat 10.00’da konukların karşılanması ve üniversite tarafından hazırlanan hatıra hediyelerinin takdimi ile başlamıştır.

İSTEK Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Sn. Bedrettin Dalan da organizasyona teşrif edip bir konuşma yaparak Yeditepeli Hukukçuları yalnız bırakmamıştır.

Sn. Dalan konuşmasında “seneye 20. yılını kutlayacak üniversitemizin kurulma aşamasında bir vakıf üniversitesinde hukuk fakültesi kurulmasının mümkün olmadığı yönündeki görüş kendisine iletildiğinde, hukuk fakültesini içinde barındırmayacaksa üniversite kurmaktan vazgeçiyorum dediğini; insanın yaşamından önce başlayıp ölümünden sonrasını bile kapsayan böylesine geniş, derin ve kapsamlı bir konunun temel anlamı evrensel olan üniversite ismindeki kurumlar tarafından anlatılmamasının mümkün olmadığını vurgulayarak ‘savaşta kazanıp masa başında kaybeden’ Türk milletinin, her dönem olduğu gibi, hem Türk hukukunu hem de evrensel hukuku çok iyi bilen, yabancı dillere hakim, kimlikli, kişilikli hukukçulara şu anda da ihtiyacı olduğunu ve bu nitelikleri haiz yetiştirdikleri hukukçuları karşısında görmekten son derece mutlu olduğunu” dile getirmiştir.   

Yeditepe Hukuk’un değerli akademisyenleri de bu mutlu günde yetiştirdiği öğrencileri ile hasret gidermişlerdir. 13 yıldır Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı ve 2014/2015 yıllarında ELFA-Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Diler Tamer, Prof. Dr. Abdülkadir Arpacı, Prof. Dr. Nami Barlas, Prof. Dr. Bilge Umar, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Prof. Dr. Hakan Uzeltürk, Prof. Dr. Sultan Uzeltürk, Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Doç. Dr. Ekrem Akartürk, Yrd. Doç. Dr. Bülent Sözer, Yrd. Doç. Dr. Melek Bilgin Yüce, Yrd. Doç. Dr. Cem Dinar, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Şua ve İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal etkinliğe katılarak öğrencilerinin mutluluğuna ortak olmuşlardır.

Program sonunda Yeditepe Üniversitesi Hukukçular Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Afşın İlhan diğer yönetim kurulu üyelerini de yanına davet ederek kısa bir konuşma yapmıştır. Konuşmasında “1390 Yeditepe Hukuk lisans mezununun yanında yolu Yeditepe’den geçmiş tüm hukukçulara hitap eden derneğin iletişim anlamında tüm altyapı çalışmasının tamamlandığını, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin de desteği ile 2016 yılında da üniversite sonrası sürekli eğitim anlamında mevcut akademik faaliyet ve diğer sosyal etkinliklerin hızlanarakdevam edeceğini, bir aile olarak her zaman böyle birlik içinde olmayı temenni ettiğini” belirterek sözlerine son vermiştir.


VEHUP 1’İNCİ YILLIK KONGRESİ: ULUSLARARASI VERGİ HUKUKUNDA GÜNCEL GELİŞMELER VE TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Vergi Hukuku Platformu’nun (VEHUP) “Uluslararası Vergi Hukuku’nda Güncel Gelişmeler ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı ilk yıllık kongresi, 3 Kasım 2015 tarihinde, İKV’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşti. Kongre, üç oturum şeklinde yapıldı. Açış konuşmalarını Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ve Yeminli Mali Müşavir Vehbi Karabıyık’ın gerçekleştirdiği kongreye, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, telgraf yollayarak desteklerini iletti.

Açış konuşmalarının ardından kongre, “Matrah Kaybı ve Kazanç Aktarımı (BEPS) Araçları” başlıklı birinci oturum ile devam etti. Birinci oturumun başkanı ve ilk konuşmacısı olan VEHUP-İK Üyesi, Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hakan Uzeltürk; vergi ve hukuk kavramlarını bir araya getirerek BEPS kavramını dinleyici ile paylaştı.  Temel noktanın uluslararası alandaki gelişmeler olduğunu vurgulayan Uzeltürk, bu gelişmelerin Türkiye’deki vergi mükellefleri için önemli olduğunun altını çizdi. Uzeltürk, uluslararası alanda aktivitelerin artırılmasının öneminin farkında olduğunu belirtirken, bu süreçte ülkemizin sorunlarının da göz ardı edilmeyeceğini vurguladı. Oturum, Vergi Danışmanları Derneği Başkanı, Düsseldorf Heinrich-Heine Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jochen Lüdicke’nin konuşmasıyla devam etti. Prof. Dr. Lüdicke konuşmasını “Çokuluslu İşletmelerde Yapılanma Formları” üzerine yaptı. Türkiye’deki kurumların en az Alman kurumları kadar başarılı olmasını dilediğini belirten Lüdicke, temel olarak BEPS kavramını OECD çerçevesinde değerlendirerek izleyicilere açıkladı. Lüdicke, konuşmasında aynı zamanda kurumsal yapılar, ortaklık yapısı, hibrit yapılar ve etkin şekilde vergi aktarımı gibi konulardan da söz etti. Prof. Dr. Jochen Lüdicke’nin ardından söz alan VEHUP-İK Dönem Başkanı, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar ise “Transfer Fiyatlandırmasında Emsal Tespiti” konusuna değindi. Konunun, uluslararası vergi hukuku alanında önemli bir sorun teşkil ettiğini vurgulayan Başaran Yavaşlar, emsallere uygunluk ilkesi üzerinde durdu. Buna ek olarak emsal fiyat tespitinden ve yöntemlerinden bahseden konuşmacı, OECD 2015 BEPS Eylem Planı’na değinerek, sözlerini noktaladı. Başaran Yavaşlar’ın konuşmasının ardından, dördüncü ve son konuşmacı olan Johann Wolfgang Goethe Universitesi’nden Dr. Torsten Engers, “Çokuluslu İşletmelerde Yabancı Finansman Araçları” konusuna değindi. Çok Uluslu İşletmelerde Borç Finansmanı konusunun uzmanlık alanı olduğunu belirten Engers izleyicilere, borç finansmanında vergi sızıntısı durumunun minimum seviyede seyretmesinin önemli olduğunu aktardı. BEPS’in ikinci eylem planının etkilerinden bahsederek konuşmasına devam eden Engers, Almanların ürettiği faiz engelleme kurallarına dayanan sisteme değinerek konuşmasını sonlandırdı.

Öğleden sonra başlayan ikinci oturumun ana konusu, “Vergi İdareleri Arasındaki İşbirliği Karşısında Mükellefin Korunması” oldu. Başkanlığını VEHUP-İK Üyesi, Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülsen Güneş’in yaptığı oturumda ilk sözü Ankara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Cihat Öner alarak,  “Uluslararası Bilgi Değişimi Karşısında Mükellefin Korunması” konusuna değindi. “Süreçten mükellefler nasıl etkileniyor?” sorusu çerçevesinde açıklamalar yapan Öner, Türkiye’nin hâlihazırda 82 bilgi değişim anlaşmasını imzalamış durumda olduğunu ve 94 ülke ile bilgi değişimi içerisinde olduğunu söyledi.  Sürekli çıkar çatışması içinde olan mükelleflerin ve vergi dairelerinin menfaatlerinin dengelenmesinin, çatışmanın çözümü konusunda önem arz ettiğini belirten Öner, OECD’nin de bilgi değişimi konusunda mükellef haklarının üzerinde durduğunu vurguladı. Öner, sözlerini OECD’nin 26 maddesi çerçevesinde hazırlanmış bir anlaşma olan FATCA’ya değinerek noktaladı.

Öner’in ardından söz alan ikinci konuşmacı ABAD Eski Hâkimi, Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vilenas Vadapalas ise, “AB Çerçevesinde Mükellefin Korunması” konusunu ele aldı. ABAD ve AİHM içtihatlarından bahsederek konuşmasını gerçekleştiren Vadapalas; Akerberg, Sabou, Sarma, ve Kyrian gibi kilit davalar üzerinde analizler yaparak konuşmasını sonlandırdı. İkinci oturumun ardından, “Gelişmelerin Türkiye’ye Etkileri” başlıklı panele geçildi. Panelin tanıtımını yapan panel başkanı VEHUP-İK Üyesi, Marmara Üniversitesi’nden Dr. Bumin Doğrusöz, panel boyunca genel olarak önceki iki oturumda anlatılan konu ve durumların Türkiye’ye etkilerinin neler olacağından bahsedileceğini belirtti. Doğrusöz’ün ardından söz alan GİB AB ve Dış İlişkiler Daire Başkanı İdris Şenyurt, BEPS Eylem Planı’nı ele aldı.  BEPS Eylem Planı’nın uluslararası kuruluşlarda, 2013 yılından itibaren büyük yankı uyandırmakta olduğunu belirten Şenyurt, konuşmasına bilgi değişimi konusundan ve Türkiye’nin bu konudaki pozisyonundan bahsederek devam etti. Şenyurt, BEPS Eylem Planı’nın önemli eylemleri üzerinde durdu. Eylem Planı’nın üzerinde çalışmalar yapılmaya devam ettiğini belirten Şenyurt, planda yer alan eylemlerin yürürlüğe girebilmesi için Meclis onayından geçmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Şenyurt’un ardından söz alan Maliye Eski Başmüfettişi Dr. Namık Kemal Uyanık ise paneli, BEPS Eylem Planı’nın 3,4 ve 5’inci eylemleri üzerinde durduğu konuşması ile ilerletti. “Küresel sorun, küresel çözüm gerektiriyor.” temel hedefi çerçevesinde hareket edildiğini belirten Uyanık, eylemlerin bütünsel şekilde, vergi kaçırma vakalarının tümünü kapsayacak şekilde tasarlandığını vurguladı. Uyanık, sözlerini ”Grup borçlanma” konusunda OECD’nin Türkiye’ye getirdiği bir takım yeniliklerden bahsederek noktaladı.

Panelin son konuşmacısı ise Global Yatırım Holding YK Üyesi Adnan Nas oldu. Türkiye’nin sanayileşme ve küreselleşmede maalesef geri kaldığını bildiren Nas, ülkenin yeniçağ olan “Bilişim Çağı”nda daha büyük ilerlemeler kaydetmesini umduklarını dile getirdi. FATCA’dan bahsederek sözlerine devam eden Nas, bunun yabancı ülkelerdeki paraların tahkimi ile ilgili bir süreç olduğunun ve Amerika’nın bu süreçte baskın olduğunun altını çizdi. Nas, sözlerini BEPS’in, transfer planlamasını ele alıyor olmasından ötürü en önemli mevzuat düzenlemesi olduğuna vurgu yaparak tamamladı.


Yeditepe Üniversitesi Deniz Ticareti Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Sözer, Swansea University, the Institute of International Shipping and Trade (Swansea Üniversitesi Uluslararası Taşıma ve Ticaret Enstitüsü) tarafından düzenlenen panelde oturum başkanı olarak davet edilmiştir.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Avrupa Koleji Natolin Akademik Konsey toplantısına katıldı.

Avrupa Koleji-Natolin öğretim kadrosunda yer alan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Natolin-Varşova’da gerçekleştirilen Akademik Konsey toplantısına katıldı.

Geçmiş yıllarda Avrupa Koleji’nin hem Bruges hem de Natolin kampüslerinde ders ve seminerler veren  Dr. Kabaalioğlu, Türkiye-AB İlişkileri konusunda yüksek lisans tezi yazmayı planlayan öğrencilere danışmanlık yapacak.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Avrupa Birliği Delegasyon Başkanı Büyükelçi Sn. Hansjörg Haber ile görüştü.

2007-2014 yılları arasında yedi yıl İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanlığı yaptıktan sonra ayrılmak isteyen ancak yoğun ısrarlar üzerine başkan yardımcılığı görevini kabul eden Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, IKV Başkanı ve Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ile AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Haber ile Ankara’da görüştü.

IKV Başkanı Zeytinoğlu, 50 ıncı yılını dolduran Vakfın çalışmaları >hakkında bilgi verdi ve mülteci krizi nedeniyle ortaya çıkan tartışmalarda Türk vatandaşlarına uygulanan vizenin karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Başkan, yardımcısını takdim ederken kendisinin Marmara AB Enstitüsü’nde Kabaalioğlu’nun öğrencisi olduğunu da sözlerine ekledi.

Büyükelçi istatistiklere bakıldığında vize için başvuran Türk vatandaşlarda son derece küçük bir oranın ret aldığını belirtti. AB’nin dünya üzerinde en büyük delegasyonunun Ankara’da olduğunu Türkiye’nin katılma müzakereleri için yoğun çalışmalar yapıldığını belirtti.

Prof. Kabaalioğlu ise vize prosedürünün çok uzun ve zahmetli olduğunu, istenen belgelerin adeta tam bir eziyet şeklini aldığını sonunda vize verilse bile Erasmus programı ile gidecek öğrencilerin sömestre başladıktan bir ay sonra gidebildiğini, oradaki dönemi kaçırdığı gibi burada da bir dönem kaybettiğini, iş adamlarının gidecekleri fuar kapandıktan çok sonra vize aldıklarını belirtti.

Vizenin 1980’de Almanya tarafından konulduğunu, anlaşmaları ihlal ettiği gerekçesiyle vize başvurusu yapmak istemeyen ve bu nedenle Almanya’da davet edildiği seminer ve konferanslara gitmediğini belirten Prof. Kabaalioğlu, bir Alman profesörün “bir Türk profesör bizim uluslararası antlaşmaları ihlal ettiğimizi iddia ederek toplantılarımıza katılmıyor” diyerek Alman Dışişleri Bakanlığı’na başvurduğunu, dönemin Dışişleri Bakanı’ nın 1981 yılında yazdığı mektupta “Sayın Profesör, bu geçici bir uygulamadır” demesine rağmen 35 yıldır Türk vatandaşlarına vize duvarının devam ettiğini özellikle Anadolu’nun çeşitli kentlerinde sanayici, iş adamı, bilim adamı ve öğrencilerin İstanbul’a gelmek zorunda kaldıklarını ayrıntıları ile anlattı.

Avrupa Adalet Divanı kararlarına da uyulmadığını kaydeden Prof. Kabaalioğlu, konunun sadece Schengen vizesi olmadığını özellikle İngiltere ve irlanda’nın fahiş vize ücretleri uyguladığını hatırlatarak “siz AB temsilcisi olarak İngiliz vizesinin de anlaşmaya aykırı olduğunu ifade ettiğimizi lütfen Brüksel’de sürekli vurgulayınız” dedi.


16 Ekim 2015 tarihinde İspanya Büyükelçisi ile Düzenlenen Toplantıya Ait Resimler

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, 29 Eylül – 1 Ekim 2015 tarihleri arasında Institute of Philosophy and Law, Ural Division of the Russian Academy of Sciences tarafından Ekaterinaburg, Rusya’da düzenlenen “Anti-corruption”  konferansına katıldı.


İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Genel Kurul Toplantısı’nda Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu oybirliği ile Divan Başkanı seçildi.

7 Temmuz 2015 tarihinde TOBB Plaza’da gerçekleştirilen İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Genel Kurulu’nda Divan Başkanlığı görevine Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve İKV Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu oybirliği ile seçildi. Delegelere teşekkür eden Prof. Dr. Kabaalioğlu, 22 yıldır İKV Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, bu sürenin yedi yılında İKV Başkanlığı ve iki yılında da Başkan Yardımcılığı olmak üzere en uzun süre görev yapan Başkan ve Yönetim Kurulu Üyesi sıfatından sonra bu kez de Divan Başkanı seçilmesinden ötürü delegelere teşekkür etti.

  İKV Genel Kurul Toplantısı İKV üyelerinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Şehitlerimiz için yapılan saygı duruşu ile başlamıştır

                               Başkanlık Divanı: IHKIB Başkanı İsmail Karagüller,  Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ve IKV Genel sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas 

Yapılan seçimlerde Kocaeli Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Sn. Ayhan Zeytinoğlu IKV Başkanı olurken, Prof. Dr. Kabaalioğlu da ikinci kez başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Zeytinoğlu, Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun eski bir öğrencisi olması nedeniyle aynı yönetim kurulunda görev yapmaktan ötürü duyduğu memnuniyeti belirtti.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar, İKV Başkan Yardımcısı ve Eski Başkan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, TOBB Başkan Yardımcısı  Halim Mete,  IKV Başkanlığından ayrılan DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan, İstanbul Hazır Giyim İhracatçılar Birliği  İHKİB Başkanı İsmail Karagüller ve IKV önceki Başkanlarından Sedat Aloğlu

Yeditepe Hukuk öğrencileri, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve American University Washington College of Law işbirliği ile bu yıl 11.si düzenlenen Washington D.C. Yaz Okulunda

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri 2005 yılından bu yana ABD’de Washington, D.C.’de bulunan ve Uluslararası Hukuk konusunda (Amerika’da US News & World Report a göre) Amerika’daki hukuk fakülteleri içerisinde  ilk beşe giren American University Washington College of Law’da düzenlenen Yaz Okuluna katılıyorlar. 1 ay sürecek olan ”hukuk yaz okulu programı” bu yıl 3 Temmuz 2015 ile 2 Ağustos 2015 tarihleri arasında, 25 Yeditepeli Hukuk öğrencisinin katılımı ve Yard. Doç. Dr. Zuhal Arıç’ın onlara eşlik etmesiyle gerçekleştiriliyor. Yaz okuluna katılan 25 öğrenciden 24′ünün kız öğrenci olması Washington College of Law’da 18 yıldır Dekanlık görevini yürüten Prof. Dr. Claudio Grossman’ın esprilerine yol açtı.

Bir ay sürecek program zarfında Yeditepe Hukuk Fakültesi öğrencileri, Washington College of Law’da Amerikan Hukukunda haksız fiiller (torts) ve sözleşmeler hukuku (contracts) konularında ders görmektedir. Ayrıca, Amerikan Mahkemelerini ziyaret edip, hakimlerle birebir görüşme fırsatı bulacak olan katılımcılar; burada görülecek olan davalara gözlemci olarak katılıp duruşmaları takip imkanı bulacaklardır. Mahkeme ziyaretlerinin ardından ABD Kongresi, ulusal müze ve kütüphanelere özel ziyaretler düzenlenecektir.

İşbirliği programının diğer tarafında ise her yıl Haziran ayında Washington College of Law’un öğrencileri de Yeditepe Hukuk Fakültesi’ne gelerek Yeditepe Hukuk Öğretim Üyelerinin ders verdiği yaz okuluna katılmaktadır.  Söz konusu yaz okulu programı  ABA – American Bar Association’a akredite olduğu için burada alınan notlar ABD’de tüm hukuk fakültelerinde kabul edilmektedir.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Stuttgart Barosu Avukatlarından Prof. Dr. Dr. hc. Rolf Gutmann’ın 1930 tarihli Türk-Alman Ticaret Anlaşması’na İlişkin Hukuki Tespitlerinin Basında Yankıları

Konuya ilişkin haberler için tıklayınız,

Link 1Link 2Link 3, Link 4Link 5Link 6, Link 7


SEMİNER DUYURUSU

AB HUKUKUNDA TÜRK VATANDAŞLARININ HAKLARINA İLİŞKİN SON GELİŞMELER

25 MAYIS 2015

TOBB PLAZA, VIP SALONU / LEVENT İSTANBUL

14.00 AÇIŞ VE MODERASYON:

AV. DR. MURAT UĞUR AKSOY, YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

14.15 PROF. DR. ROLF GUTMANN, SOYSAL DAVASI AVUKATI, STUTTGART BAROSU ÜYESİ, YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

15.15 SORU CEVAP

16.00 KAPANIŞ

SEMİNER ALMANCA VE İNGİLİZCE OLUP, ARDIŞIK ÇEVİRİ YAPILACAKTIR.


“Magna Carta: 800. Yıl Anayasa ve Vergi Penceresinden Görünenler” konulu toplantı 13 Mayıs 2015 tarihinde İnan Kıraç Salonu’nda Gerçekleştirildi.

 

 

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Kulübü tarafından düzenlenen “Magna Carta: 800. Yıl Anayasa ve Vergi Penceresinden Görünenler” konulu toplantı Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Oktay Uygun, Prof. Dr. Sultan Tahmazoğlu Uzeltürk, Prof. Dr Hakan Uzeltürk, Prof. Dr. Yaşar Gürbüz ve diğer değerli birçok akademisyenin katılımı ile 13 Mayıs 2015 tarihinde İnan Kıraç Salonu’nda gerçekleştirildi.
 
Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun açış konuşmasından sonra Hukuk Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr Yaşar Gürbüz’ün başkanlığını yaptığı oturumda Prof. Dr. İlber Ortaylı “Magna Carta Libertatis” konusunda bir sunum yaptı.

Sabah oturumu sonrası Prof. Dr. İlber Ortaylı, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Yeditepe Üniversitesi Medeni Hukuk Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nami Barlas ile birlikte

Öğrencilerin ve diğer akademisyenlerin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Topkapı Sarayı Müzesi müdürlüğüne atanmadan önce Yeditepe Hukuk Fakültesinde Hukuk Tarihi dersleri vermekteydi.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Cenevre Polis Akademisi Öğretim Üyesi Dr. Begüm Bulak, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Yeditepe Üniversitesi Vergi Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Uzeltürk

Magna Carta’nın Anayasa ve Vergi Hukuku açısından değerlendirildiği öğleden sonraki oturumların ardından toplantı katılımcılara sertifikalarının verilmesi ile son bulmuştur.

Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği (ELFA-European Law Faculties Association) 20. Yıl Genel Kurul Toplantısı ve Konferans Programı “Hukuk Fakülteleri Yol Ayrımında”, 16-19 Nisan 2015 tarihleri arasında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlendi.

Başkanlık görevini Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun yürüttüğü ELFA-Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği’nin 2015 yılı Genel Kurul Toplantısı ve Konferans Programı, 16-19 Nisan 2015 tarihleri arasında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin ev sahipliğinde rekor katılım ile gerçekleştirildi.

ELFA Genel Kurul Toplantısı ve Konferans Programı fotoğraf albümüne ulaşmak için tıklayınız.

1995 yılında Avrupa’daki hukuk fakültelerinin ve hukuk eğitiminin karşılaştığı sorunların tartışılması için uluslararası bir platform yaratma hedefi ile kurulan ELFA, Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun başkanlık döneminde edindiği yeni vizyonu ile sadece Avrupa ile sınırlı kalmayan global bir statüye kavuşmuştur. 2014-2015 yıllarında Avrupa’dan gelen rekor düzeyde üyelik başvurusunun yanı sıra ABD, Çin, Rusya, Avusturalya, Güney Amerika ülkeleri gibi pek çok başka kıtalarda yer alan hukuk fakültelerinin de “bağlı üye statüsü” altında katılımı ile ELFA tarihinin en geniş çaplı genel kurul toplantısı ve konferans programı yeni üyelerin katılımı ile İstanbul’da yapılmıştır.

Programa 35 ülkeden 103 üniversite ve meslek örgütünü temsilen 200’den fazla hukuk fakültesi dekanı, hukuk profesörü ve üst düzey idari temsilci katılmıştır. Bunun yanında 17 Nisan 2015 tarihinde İnan Kıraç Salonu’nda düzenlenen açılış oturumuna katılım gösteren ülkelerin İstanbul Başkonsolosları ve çeşitli gazetelerin köşe yazarları da ilgi göstermişlerdir.

ELFA Genel Kurul ve Konferans Programı, 16 Nisan 2015 tarihinde “Büyük Kulüp’te” verilen “Açılış Resepsiyonu” ile başlamıştır. Dünyanın farklı bölgelerinden İstanbul’a gelen hukukçuların ve uluslararası düzeyde tanınmış hukuk bürolarının yoğun ilgisi ile başlayan açılış resepsiyonunu katılımları ile onurlandıran Yeditepe Üniversitesi’nin Kurucusu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Sn. Bedrettin Dalan, hukuka ve hukukçulara verdiği önemi resepsiyonda tekrar dile getirmiştir. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve ELFA Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ve Groningen Üniversitesi AB Hukuku Profesörü ve ELFA Birinci Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Laurence Gormley’in konuşmalarının ardından resepsiyon sona ermiştir.

ELFA  Konferans Programı, 17 Nisan 2015 tarihinde Yeditepe Üniversitesi Rektörlük Binası, İnan Kıraç Salonu’nda gerçekleştirilen açılış oturumu ile başlamıştır. Toplantıya dünya genelindeki akademisyenlerin ve hukuk fakültesi delegelerinin yanı sıra, İstanbul’da bulunan üst düzey diplomatik temsilciler, köşe yazarları, basın mensupları, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri ve İstanbul’da bulunan liselerden konuya ilgi duyan birçok öğrenci katılmıştır.

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç’ın açılış konuşması ile başlayan program, Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun, Sn. Bedrettin Dalan’ın katılımcılara hitaben yazmış olduğu konuşmasını okuması ile devam etmiştir.

Panelin başlamasından önce, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, Yeditepe Oda Orkestrası ve Yeditepe Senfoni Orkestrası’nın Kurucusu Doç. Dr. İslam Manafov vermiş olduğu kısa bir piyano resitali ile akademik toplantıya sanatıyla ayrı bir boyut katmıştır.

Oturum başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun giriş konuşmasının ardından Lüksemburg Üniversitesi ve Avrupa Birliği Genel Mahkeme Başkanı Sayın Marc Jaeger’in Genel Mahkeme’nin AB Yargı Sistemi’ndeki rolünü açıklayan “The Role of the General Court in the EU Judicial System” konulu konuşması ile panel başlamıştır.

Sonrasında, Peking Üniversitesi Uluslararası Hukuk Fakültesi’nin Amerikalı Dekanı Prof. Phlip McConnaughay Çin’deki Hukuk Eğitimi hakkındaki tecrübelerini paylaşarak Çin’in neden AB ve ABD’den bir adım daha ileride olduğunu “One Step Ahead of EU and US” başlıklı konuşmasında değerlendirmiştir.

Kaliforniya Üniversitesi Hastings Hukuk Fakültesi eski Dekanı ve Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği (AALS) eski Başkanı Prof. Leo Martinez’in, hukuk mesleğinin Amerika’da karşılaştığı sorunları açıklayan tebliğinden sonra Rusya’nın en prestijli üniversitelerinden Kazan Federal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ilsur Salikhov’un Rusya’daki hukuk eğitimini değerlendiren konuşması katılımcıların büyük ilgisini çekmiştir. Son olarak, Batı Avustralya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Erika J. Techera “Internationalization and Research Collaboration: An Australian Perspective” (Uluslararasılaştırma ve Araştırma İşbirliği: Avusturalya Perspektifi) konulu tebliğini sunmuştur.

Dünya’daki hukuk eğitiminin en önemli otoriteler tarafından Türkiye, Avrupa, Çin, Rusya, ABD ve Avusturalya perspektiflerinden değerlendirildiği ve hukuk fakültelerinin ne gibi bir yol ayrımında olduğunun detaylı bir şekilde açıklandığı panel sonunda katılımcılar soru-cevap bölümünde kendi ülkeleri açısından da durumu değerlendirerek panelin bilimsel tartışmalarına katkıda bulunmuşlardır.

ELFA Genel Kurul Toplantısı ve Konferans Programı açılış oturumunu izlemek için tıklayınız.

Öğleden sonra eş zamanlı başlayan paneller delege ve katılımcıların yoğun ilgisi altında devam etmiştir. Saat 14.00’de eş zamanlı olarak başlayan üç panel, konuşmacıları ve tartışılan konular şu şekildedir:

Challenges for Lawyers with the Transatlantic Trade and Investment Partnership Treaty: What is for Legal Profession” (Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması ile Avukatların Karşılaşacakları Zorluklar) konulu panel, ELFA Birinci Başkan Yardımcısı, Groningen Üniversitesi Jean Monnet Profesörü ve AB Hukuku konusunda çok sayıda kitabın yazarı olan Prof. Laurance Gormley başkanlığında; ABD’nin UNCITRAL ve UNIDROIT temsilcisi Prof. Henry Gabriel, Kent Üniversitesi’nden Prof. Harm Schepel, St. Etienne Üniversitesi’nden Dr. Vahit Polat ve KKTC-Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Dr. Ulaş Gündüzler’in katılımıyla gerçekleşmiştir.

International Double Degrees, Joint and Double Degrees” konulu panel Barcelona Üniversitesi Hukuk Fakültesi Eski Dekanı ve ELFA Başkan Yardımcısı Prof. Josep Maria De Dios Marcer’in başkanlığında yapılmıştır. Bu oturumda geçmiş dönem ELFA Başkanı ve Strazburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Anne Klebes-Pelissier, Barselona Barosu temsilcisi Av. Marta Isern, Avustralya’dan Prof. Erika Techera ve Texas Tech Üniversitesi Sağlık Hukuku Programı Müdürü ve 1 Temmuz itibariyle Cincinnati Hukuk Fakültesi’nde dekanlık görevini üstlenecek olan Prof. Jennifer Bard tebliğ sunmuştur.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi AB Hukuku ve Rekabet Hukuku Öğretim Üyesi ve Avrupa Birliği Genel Mahkeme’de 9 sene hâkimlik görevini üstlenmiş olan Prof. Dr. Vilenas Vadapalas “European Criminal Law, Recent Experience and next 10 years” (Avrupa Ceza Hukuku, Son Tecrübeler ve Gelecek 10 Yıl) konulu panelde bir tebliğ sunmuştur. Söz konusu panele ELFA Yönetim Kurulu Üyesi ve Masaryk Üniversitesi Ceza Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Vera Kalvodova başkanlık etmiştir. Ayrıca, Fribourg Üniversitesi’nden Prof. Gerhard Fiolka ve Yeditepe Üniversitesi’nden Dr. Barış Erman da panelde birer konuşma yapmıştır. Son dakika programında değişiklik yapmak durumunda kalan İstanbul Barosu Başkanı, Yeditepe Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal tebliğ sunacağı oturuma katılamamasından ötürü üzüntüsünü dile getirerek, bu çok önemli programın en iyi şekilde geçmesi için iyi dileklerini içeren bir mesaj göndermiştir.

İlk oturumların tamamlanmasından sonra ikinci oturumlarda ise ELFA ile yakın işbirliği içerisinde olan Güneydoğu Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği’nin (SEALS) “Edward Snowden” konusunda düzenlediği panel sadece hukukçular tarafından değil üniversite bünyesindeki diğer birçok akademisyen ve öğrencinin katılımı ile gerçeklemiştir. Loyola, New Orleans Üniversitesi’nden Prof. Pat Hugg’ın oturum başkanı olduğu ve açılış konuşmasını yaptığı panelde, Prof. Dane Ciolino (Loyola, New Orleans Üniversitesi), Prof. Richard Meyer (Mississippi Hukuk Fakültesi), Prof. David Ritchie (Mercer Hukuk Fakültesi) ve Prof. Jon Garon (Nova Güneydoğu Shepard Hukuk Merkezi) konuşmacı olarak katılmışlardır. Tam başlığı “Edward Snowden’s Disclosures: Whistleblower, Spy, Patriot or Traitor?” (Edward Snowden’in İfşa Ettikleri: Muhbir, Casus, Vatansever veya Hain mi?) olan panelde dünya çapında çokça tartışmalara konu olan önemli bir hukuki vaka iddia ve savunma açısından değerlendirilerek devlet, ulusal güvenlik ve birey kavramları önemli hukukçular tarafından sorgulanmıştır.

 

Avrupa Birliği Genel Mahkeme Hâkimlerinden, Hâkim Irena Wiszniewska-Bialecka ve Hâkim Savvas Papasavvas’ın son zamanlarda Avrupa’da marka ve rekabet hukuku alanında öne çıkan davalara ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir başka panelde ise İspanya-Bask Bölgesi Rekabet Kurulu Başkanı ve Deusto Üniversitesi Uluslararası Hukuk Jean Monnet Kürsü Başkanı Prof. Maria Pilar Canedo ve CEU San Pablo Üniversitesi’nden Prof. Patricia Santos Rodriguez de tebliğ sunmuşlardır. Rekabet ve marka hukuku üzerine derin analizlerin yapıldığı bu panelin başkanlığı Torino Üniversitesi’nden Prof. Michele Graziaedi tarafından yürütülmüştür.

Panellerin ardından katılımcılar Moda Deniz Kulübü’nde düzenlenen gala yemeğine geçmişlerdir. Moda Deniz Kulübü’nde kokteyl ile başlayan program, akşam yemeği ile devam etmiştir.

Programda Yeditepe Üniversite Psikoloji Bölümü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencisi Sn. Başak Hanım’ın Türk ezgilerinden oluşan mini konseri katılımcıların yoğun ilgisini çekmiştir.

18 Nisan 2015 tarihinde program düzenlenen bir panel ve ELFA Genel Kurul Toplantısı ile devam etmiştir. Sabah oturumunda düzenlenen son panelde hukuk fakültelerine giriş koşulları Polonya, İngiltere, ABD ve Ukrayna açısından değerlendirilmiştir. Varşova Üniversitesi’nden Prof. Marek Grzybowski  başkanlığında yine aynı üniversitenin öğretim üyelerinden ve önceki dönem ELFA Başkanlığı görevini yürüten Prof. Jacek Petzel, Birmingham Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Julian Lonbay, Kaliforniya Hastings Üniversitesi’nden Prof. Leo Martinez ve Volodymyr Koretskyi Devlet ve Hukuk Enstitüsü’nden Prof. Oleksiy Kresin tebliğ sunmuşlardır.

Panel sonrasında verilen kahve arasının ardından ELFA Genel Kurul Toplantısı Rektörlük Mavi Salon’da yapılmıştır. Genel Kurul Toplantısı’nın başlangıcında panel oturum başkanları yönetmiş oldukları panellere ilişkin hazırladıkları raporları katılımcıların bilgisine sunmuştur.

Genel Kurul Toplantısı, ELFA Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun açış konuşması ile başlamıştır. Dr. Kabaalioğlu başkanlık dönemine ilişkin icraatlarını özetlediği konuşmasında Birliğin uluslararası tanınırlığının arttırılması, mevcut Birliğin Avrupa dışında da etkin olabilmesi için Güneydoğu Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği (SEALS), Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği (AALS), Avustralasya Hukuk Eğitimcileri Birliği (ALTA) gibi birliklerin yanı sıra ABD’den Meksika’ya Bahreyn’den Pakistan’a kadar birçok hukuk fakültesi ile üyelik ve işbirliği ilişkisi kurulduğunu ve üyeler arasındaki koordinasyonu güçlendirmek için yapılan çalışmaları açıklamış; dünyanın birçok bölgesinden üniversiteler ile bağlantılar kurularak bir sene içerisinde 40 yeni üyenin Birliğe dâhil olduğunu, Birliğin logosundan web sitesine kadar en ufak detayın gözetilerek marka değerinin ve bilinirliğinin arttırıldığını belirtmiştir.

Konuşmasının ardından uzun süre alkışlanan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yeni dönemde de başkan olması için Genel Kurul üyeleri tarafından gelen taleplerini nazikçe reddetmiştir.

Ardından ELFA Birinci-Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Laurence Gormley’nin Genel Kurula sunduğu ELFA Sonuç Bildirisi oybirliği ile kabul edilmiştir.

Sonuç Bildirisi metni şu şekildedir:

AVRUPA HUKUK FAKÜLTELERİ BİRLİĞİ

18 Nisan 2015 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Yıllık Genel Kurul Toplantısında aşağıda belirtilen kararı almıştır:

Aşağıdaki gerekçelerle;

Avrupa’daki ve başka yerlerdeki hukuk fakülteleri, Avrupa vatandaşlarına ve bu pazarda yer alan diğer katılımcılara sağlanan hukuki hizmet talebinde ve türlerinde meydana gelen değişikliklere ayak uydurmalarını sağlayacak ileriki gelişimleri bakımından önemli bir dönüm noktasında yer almaktadırlar.

Hukukun üstünlüğüne tabi olan hukuk sistemlerinin doğru şekilde korunması için toplumda değişen gelişmeleri anlayabilecek ve bunlara karşılık verebilecek iyi eğitimli hukuk mezunlarına ihtiyaç vardır.

Herkese açık bir adalet sistemine erişim imkânı, hukukun üstünlüğüne tabi olan uygar toplum ilişkilerinin köşe taşıdır.

Bu erişim imkânı, idari eylemlerin yargısal değerlendirmelerine getirilen kısıtlamalardan dolayı pek çok ülkede tehdit altındadır.

Yargının bağımsızlığı ve kendi alanında ileri düzeyde uzmanlık bilgisine sahip olması, hukukun üstünlüğünün düzgün işleyişi için gereklidir.

AVRUPA HUKUK FAKÜLTELERİ BİRLİĞİ;

Pek çok Avrupa ülkesinde yargının bağımsızlığı ilkesinin tehdit veya baskı altında olduğunu belirtmektedir.

Türkiye’de adil yargılanma hakkının pek çok kez ihlal edilmiş olmasından üzüntü duymaktadır.

Yargının bağımsızlığını sağlamaya yönelik çabaları memnuniyetle karşılamakta ve uygun şekilde tazminat sağlanması, hakların iade edilmesi ve diğer çözüm önerilerinin sunulması için harcanan emekleri fazlasıyla desteklemektedir.

Üyelerini ve tüm Avrupa hukuk fakültelerini aşağıda belirtilen görevleri yerine getirmeye davet eder:

- Hukuk öğretiminde, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığına saygı gösterilmesi hususunun vurgulandığından emin olmak;

- Son derece yetkin ve düzgün eğitimli hâkimlere ihtiyaç duyulduğunu belirtmek;

- Kurgusal duruşma alanında tartışılan konuya hakim olunmasına özen göstererek özellikle ulusal ve uluslararası düzeyde iyi örnekler geliştirmek;

- Hukuk mezunlarının yüksek düzeyde entelektüel standartlara uygun olarak eğitilmesine yönelik ihtiyacın tam anlamıyla bilincinde olmak;

- Hukuk öğrencilerinin son derece önemli hukuk becerilerini edinmesi için doğru şekilde eğitilmesini sağlayacak hukuk fakültelerinin yeterli düzeyde finanse edilmesi konusunda baskı uygulamak;

- Yeni açılan hukuk fakültelerine iyi nitelikli hukuk öğretmenlerinin alınmasını sağlamak;

- Hukuk okuyanların hukuki eğitimlerinin, en iyi uygulamalara uygun olarak kabul edilen bir akreditasyon sistemine tabi tutulmasını, böyle bir sistemin henüz var olmaması hâlinde yasal eğitim müfredatının ve hizmetinin en azından kendi ulusal (veya federal sistemlerde bölgesel) yargı organlarının ve barolarının gerekliliklerini (müfredata daha geniş yelpazede hukuki ve benzer konuların dâhil edilmesine engel olmaksızın) yerine getirmesini ve dışarıdan değerlendirilmeye tabi tutulmasını sağlar;

- Hukuk mezunlarının bir vakum içerisinde faaliyet göstermediğini ve giderek artan uluslararasılaşmanın ve ulusötesi ilişkilerin geliştirilmesinin hukuk eğitimini yeni ve heyecan verici zorluklarla karşı karşıya getirdiğini kabul ederek onların hem başka ülkelerdeki hukuk fakültelerinde hem de başka disiplinlerdeki fakültelerde birleşik ve çift derece programlarına katılmasını desteklemek:

- Hukuk mezunlarının; hukuk sistemi ve hukukun üstünlüğünden oluşan bütünlüğün merkezine inen ihlâllerin açığa çıkarılmasında ihbarcıların rolünü anlamalarına yardımcı olmak;

- Hukuk mezunlarının, dijital çağın getirdiği sorunları ve bireysel gizliliğe saygı gösterilmesi konusundaki gerekliliği anlamalarını ve iyi donanımlı olmalarını sağlamak;

- Hukuk mezunlarını, konuşma özgürlüğünü ve demokratik toplum yapısını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde tanınan şartlar çerçevesinde savunmaya teşvik etmek.

Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi kuruluşlarını ve bu kuruluşlara üye devletleri aşağıda belirtilen görevleri yerine getirmeye davet eder:

- Tüm Avrupa ülkelerinde hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığının korunması ve bunlara saygı gösterilmesi için çaba sarf etmeye devam etmek;

- Bu ülkelerin fon programlarında, hukukun üstünlüğünü ve bireylerin temel haklarına saygı gösterilmesini teşvik eden projelere yeterli fon sağlandığından emin olmak;

- Hukukun üstünlüğünün korunması yönünde önemli katkılarda bulunan, Avrupa ülkelerinde en iyi düzeyde hukuk eğitiminin sağlanması ve geliştirilmesi için üye devletler tarafından üstlenilen faaliyetleri tamamlamak amacıyla Avrupa fon programının mevcut olmasını sağlamak.

Avrupa barolarını ve hukuk cemiyetlerini aşağıda belirtilen görevleri yerine getirmeye davet eder:

- Kökeni bakımından Avrupalı, sonuçları bakımından ise giderek daha fazla pan-Avrupalı olan, hukuki hizmetlerin sağlanmasında değişen yapıya ve hem bireyleri hem de işletmeleri etkileyen hukuki araçların değişen yapısına karşılık hukuk eğitiminde mevcut yeni girişimleri finanse etmek veya finanse etmeye devam etmek;

- Adaletin erişilebilir ve herkese açık olmasını; etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının zarar görmemesini sağlamak için elinden geleni yapmak.

Sonuç bildirisinin kabulünün ardından ELFA Başkanlığına oybirliği ile Groningen Üniversitesi Öğretim Üyesi ve ELFA Birinci-Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Laurence Gormley; yeni yönetim kurulu üyesi olarak da Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hukuk Yüksek Lisans Programı Müdürü Prof. Dr. Andreas Ziegler seçilmiştir.

Dilek ve temennilerin ardından katılımcılar Yeditepe Üniversitesi’nden ayrılarak Kadıköy’de kendilerine bekleyen Bosfor Gemisi ile yemekli boğaz gezisine katılmışlardır.

Programın son günü olan 19 Nisan 2015 tarihinde ise katılımcılar grup halinde önce Topkapı Sarayı’nı gezmişler daha sonra Tarihi Yarımada’da serbest zaman geçirme imkânına sahip olmuşlardır.

Programa ilişkin tüm resimlere ulaşmak için tıklayınız.

ELFA Genel Kurul Toplantısı ve Konferans Programı’na ilişkin basında çıkan haberler:

Abbas Güçlü’nün Milliyet Gazetesi’nde çıkan yazısı:

Dr. Murat Uğur Aksoy’un Para Dergisi’nde çıkan yazısı:

Habertürk Gazetesi’nin haberi:


Konferans: ABD Adalet Bakanlığı Hukuk Danışmanı Prof. John Engstrom, 21 Nisan 2015, saat 12.00′de hukuk fakültesi öğrencilerine “U.S. Model for Investigating and Prosecuting Complex Crimes – From La Cosa Nostra to Wall Street to Today’s Terror Threats” konulu bir konferans vermiştir.


Konferans: Prof. Jennifer S. Bard, 20 Nisan 2015, 10.00-12.00 – Üzeyir Garih Salonu, Rektörlük Binası

Konferans resimleri:


Yeditepe Üniversitesi Ceza Hukuku Bilimleri ve İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Konferans Serisinin üçüncü oturumunda Prof. Dr. Köksal Bayraktar’ın konuşmacı olduğu Hukuk ve Güvenlik konulu konferans 17 Nisan 2015 günü saat 16.00′da Hukuk Fakültesi Z-17 nolu amfide yapılmıştır.


6 Nisan 2015 tarihinde Kastamonu Gazetesi’nde yer alan haberler

 


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Kulübü tarafından 19 Mart 2015 tarihinde “Kadının İnsan Hakları” konulu panel düzenlenmiştir.

Türkiye gündeminin hassas konularından birinin işlendiği panel, öğrencilerin yoğun ilgisi altında Rektörlük Binası Mavi Salon’da gerçekleşmiştir. Panelin sunuş konuşmasını Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinden Eda Dilara Algöz, açılış konuşmasını ise Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yapmıştır.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Kadın Hakları dersini veren ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı Sn. Nazan Moroğlu’nun moderatörlüğü yaptığı panelde Hukuk Fakültesi öğrencilerinden Mustafa Çağatay Akbaş, Melis Asım, Yeditepe Hukuk ve Cenevre Polis Akademisi öğretim üyesi Dr. Begüm Bulak ve Gazeteci Damla Yur konuşmacı olarak katılmışlardır.


Ünlü Anayasa Hukuku Profesörü, Stephen Wermiel Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde.

American University, Washington College of Law’da, Hukuk ve İdare Enstitüsü (Institute of Law and Government) ve Anayasa Hukuku Uygulamaları profesörü olan Stephen Wermiel Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenciler ile buluşacak. Özellikle ABD Yüksek Mahkemesi ve içtihatları konusunda  çok sayıda yayını olan Prof.  Werviel,  Yargıç Brennan hakkında da bir kitap yazmıştır.

Prof. Stephen Wermiel’ın detaylı özgeçmişi ve yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.  


2003 yılından bu yana Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Medeni Usul Hukuku  ve İcra-İflas Hukuku dersleri vermekte olan öğretim üyelerimizden Prof. Dr. Ali Cem Budak yeni bir İcra İflas Kanunu taslağı hazırlanması amacı ile Adalet Bakanlığı tarafından kurulan “Bilim Komisyonu” nda görevlendirilmiştir. 

Prof. Dr. Ali Cem BUDAK’ın kısa özgeçmişi ve başlıca eserleri için lütfen tıklayınız.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Begüm Bulak 12-13 Mart tarihlerinde Hür Brüksel Üniversitesi Avrupa Araştırmaları Enstitüsü (Université Libre de Bruxelles – Institut d’Etudes Européennes) tarafından düzenlenen “Dijital Çağda Denetim, Gizlilik ve Ulusaşırı İlişkiler” (Surveillance, Privacy and Transnational Relations in the Digital Era) konulu sempozyumda tebliğ sunacak.

Sempozyum programı için tıklayınız.

Dr. Begüm Bulak’ın özgeçmişi için tıklayınız


Kariyer Haftası’nda Türkiye’nin önde gelen 27 Hukuk Bürosu Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerine kendilerini tanıttılar..

2-6 Mart tarihleri arasında düzenlenen Yeditepe Üniversitesi Kariyer Haftası kapsamında 27 hukuk bürosu Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde sunum yapıyor. Türkiye’nin önde gelen hukuk bürolarının katıldığı oturumlarda deneyimli avukatlar kendi büroları hakkında bilgi vermenin yanı sıra tecrübelerini paylaşmakta, mezuniyet sonrasına ilişkin soruları cevaplamakta ve işe alım süreçlerini başlatarak öğrencilerin özgeçmişlerini toplamaktadır.

İlk gün, İzmir’de kurulan ve 1990 lı yıllarda İstanbul’a taşınan ve bir süre Yeditepe Hukuk Yüksek Lisans programında ders veren  Prof. Dr. Mahmut Birsel’in kurduğu Birsel Hukuk Bürosu yetkilileri öğrencilerle beraber oldu. Daha sonra  Baker & McKenzie ile işbirliği yapan Dr. İsmail Esin  ve ardından Paksoy hukuk büroları kendilerini tanıttı ve öğrencilerin sorularını yanıtladılar.  İkinci gün BTS, Bezen, Özbek hukuk bürolarını Hergüner, Bilgen ve Özeke ve YKK Yüksel, Karkın Küçük hukuk büroları izledi.

Hukuk büroları dışında, büyük şirketlerin hukuk bölümleri yetkilileri de genç hukukçuları tanımak ve kendilerini tanıtmak amacıyla Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde idi. Garanti Bankası, Philips, DHL Forwarding firmaları  hukuk departmanları da çalışmaları hakkında bilgi verip ilgilenen öğrencilerin özgeçmişlerini topladı.

Önümüzdeki günlerde Moroğlu & Arseven, Karakaya, Egemenoğlu, Bener Hukuk Büroları öğrencilerle birlikte olacak. ELİG, GSC, Akol (White& Case), Herdem, Köksal, Yalçın, Tolgar & Tüfekçi, Gün, Eryürekli, Gökçe, Erdem&Erdem, Ketenci hukuk büroları yanında Yeditepe Üniversitesi kadrolu öğretim üyeleri Prof.Dr. Duygun Yarsuvat, Prof. Dr. Köksal Bayraktar tarafından kurulan Yarsuvat Hukuk Bürosu ile Köksal Hukuk Bürosu elemanları Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde öğrencilerle beraber oldular. Baker & McKenzie  firması ile işbirliği yapan Esin hukuk bürosu yöneticisi Dr.İsmail Esin, üç yıldır Yeditepe’de  International Business Transactions dersini verirken   Türkiye’nin en büyük hukuk bürolarından Hergüner, Özeke nin kurucularından Av.Dr. Ender Özeke Yeditepe’de son on yıldır Yeditepe’de ders vermektedir. Çağa & Çağa Hukuk bürosu yöneticilerinden merhum Av. Barbaros Çağa’ nın da uzun yıllar Yeditepe Hukuk Yüksek Lisans programında ders verdiğini belirten öğrenciler kendisini rahmetle andılar.

Bir hukuk bürosu yetkilisi “üniversite giriş puanlarına göre yapılan sıralamanın yanıltıcı olduğunu”, Hukuk Fakülteleri sıralamasını (ranking)  yapan U.S. News and World Report yayın organı, LSAT- hukuk fakültesine girişte alınan sınav sonuçlarına sadece % 20 ağırlık verirken, o fakülte mezunlarının  mezun olduktan iki ay, altı ay, bir yıl içinde yüzde kaçının iş bulduğunu veya iş bulamadığını  belirleyip ona göre puanlamaktadır” diyerek Amerikalı öğretim üyeleri tarafından yoğun İngilizce hukuk dersleri veren Yeditepe Hukuk Fakültesi’ne büyük önem verdiklerini ifade etti.

Kariyer günlerine ilişkin resimler:

 


Yeditepe Üniversitesi Ceze ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı ve Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat’ı Beyaz Futbol ekibi dersinde ziyaret etti.

Konuya ilişkin Beyaz Gazete’de yer alan haber şu şekildedir:

“Beyaz TV ekranlarında yayınlanan ‘Beyaz Futbol’, Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat’ı ders verdiği üniversitede ziyaret etti. Duygun Yarsuvat’ın başkanlık dışında üniversitede ders verdiği herkes tarafından bilinmektedir. Beyaz Futbol ekibi de hocanın ders verdiği sınıfa girerek başkanın, nasıl hocalık yaptığını görüntüledi. Duygun başkanın öğrenciler tarafından ne kadar sevildiği ve derslerdeki başarısının konuşulduğu röportaj da renkli dakikalar yaşandı. Derse giren muhabire de takılmayı ihmal etmeyen Yarsuvat “Reytingler iyi gelirse yüzde 10′unu alırım” diyerek espiri yaptı.”

Beyaz Futbol’da yer alan görüntüler için tıklayınız:

Galatasaray TV’de yayınlanan “Başkan’ın Ajandası” programında da daha önce Prof. Dr. Duygun Yarsuvat’ın dersine basın mensupları konuk olmuştu. Programı izlemek için tıklayınız.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Ankara’da Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından düzenlenen Jean Monnet Profesörleri Toplantısı’na katıldı.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Ankara’da Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından düzenlenen Jean Monnet Profesörleri Toplantısı’na katıldı. AB Bakanı Büyükelçi Sn. Volkan Bozkır ve Müsteşarı Büyükelçi Sn. Engin Soysal’ın başkanlığında yapılan toplantıda Jean Monnet kürsüleri arasında işbirliği, Erasmus Plus programları gibi konular üzerinde duruldu.

Aynı gün öğleden sonra AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Vekili, Jean Monnet profesörleri ile Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde bir toplantı düzenledi. Her iki toplantıda da konuşan Prof. Dr. Kabaalioğlu  AB’nin Türkiye’de uyguladığı en başarılı programı olan Erasmus’a ayrılan bütçenin azaltılmasını eleştirerek gerek Komisyon’un gerekse Türk Hükümeti’nin bu konuyu yeniden ele alması gerektiğini belirtti.


Dünya çapında faaliyet gösteren denizcilik örgütlerinin en eskisi ve uluslararası deniz hukuku alanında en etkilisi olan Comité Maritime International, 2015 yılı için plânladığı Collouquim ve Assembly etkinliğini 7-9 Haziran 2015 tarihinde İstanbul’da yapacaktır.

Bu etkinlik, 1897 yılında kurulmuş olan Comité Maritime International’ın Türkiye’de yapmayı kabul ettiği ilk toplantı olacaktır.

Türk Deniz Hukuku Derneği’nin ev sahipliğinde icra edilecek olan bu etkinliğin Organizasyon Komitesi Başkanlığı, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Y.Doç.Dr. Bülent Sözer’e tevdi edilmiştir.

Collouquim’un açılışında ‟Key-Note Speech”  Y.Doç.Dr. Bülent Sözer tarafından yapılacağı gibi, kendisi programdaki ana temalardan bir tanesi olan ‟Off-Shore Drilling – Regulation and Liabilities” hakkındaki seminerin eş-başkanlığını da üstlenecektir.

Y.Doç.Dr. Bülent Sözer’in özgeçmişi ve başlıca eserleri için lütfen tıklayınız.


PROF. MARCO VENTORUZZO AB ŞİRKETLER HUKUKU UYGULAMALARI KONUSUNDA KONFERANS VERDİ.

Yeditepe Üniversitesi ve İKV’nin ile birlikte düzenlediği AB’de Şirketler Hukuku konulu konferans 22 Ocak 2015 tarihinde TOBB Plaza Toplantı Salonu’nda yapıldı. Konferans, Yeditepe Üniversitesi İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr. Atilla Dicle’nin açış konuşması ile başladı. Prof. Dicle, AB hukuku açısından şirketler hukuku, şirket birleşmeleri ve şirket alımları konularının önemine değindi ve Prof. Marco Ventoruzzo’yu tanıttı. Prof. Atilla Dicle, Prof. Marco Ventoruzzo’nun, karşılaştırmalı işletmeler hukuku konusunda uzman olduğunu, ABD Penn State Hukuk Fakültesi ve Milano Bocconi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptığını ve  İtalyanca, İngilizce ve Fransızca olarak 50’nin üzerinde kitap, makale ve kitap bölümünün yazarı olduğunu belirtti.

Ayrıca, Ventoruzzo’nun İtalya “Kurumsal Yönetişim” Yasası’nı (corporate governance) hazırlayan komitede görev yaptığını, 2001-2008 yılları arasında İtalyan Menkul Kıymetler Borsası’nda özel hukuk danışmanı görevini yerine getirdiğini, Avrupa Şirketler ve Finansal Hukuk Dergisi gibi birçok bilimsel derginin editoryal kurulunda görev yaptığını ve Oxford, Hamburg, Çin Fudan, Hindistan Bangalore dahil olmak üzere birçok farklı üniversitede ders ve konferans verdiğini ekledi. Prof. Ventoruzzo, konuşmasında, şirketler hukukunun hızla gelişen ve farklı hukuk sistemleri arasındaki etkileşim ile evrilen bir alan olduğunu belirtti. Ventoruzzo, bu alanda AB ülkeleri arasında adım adım bir uyumlaştırma ve direktifler yoluyla harmonizasyon süreci yaşandığını ancak yine de ulusal bağlamlardan kaynaklanana farklı kural ve uygulamaların devam ettiğini belirtti. Ventoruzzo, buna örnek olarak İtalya’da bulunan ve yönetim kurullarında, azınlık hisse sahiplerinin temsiline olanak tanıyan kuraldan söz etti ve bunun diğer AB ülkelerinde bulunmadığını ekledi. Yönetim kurullarının oluşmasına ilişkin kurallar ve diğer şirketler hukuku uygulamaları açısından, bir ülkedeki şirket yapısının, örneğin, aile şirketlerinin oranının, şirketlerdeki hisse yapısının belirleyici olması gerektiğinin altını çizen Ventoruzzo,  şirketlerde yönetim kurullarının oluşmasına dair esaslar hakkında bilgi verdi. Prof. Ventoruzzo konuşmasında, “insider trading” ile ilgili idari ve cezai yaptırımlar, aynı suçtan iki defa yargılanmanın önlenmesi kuralı (double jeopardy), şirket merkezinin lokasyonu (real seat) ile ilgili uygulamalar, azınlık hisse sahiplerinin konumu, şirket birleşmeleri ve şirket alımlarındaki kurallar, zorunlu pay alım teklifi (mandatory bid rule) gibi uygulamaları karşılaştırmalı olarak açıkladı. Konferansa, AB Bakanlığı mensupları, hukukçular, akademisyenler, medya mensupları ve uzmanlar dinleyici olarak katıldı.

Toplantı bilgi notuna ulaşmak için tıklayınız: Bilgi Notu 22 Ocak 2015

Konferansa ilişkin olarak Dünya Gazetesi’nden Didem Eryar’ın haberi:


1-5 Ocak 2015 tarihlerinde Washington, D.C.’de gerçekleştirilen Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği (AALS/Association of American Law Schools) toplantılarına Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği’ni (ELFA/European Law Faculties Association) temsilen ELFA Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu katıldı.

1-5 Ocak 2015 tarihlerinde Washington, D.C.’de gerçekleştirilen Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği (AALS/Association of American Law Schools) toplantılarına Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliğin (ELFA/European Law Faculties Association) temsilen ELFA Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu katıldı.

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği tarafından düzenlenen yıllık toplantıda dört farklı oturumda konuşma yaptı.

Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Profesör Robert C. Post’un AALS Luncheon Address konuğu olarak “Academic Leadership and Scholarship” konusunda yaptığı uzun konuşma büyük ilgi çekti. ABD’de 1915’e kadar akademik özgürlük olmadığını hatırlatan Profesör Post, o tarihlerde Stanford Üniversitesi’nde bir profesörün “uluslararası ticarette altın standardından gümüş standardına geçilmesini” önermesi üzerine üniversitenin sahibi Bayan Stanford’un “Nasıl olur da benim üniversitemde böyle bir öneri yapılır?” diyerek söz konusu bilim adamının işine son verdiğini, ancak Amerikan Üniversite Profesörleri Birliği’nin (American Association of University Professors) 1915 yılında yaptığı bir “Deklarasyon”da akademik özgürlüğün her şeyin üstünde olması gerektiğini vurguladığını diğer örneklerle anlattı.

AALS Başkanı Prof. Rodriguez Yale Dekanı Prof. Robert C. Post’u takdim ediyor

Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Robert C. Post

Amerikan Üniversite Profesörleri Birliği tarafından 1915 yılında yapılan “Declaration of Principles on Academic Freedom and Academic Tenure” isimli bildirisinin yüzüncü yıl dönümünde olduğumuzu hatırlatan Profesör Post’un bir saate yaklaşan konuşması sonunda ayakta alkışlandı. Bu oturumda başkanlık kürsüsünde AALS yöneticileri: Northwestern Hukuk Dekanı Prof. Daniel B. Rodriguez, University of California Hastings College of Law Dekanı ve AALS önceki Başkanı Prof. Leo Rodriguez, Wake Forest Hukuk Dekanı iken George Washington Dekanlığı’na getirilen ve AALS Başkanlığı’na seçilen Blake D. Morant yer alıyordu. Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı’nın Balo salonunda konuşmasından önce Prof. Rodriguez, ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Profesör Dr. Haluk Kabaalioğlu’nu toplantıya katılanlara kürsüden takdim etti. Ayrıca ELFA’nın 16-19 Nisan 2015 tarihlerinde Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde gerçekleştirilecek Genel Kurul Toplantısına AALS’yi temsilen kendisinin katılacağını açıkladı.

Marriott Wardman Park Oteli’nin yirmiden fazla salonunda aynı anda gerçekleştirilen farklı oturumlarda çok değişik konular gündeme getirildi. Virginia Suite C salonlarında “Uluslararası Hukuk İşbirlikleri, Değişim Programları” konularındaki oturumu American University Washington College of Law’dan Prof. Theresa Kaiser yönetti. Programda University of Kentucky College of Law’dan Prof. David A. Brennan, Universitat Lucerne’den Prof. Alexander Morawa, ABD Dışişleri Bakanlığı Akademik Değişim Programları Direktörü Latta C. Muck, Indiana University McKinney School of Law’dan Prof. Xuan Than Nguyen, American University Washington College of Law’dan Prof. Jayesh Rathod, John Marshall School of Law’dan Prof. Mark E. Wojcik konuşma yaptı. Prof. Morawa yabancı ülkelerde ders verirken çok büyük saygıyla karşılandığını anlatırken değişik örnekler verdi. Yeditepe Üniversitesi’nde bir öğrenci asistanın kendisini saygıyla eğilerek karşıladığını ve asansöre dahi kendisiyle binmediğini eğilerek selam verdiğini ifade etti.

Oturumu yöneten Prof. Theresa Kaiser mensubu olduğu American University Washington College of Law’un 2002 den bu yana yakın işbirliği içinde olduğu  Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı’nın salonda olduğunu belirterek öncelikle kendisine söz vereceğini açıkladı. Prof. Dr. Kabaalioğlu, Yeditepe’de Amerikalı öğrenciler için ve Washington’da Yeditepe öğrencileri için gerçekleştirdikleri Yaz Okulu Programlarının artık kurumsallaştığını, on yıldır bine yakın öğrencinin bu programlara katıldığını anlattı. ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği’nin bu yılki Genel Kurulu Topalntısı’nın Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirileceğini belirten Prof. Kabaalioğlu tüm izleyicileri Yeditepe’ye davet etti. Prof. Morawa’nın belirttiği üzere Yeditepe’de öğretim üyelerine saygılı davranıldığını ancak öğrenci-öğretim üyesi ilişkilerinin de son derece yakın olduğunu belirtti. Kendisine eşlik eden öğrencinin Morawa ile birlikte asansöre binmemesininim ise “ya öğrencinin ya da Prof. Morawa’nın deodorant kullanmamış olmasına bağlamak” gerektiğini belirtmesi salonda kahkahalara neden oldu.

AALS’ın Sermaye Piyasası Hukuku Komitesi, “İçerden Ticaret/Insider Trading” konusunu düzenleyen 1934 tarihli kanunun 10B-5 maddesinin geleceğine ayrılmıştı: “The Future of Rule 10B-5”. Oturuma Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. John C. Coffee, Jr, St.Louis Hukuk Fakültesi’nden Prof. Hillary A. Sala, Georgetown Üniversitesi’nden Prof. Robert B. Thompson ve Paul, Weiss, Rifind Hukuk Firması’ndan Av. Lorin Reisner, UCLA’dan Prof. Park, Boston Üniversitesi’nden Prof. David Webber katıldı. Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, 1976 yılında Tarabya Oteli’nde yapılan bir seminerde “içerden ticaret” konusunda bir örnekle sorduğu soruya o gün cevap vererek “Olur mu öyle şey, alan alır, satan satar” diyerek içerden ticareti kabul etmeyen bir profesörün daha sonra içerden ticaretin önlenmesi gerektiğini kabul ettiğini hatırlattı.

Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. John C. Coffee konuşmasını yaparken

Av. Lorin Reisner

AALS’ın “Showcase Speaker” programının bu yıl konuğu Sermaye Piyasası Kurulu – Securities and Exchange Commission (SEC) Başkanı Mary Jo White idi. 2013 yılında SEC Başkanlığı’na atanan Bayan White 1993-2002 yılları arasında New York Güney Bölgesi Birleşik Devletler Savcısı/U.S. Attorney idi. 2nd Circuit olarak da bilinen istinaf mahkemesinde çok sayıda sermaye piyasası ihlaline ilişkin davalar açan Bayan White daha önce Adalet Bakanlığı Attorney General Yardımcılığı da yapmıştı.

Securities and Exchange Commission (SEC) Başkanı Mary Jo White Konuşmasını Yaparken

Thurgood Marshall Balo Salonunda yapılan toplantıda SEC Başkanı Bayan White’ı takdim etme görevi kardeşi Prof. Carl.C. Monk’a verilmişti. Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde üç yıl önce görev yapan Prof. Carl C. Munk, 18 yıl AALS/Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği başkanlığı görevini üstlenmişti. Toplantıdan sonraki oturumda Prof. Munk, Kabaalioğlu’nu SEC Başkanına tanıştırdı ve Yeditepe Üniversitesi’nin Türkiye’nin en iyi hukuk fakültesi olduğunu ve çok güzel bir kampüsü olduğunu vurguladı.

Prof. Monk

AALS’ın Avrupa Hukuku bölümü tarafından düzenlenen “AB-ABD Ticaret İlişkilerinin Geleceği: Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nın Değerlendirilmesi” konulu oturumunda George Washington Üniversitesi’nden Prof. Francesca Bignami’nin başkanlığında HEC Paris Hukuk Fakültesi’nden Prof. Alberto Alemanno, Connecticut Hukuk Fakültesi’nden Prof. Richard Parker, UCL Irvine’den Prof. Gregory Schaffer ve American University Washington College of Law’dan Prof. Fernanda Giorgia Nicola konuştu. Prof. Fernanda Giorgia Nicola, kendisinin profesörlük jürisinde yer alan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun da oturuma katılmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu da konuşmacılara teşekkür ettikten sonra aynı konunun 16-19 Nisan 2015 tarihinde Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde gerçekleştirilecek ELFA Genel Kurul Toplantısı’nda da ele alınacağını belirterek katılımcıları İstanbul’a davet etti.

TTIP ABD-AB Paneli

“AALS Advisory Committee on Global Engagement Programı”na da katılan Prof. Kabaalioğlu’nu Washington College of Law Dekanı Prof. Dr. Claudio Grossman katılımcılara tanıttı. ABD Adalet Bakanlığı’ndan Faye Ehrenstamm, Wake Forest Hukuk Fakültesi’nden Prof. Richard Schneider “Rule of Law: Synergies and Opportunities Between the Department of Justice, AALS and Law Schools” konusunda konuştu. Miami Hukuk Fakültesi’nden Prof. Michel DeStefano ve Prof. Erika Pagano “Expanding the Law School Curriculum Technologically with Law without Walls” konusunu irdeledi. ABA/Amerikan Barolar Birliği Direktörü Betsy Anderson “Rule of Law Project- A Role for the Law Schools”, Dünya Bankası’ndan Adalet Reformu Projesi Başkan Yardımcısı Christina Biebesheimer “Strengthening the Judiciary through Cooperation with Law Schools”,  Paris X Nanterre Hukuk Fakültesi’nden Prof. Pascal Beauvais “Developing Partnerships with Law Schools Abroad” konularını ele aldı. Panel ve izleyiciler arasında tartışmaları Washington College of Law’un 18 yıldır Dekanlığını yürüten ve “Pinochet bursuyla yurt dışına gitmek zorunda kaldığını” belirten Prof. Claudio Grossman gerçekleştirdi. Oturum Başkanı Prof. Grossman, oturumu açarken izleyiciler arasında Yeditepe Hukuk Fakültesi Dekanı’nın bulunduğunu anons etti. 1974 yılında Şili’den kaçtıktan sonra Hollanda’ya geldiğini anlatan Prof. Grossman, kırk yıl önce Lahey Barış Sarayında Lahey Devletler Hukuku Akademisi’nde Yeditepe Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ile tanıştığını belirtti ve Yeditepe ve WCL arasında kapsamlı işbirliğinin diğer fakülteler için de örnek teşkil edebileceğini bildirdi. Uzun yıllar ABD’de olmasına rağmen çok koyu bir Latin Amerika şivesi ile konuşan Grossman, “konuşamamadan anlayacağınız üzere uzun yıllar Cambridge Üniversitesi’nde okudum” diyerek dinleyicileri güldürdü.

Prof. Grossman’ın Başkanlık Ettiği Oturumdan Bir Görünüm

“Challenges and Opportunities for US and Chinese Legal Education konulu paneli Northwestern Dekanı Prof. Daniel Rodriguez yönetti. Panele katılan China University of Political Science and Law College of Comparative Law Dekanı Prof. Xiang Gao, Renmin Üniversitesi Çin Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dayuan Han, Shanghai Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Sibao Shen, Beijing Foreign Studies University Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Meng Wan, Peking Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Shouwen Zeng ve yardımcısı Prof. Xixin Wang ile Tsinghua Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Zhenmin Wang Çin’de hukuk fakültelerinin karşılaştığı sorunları anlatarak Amerikan fakültelerinin burslarla öğrencilere destek olmalarını talep ettiler. Bu arada Beijing Foreign Studies University Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Weng Wan, Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun yanına gelerek fakültelerinden bir öğrencinin Yeditepe’de master yapması olanağı tanındığı için müteşekkir olduklarını belirtti.

Çin Halk Cumhuriyeti Üniversitelerinden Hukuk Fakültesi Dekanları

3 Ocak 2015 günü saat 20.30 da Loyola University New Orleans College of Law Centennial Celebration resepsiyonu Wilson salonlarında gerçekleştirildi. 2002 yılından bu yana Yeditepe ile yakın ilişkileri olan Loyola Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinden bir grup her yıl Mayıs ayında Yeditepe Hukuk Fakültesi’ni ziyaret ederek öğretim üyelerinin derslerini izlemektedir. 1000 yıl kutlamalarında ev sahipliğini Dekan Prof. Maria Pabon Lopez yaptı.

Akşam AALS Yeni Başkanı Prof. Blake D. Morant, toplantılara katılan yabancı hukukçular onuruna bir resepsiyon verdi. Resepsiyonda Prof. Dr Haluk Kabaalioğlu öğretim üyelerini İstanbul’da yapılacak ELFA Genel Kurul Toplantısı’na davet etti.

Yabancı Hukuk Fakültelerinden Katılan Dekanlar Onuruna Verilen Resepsiyondan Bir Görünüm


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Avrupa Hukuk Fakülteleri’ni Temsilen Washington D.C.’de Konuşma Yapacak.

ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Washington’da 2-6 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek AALS/Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği Genel Kurul toplantısında Avrupa Hukuk Fakülteleri adına bir konuşma yapacak.

Prof. Dr. Kabaalioğlu, ABD hukuk fakülteleri dekanlarını Yeditepe Üniversitesi’nde 16-19 Nisan 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Genel Kurul Toplantısı’na davet edecek. Yeditepe Üniversitesi’ndeki toplantıya sadece Avrupa ve Amerika’dan değil, Rusya, Çin, Brezilya, Avustralya ve bazı Orta Doğu ülkelerinden de dekanlar katılacak.

Prof. Dr. Kabaalioğlu,1972-74 yıllarında Columbia ve Pennsylvania Üniversitelerinde eğitim gördü, daha sonra 1984-85 döneminde Virginia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Senior Fulbright Scholar olarak çalıştı.


ELFA-Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Bülteni’nin Son Sayısı Yayımlandı.

Bültenin tamamına pdf olarak indirmek için lütfen tıklayınız.


 

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Barosu İşbirliği ile 20 Aralık 2014 Tarihinde Rektörlük – İnan Kıraç Salonu’nda “Tüketici Hukuku Sempozyumu” Düzenlendi.

Sempozyuma ilişkin bazı resimler:

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç açlış konuşmasını yaparken

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu açış konuşmasını yaparken

1. oturumdan bir görünüm

2. oturumdan bir görünüm

3. oturumdan bir görünüm

Prof. Dr. Ali Cem Budak tebliğ sunarken

4. oturumdan bir görünüm


Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından düzenlenen, “Suriyeli Mülteciler” Konulu Çalıştay’da Prof. Dr. Nuray Ekşi tebliğ sunmuştur.

Türkiye İnsan Hakları Kurumu, 11 Aralık 2014 tarihinde Ankara’da “Suriyeli Mülteciler” konulu bir çalıştay düzenlemiştir. Çalıştaya, ilgili bakanlık ve kamu kurumlarının temsilcileri ile konuyla ilgili çalışmaları bulunan akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katılmıştır. Ayrıca, Suriyeli mülteciler tarafından oluşturulan dernek, platform vb. oluşumların temsilcileri de Çalıştayda yer almışlardır. Çalıştaya katılan konuşmacılar, özetle şu hususlara temas etmişlerdir:

 

Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden Pırıl ERÇOBAN tarafından yönetilen “Suriyeli Mülteciler; 2011’den Günümüze Genel Durum ve Hukuki Boyut” başlıklı ilk oturumda Doç. Dr. Murat ERDOĞAN, başlangıçta, Suriye’den ülkemize gelen kişilerin kısa süre kalıp ülkelerine dönecekleri yönünde bir algının mevcut olduğunu ancak bu algının zamanla kaybolduğunu; Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırma Merkezi tarafından konuyla ilgili bir araştırma yapıldığını, bu araştırmanın bulgularına göre ülkemizde halihazırda 1.165.279 kayıtlı Suriyelinin olduğunu, ülkemizi sırasıyla Lübnan (1.147.244), Ürdün (620.441), Irak (228.484) ve Mısır’ın (137.671) takip ettiğini, “açık kapı politikası”nın, bu politikayı uygulayan ülkeleri mağdur ettiğini zira hem mali destek hem de insan paylaşımında sorumluluğun tamamen bu ülkelere kaldığını, ülkemizin 4.5 milyar dolarlık bir maliyet altına girdiğini ve Dünya çapında üçüncü büyük donör olduğunu ifade etmiştir.

Konuşmacı, onsekiz ilde yapılan kamuoyu araştırmasına göre Suriyelilerin “zulümden kaçan insanlar” olarak algılanma oranının yüksek olduğunu ancak bunun yanında vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal kaygılar nedeniyle Suriyelileri dışlama durumunun ciddi bir boyutta olduğunu ifade etmiş, bu insanların geçici değil kalıcı olduğunun altını çizerek eğitim, sağlık, çalışma ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanma hakları konusunda ciddi adımlar atılması gerektiğini belirtmiştir.

Birinci oturumun ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Nuray EKŞİ, konuşmasına uluslararası koruma müessesesini açıklayarak başlamış, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesine ve ülkemizin bu sözleşmeyi, sadece Avrupa’dan gelenlere mülteci statüsü verilebileceğini ifade eden “coğrafi sınır” kısıtlaması ile kabul ettiğine değinmiştir. Avrupa dışından gelenlerin “şartlı mülteci” statüsüne tabi olduğunu fakat bunun bireysel bir durum olduğunu, 28 Nisan 2011’de Suriye’den gelenler gibi kitlesel bir akım olduğu zaman ise Bakanlar Kurulu tarafında alınan ve süresi belirli olmayan bir “geçici koruma” statüsünün verildiğini belirten EKŞİ; bu kararın süre ile sınırlı olmamasının, karasularının da buna dâhil olmasının ve sınırda giriş çıkış yapanlar için ılımlı bir yaklaşım gösterilmesi gibi yönlerinin pek çok Avrupa ülkesi mevzuatından önde olduğunu ifade etmiştir.

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Derneği Başkanı Metin ÇORABATIR tarafından yönetilen “Ulusal ve Uluslararası Örgütler ve Kamu Kurumlarının Suriyeli Mültecilerle İlgili Çalışmaları” konulu ikinci oturumun ilk konuşmacısı Alev ÖRSEL, konuşmasına çalışmakta olduğu Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin görevlerini anlatarak başlamış ve mülteciler konusunda ev sahibi ülkelere yardımcı olmalarının temel görevleri olduğunu belirterek ülkemizde bulunan Suriyeliler konusunda da pek çok konuda destek verdiklerini ve sorunun sadece Türkiye’nin değil uluslararası camianın sorunu olduğunu ifade etmiştir.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı adına toplantıya katılan İsmail YEŞİL, ülkemizin 1923-2011 yıllarında aldığı göç sayısının 2,5 milyon olduğunu belirtmiş, ancak sadece Nisan 2011’den bugüne kadar geçen süre içinde bu rakama yakın sayıda göç alınmış olduğuna ve bu bağlamda AFAD’ın görev ve yetkileri hususunda yapılan “acil durum yönetimi” ve “insani ve teknoloji kaynaklı afetlerde de görevli olma” gibi iki temel ekleme ile Suriyeli mülteci sorunu konusunda da sorumlu bir kurum haline geldiklerini ve 2009 yılında çıkarılan bir yönetmelik ile “kitlesel göç ve iltica”nın da afet/acil durum olarak tanımlandığını ifade etmiştir.

Mülteci Hakları Koordinasyonu temsilcisi Volkan GÖRENDAĞ, Mülteci Hakları Koordinasyonu’nun altı örgütün bir araya gelmesiyle oluştuğunu, 2008’den beri devam eden bir işbirliği ağı olduğunu, sekretaryayı Ankara’da İnsan Hakları Ortak Platformunun (İHOP) yaptığını ifade etmiştir. Suruç’ta sayıları iki yüz bine yakın Kobanili olduğunu, son zamanlarda pasaportla giriş zorunluluğu getirildiğini, sınırı geçerken 17 kişinin silahla vurulduğunu, bunların bir kaçının öldüğünü, açık kapı politikası izleniyorsa pasaportu olmayanlara da giriş hakkı verilmesi gerektiğini, dört yıldan beri mülteci sorununun devam ettiğini, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün bu konuyu çözümlemesi gerektiğini belirtmiştir.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü temsilcisi Mehtap İYİCE, daha önce emniyet birimlerince yürütülen yabancılara ilişkin bütün iş ve işlemlerin Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne devredildiğini, Suriyelilere verilen kimliğin, ikamet izni anlamına gelmediğini, kaldıkları ilde adres kayıt sistemine kayıt yaptırmaları gerektiğini, çalışma izni için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurma hakkı verildiğini, kayıtları tamamlanan kişilere hizmetlerin verilmesi için kurumlara bildirim yapıldığını, bütün yabancılarla ilgili bir veri tabanı oluşturulmakta olduğunu, geçici koruma kapsamındaki Suriyelilere kimlik verildiğini ifade etmiştir.

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği temsilcisi Aybüke EKİCİ, hakların sağlanması ve hukuki yollara başvuru konusunda ciddi sıkıntılarla karşılaşıldığını, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasında ciddi sorunlar yaşandığını, kamp dışında, geri gönderme merkezlerinde, havaalanlarında adeta karadelikler olduğunu, buralara ulaşmalarının çok zor olduğunu, buralardaki iltica taleplerinin işleme alınmadığını, avukata erişim sağlanmadığını, mülteci konusunun insan ticareti, organ ticareti boyutuyla da ele alınması gerektiğini, geçicilik söyleminden uzaklaşmak gerektiğini, toplumla uyum sağlanması gerektiğini ifade etmiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı temsilcisi Hüseyin KOCAPIÇAK, verilen çalışma izninin aynı zamanda ikamet izni yerine de geçtiğini; çalışma izni için Bakanlıklarına başvuru şartı olduğunu, başvurunun internet üzerinden yapılabildiğini, cevabın da internet üzerinden verildiğini, kişilerin Ankara’ya gelmek zorunda olmadıklarını; Suriyelilere bugüne kadar 3239 çalışma izni verildiğini, az olmasının nedeninin mültecilerin kimliklerinin olmaması olduğunu; Geçici Koruma Yönetmeliği madde 29’un çalışma konusunu düzenlediğini, kişilerin kalmakta oldukları illerden başvuru yapabileceklerini, bu Yönetmeliğe göre verilen izinlerin geçici olacağını, izin verilenlerin sistemden görülebileceğini, en az asgari ücret seviyesinde ücret verilmesi gerektiğini, çalışan mültecilerin sosyal güvenlikten istifade edebileceğini, böylece zikredilen kişilerin kayıt altına alınmış olacağını belirtmiştir.

İnsan Hakları Kurulu üyesi Yılmaz ENSAROĞLU tarafından yönetilen “Eğitim, Sağlık, Barınma ve Altyapı Hizmetleri Konusunda Kamu ve Sivil Toplum Desteği” başlıklı üçüncü oturumun ilk konuşmacısı, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Celalettin GÜVENÇ, Şanlıurfa’nın 1.800.000’lik nüfusuna karşılık yaklaşık 500.000 Suriyelinin şehirde bulunduğunu ve 3 çadır kent, 1 konteynır kent ile 2 geçici barınma merkezinin hizmet verdiğini; 3.5 yıldır yoğun çalışmalar sürdürüldüğünü, özellikle birçok sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan İnsani Yardım Platformuyla işbirliği içinde olunduğunu; Suruç’ta yürütülen kamp çalışmalarına alt yapı konusunda destek verildiğini, İnsanı Yardım Platformuyla yürütülen çalışmalarda Türkiye genelinden toplanan yardımın lojistik merkezinde toplanarak buradan Suriye’ye 163 tır insani yardım gönderildiğini, yardım malzemesinin çokluğundan dolayı Platform tarafından yeni bir lojistik merkez talep edildiğini, kurulan bir koordinasyon merkezi aracılığıyla biyometrik kayıt alınmaya başlandığını ifade etmiş, kamp içindeki ve dışındaki Suriyelilerin eğitim, çalışma, sağlık haklarının önemine, bu kişiler için kalıcı politikalar üretilmesi ve yeterli kaynak ayrılmasının gerekliliğine vurgu yapmıştır.

İnsan Hak ve Hürriyetleri Vakfı temsilcisi Gülden SÖNMEZ, Vakfın mülteciler konusunda 20 yıllık bir deneyimi olduğunu, bu süreçte çok geniş bir coğrafyada çalıştıklarını, yoğun saha deneyimlerinin Suriye olayı bağlamında değerlendirilebileceğini; Vakfın iki temel amacının insani yardım ve hak ihlallerini henüz gerçekleşmeden önlemeye dönük çalışmalar olduğunu, çok sayıda ve çeşitlilikte uluslararası kuruluşlarla çalışmalar yürütüldüğünü, Türkiye’deki Suriyeliler sorununu dünyaya yaymada bir köprü görevi üstlendiklerini, bölgesel koordinasyon merkezleri olduğunu, özellikle Kilis ve Reyhanlı Koordinasyon Merkezlerinin büyük önem arz ettiğini ifade etmiş; sivil toplum kuruluşları ve saha deneyimlerinin hükümetçe daha çok dikkate alınmasını, kriz yönetiminin Suriye sorununa özel bir birim tarafından yapılmasını, Suriyelilerin kendileriyle ilgili kararların alınması sürecine dâhil edilmesini, ülke geneline yayılmış, kamp dışında kalanlara yönelik sosyal etkinlikler düzenlenmesini, akademik dünyanın daha fazla ve detaylı çalışmalar yapmasını, kadınların karşılaştığı sorunlara (şiddet, tecavüz, erken evlilik vb.) yönelik özel önlemler alınmasını, daha fazla kadın görevlinin tayin edilmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini önermiştir.

Sağlık Bakanlığı temsilcisi Muhammet CEREN; Suriyelilere yönelik sağlık hizmetlerinin Nisan 2011’den bu yana sürdürüldüğünü, geçici koruma altındaki kişilere üç başlık altında hizmet sunulduğunu, bunların, sınırdan yaralı gelenlere yönelik 112 acil sağlık hizmeti, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri ile hastanelerde sunulan 2. ve 3. basamak sağlık hizmetleri olduğunu, kamp içi – kamp dışı toplam 6.000.000’dan fazla hastaya poliklinik hizmeti verildiğini, kamplarda 24 ambulans ve ekibi, 29 uzman doktor, 50 pratisyen hekim, 5 diş hekimi ile 188 yardımcı sağlık personelinin görev yaptığını, geçici koruma altındakilere yönelik hizmetlerin Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında verildiğini ifade etmiştir.

Helsinki Yurttaşlar Derneği temsilcisi Hakan ATAMAN, 1993 yılında kurulan Derneğin temel çalışma alanlarının insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi olduğunu, 2004 yılından beri bir Mültecilere Destek Programı olduğunu, bu kapsamda 2011 – 2013 yılları arasında İstanbul’da Uluslararası Sınır Tanımayan Doktorlar İspanya şubesinin desteği ile İstanbul’daki mültecilere bir psikososyal ve tıbbi destek projesi yürütüldüğünü, yine Sınır Tanımayan Doktorlarla işbirliği içinde Nisan 2013’ten bu yana Kilis’teki Suriyelilere birinci basamak sağlık ve psikososyal destek çalışmaları yürütüldüğünü; 20 aylık süreçte 65.403 başvuru alındığını, kayıt dışı olanlara hizmet veremedikleri, bu konuda hizmet sunmaları halinde haklarında işlem yapılacağına dair uyarı aldıklarını, psikososyal destek hizmetleri dışında hijyen kiti, insani yardım malzemesi dağıtımı gibi çalışmalar da yürütüldüğünü, ayrıca Suriyelilerin sorunlarını tartışmak amacıyla bölgesel yuvarlak masa toplantıları yapıldığını; Ezidilerin durumunu değerlendirmek amacıyla saha ziyaretleri yapıldığını belirtmiş; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının konuyla ilgili çalışma yürütmediğine; yasal düzenlemelerin hak değil daha çok güvenlik odaklı olduğuna; Dernekler Daire Başkanlığının sivil topluma yaklaşımının negatif olduğuna, Türkiye’de çalışmak isteyen ve iyi tanınan 17 uluslararası sivil toplum kuruluşunun bulunduğuna, ancak bunlara izin verilmediğine; Suriyeli doktorlara denklik verilmesi konusunda çalışma yapılması gerektiğine işaret etmiştir.

İnsan Hakları Kurulu üyesi Nihat BULUT tarafından yönetilen “Suriyeli Mültecilerin Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı son oturumun ilk konuşmacısı, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Derneği temsilcisi Metin ÇORABATIR, Suriyelilerin kendileriyle ilgili tüm süreçlere dâhil edilmesi gerektiğine, politika ve strateji oluşturulabilmesi anlamında tüm bilgi ve belgelere erişim olması gerektiğine; mültecilik konusunda bir kavram kargaşası olduğuna, ilgili Kanun’da dört farklı kategori oluşturulduğuna ve 91. madde çerçevesinde bunlara beşinci bir kavram daha eklendiğine; bu farklı statülerin devletler tarafından kavramın içinin boşaltılmasına neden olduğuna, Cenevre Sözleşmesi gereğince kavramın tek olduğuna, Türkiye’nin Sözleşme çerçevesinde coğrafi sınırı kaldırmadıkça mülteci politikalarının da hep eksik kalmaya devam edeceğine; Suriyelilerin önemli bir kısmının ülkelerine dönmeyeceğine, bu nedenle onların daha insani koşullarda yaşayabilmesi ve ülkeye katkı verebilir hale gelmesini sağlayacak bir pozisyon alınması gerektiğine değinmiştir.

Uluslararası Af Örgütü temsilcisi Taner KILIÇ, ülkemizdeki göç akımımın dünyadaki en ciddi kitlesel akımlardan biri olduğunu ancak böyle önemli bir alanın yabancılar şube polisine verildiğini ve bu kişilerin “güvenlik” bağlamında konuya yaklaştığını ve bu şekilde bir uygulamaya gittiğini, bunun büyük bir baskı oluşturduğunu ve insan hak ve onurunun ikinci plana atıldığını yine bu bağlamda kamu kurumlarının sivil toplum örgütlerine ve hak örgütlerine kulaklarını tıkamamaları gerektiğini, orta ve uzun vadede ciddi sosyal politikalar ve stratejiler geliştirilmesinin elzem olduğunu, Urfa örneğindeki “koordinasyon modelinin” takdire şayan olduğunu ve yine haklar konusunda son derece bilinçsiz olan bu kişilerin hukuki yardım konusunda da aydınlatılmaları ve Baroların kendilerine kanunla verilen sorumlulukları yerine getirmeleri gerektiğini belirtmiştir.

Çalıştayın sonunda kapanış değerlendirmesi yapan İnsan Hakları Kurulu üyesi Levent KORKUT, Türkiye İnsan Hakları Kurumunun olaylara insan hakları açısından baktığını, temel haklara aykırı olması halinde ulusal ve uluslararası mevzuata, uygulamalara, çalışmalara eleştiri getireceğini belirtmiş, Geçici Koruma Yönetmeliğinde düzenlenen statünün öngörülmemiş bir statü olduğunu, Suriyelilerin kalıcı olduğunun öngörülemediğini, bu kişilere kalıcı bir statüsü verilmiş olması gerektiğini, yine gerekli yatırımın özellikle eğitim alanında şimdiden yapılması gerektiğini; çünkü 15-20 yıl sonra gerekli eğitim olanağı sağlanmamış Suriyeli çocukların bir işsizler grubu olarak farklı ve daha büyük bir sorun alanı olarak tekrar ortaya çıkacağını ve daha fazla önlemler gerektireceğini, sivil toplum ve saha deneyimlerini belgelere yansıtmakta sıkıntı yaşandığını, ilgili kurumlar arasında koordinasyon ve diyalog sorunu olduğunu, bu iletişimsizliğin devlet kurumları arasında da yaşandığını, medyanın etkin şekilde kullanılamadığını, nefret söyleminin göz ardı edilmemesi ve öngörüsüzlüğün aşılıp, iletişime açık hale gelinmesi gerektiğini ifade etmiştir.


AB Türkiye Delegasyonu, AB Enstitüsü, Bremen Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Türkiye-Almanya ilişkileri Araştırma ve Uygulama Merkezi, Bremen Göçmenler ve Kültürlerarası İşbirliği Merkezi ve TUNAECS işbirliği ile düzenlenen toplantıda Enstitü müdürü Prof. Dr. Muzaffer Dartan, Bremen Üniversitesinden Prof. Dr. Muhlis Kenter, Bremen’den Ali Eliş, ve Siemens eski Genel Müdürü Arnold Hornfeld yanında Yeditepe Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu birer konuşma yaptı.

1984 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde “Avrupa Araştırma ve Uygulama Merkezi”ni kuran ve Türkiye’de bir “Avrupa Koleji” kurulması amacıyla 1984 yılında hazırladığı yasa tasarısını TBMM'ye iletilmek üzere kurucu Rektör sayın Prof. Dr. Orhan Oğuz’a sunan Haluk Kabaalioğlu, 14 Nisan 1987 de Türkiye’nin tam üyelik başvurusundan sonra 18 Haziran 1987 de kabul edilen “M.Ü. Rektörlüğü’ne bağlı bir AT Enstitüsü kurulmasını” öngören yasadan sonra Enstitü kurucu müdürlüğüne atandığını ve sekiz yıl süreyle bu görevi sürdürdüğünü belirttikten sonra Enstitünün ilk yıllardaki çalışmalarını ve AB’de yerleşik Türklerle Enstitü’nün ilişkilerini anlattı.

Bütçesi ve binası olmadan hemen faaliyete geçen Enstitüde ders vermek üzere İngiltere’de Avrupa Hukuku konusunda ilk merkezi Exeter Üniversitesinde kuran ve bu ülkede AB Hukukunun öncüsü olarak bilinen Prof. Dr. Dominik Lasok başta olmak üzere, Avrupa Komisyonu’nun ilk otuz yıl genel sekreterliğini yapan ve daha sonra Avrupa Üniversite Enstitüsü rektörlüğüne atanan Emil Noel, Prof. Dr. Alexis Jaquesmain, Prof.Dr. Aurelio Pappalardo, Prof.Dr. Michel Waelbroek, Komisyon yetkililerinden Alain Servantie, Michel Vanden Abeele, Richard Condon, halen Bruges Avrupa Koleji Rektörü olan Prof.Dr. Jörg Monar, Bremen Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Hagen Lichtenberg gibi çok sayıda ünlü isim, tam üyelik başvurusu yapan Türkiye’nin AB uzmanı yetiştirmesine katkıda bulunmak üzere (çoğu uçak paralarını dahi kendileri karşılamak suretiyle) ilk yıldan itibaren Marmara AT Enstitüsü’ne geldiğini anlatan Kabaalioğlu, yüksek lisans programına başvuran 250 aday arasından en başarılı 32 öğrenciyi kabul ettiklerini belirtti.

1989 yılında Göttingen’de bir toplantıda Avrupa’da üniversitelerde okuyan ikinci nesil Türk gençlerinin sorunlarının gündeme gelmesi üzerine Frankfurt’ta EATA olarak kısaltılan European Association of Turkish Academics isimli bir dernek kurulmasına önayak olduğunu ve her yaz çeşitli Avrupa ülkelerinden gelen 70 öğrenciye Marmara Üniversitesi’nde Yaz Okulu düzenlediklerini ve bu üç hafta boyunca bilim adamları, iş adamları, büyükelçiler tarafından dersler verildiğini anlatan Kabaalioğlu EATA üyesi gençlerin işçi çocuklarının sonder schule adı verilen okullara gönderilmemesi için ağabey/abla projesi uyguladıklarını anlattı. 1991 yılında Yaz Okuluna katılan öğrencilerin dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal tarafından kabul edildiğini ve on beş dakika olarak planlanan toplantının üç saat sürdüğünü ve müteveffa cumhurbaşkanının talimatı ile yaz okuluna katılan öğrencilerin özel uçakla GAP projesi inceleme gezisine gittiğini anlattı. Başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinde çok iyi yetişmiş Türk gençlerinin ülkemiz için önemli bir zenginlik olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Kabaalioğlu, uzun süredir İKV Genel Sekreterliği görevini başarıyla sürdürmekte olan Doç. Dr. Çiğdem Nas’ın da Enstitünün ilk öğrencilerinden olduğunu belirtti ve bu yıl profesör olması beklenen Çiğdem Nas’ın sağlanan burs olanakları ile İngiltere’de London School of Economics’de iki yıl kapsamlı bilimsel çalışmalar yaptığını, yurt dışında verdiği konferanslar ve yayınlanan çok sayıda makale ve kitapları ile AB konularında Avrupa çapında önemli bir isim olduğunu sözlerine ekledi.

Etkinlik programı şu şekildedir:


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu Av. Çağdaş Çelik, Türkiye’nin En Büyük İş-Magazin Dergilerinden Quality Business’a Kapak Oldu.


19 Kasım 2014 tarihinde Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Işık Üniversitesi işbirliği ile ‘Ortadoğu’da İstikrarsızlık, Göç Hareketleri ve Türkiye’ye Yansımaları’ başlıklı konferansta Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuray EKŞİ “Ortadoğu İstikrarsızlığının Yol Açtığı Bireysel ve Kitlesel Göçlerle Türkiye’ye Gelenlerin Hukuki Statüsü” başlıklı bir konuşma yaptı.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ve Avrupa Birliği Adalet Divanı Eski Hakimi ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vilenas Vadapalas’ın İzmir Barosu Ziyareti’nin Basında Yankıları

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı, aynı zamanda Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği (ELFA) Başkanı ve İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ile Lüksemburg’daki Adalet Divanı’nda 9 yıl görev yaptıktan sonra Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne atanan ve AB Hukuku ve Rekabet Hukuku dersleri veren Prof. Dr. Vilenas Vadapalas, İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan ve yönetim kurulu üyelerini ziyaretti. Ziyarette Başkan Özcan ve yönetim kuruluna yeni görevinde başarılar dileyen Yeditepe Üniversitesi Heyeti, 12 yıldır Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde çıkarttıkları Hukuk Yayınları kitaplarını takdim ettiler.

Hukukun üstünlüğünü savunuyoruz

Ziyaretten Dolayı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ve Prof. Dr. Vilenas Vadapalas’a teşekkür eden İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak için görev ve sorumluluk üstlendiklerini belirterek çağdaş, demokrat, özgürlükçü bir ülke için mücadele edeceklerini söyledi.

Ziyaret basında geniş yer buldu. Haber linki için tıklayınız.

Prof. Dr. Vilenas Vadapalas kimdir? Varşova Vilnius Üniversitesi Hukuk Fakültesi AB Hukuku Profesörü Dr. Vilenas Vadapalas, Litvanya’nın AB üyesi olmasından sonra Lüksemburg’daki Adalet Divanı’nda 9 yıl görev yaptıktan sonra Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde AB Hukuku kürsüsüne atandı. Ana dili dışında İngilizce, Fransızca, Almanca, Lehçe ve Rusça bilen Prof. Dr. Vadapalas, Litvanya’nın tam üyelik müzakerelerini yürüten heyette görev aldı ve Avrupa Adalet Divanı’nın Microsoft davasında raportör yargıç olarak görev yaptı.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sultan Uzeltürk, Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 29 Kasım 2014 tarihli Sağlık Hukuku Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılacaktır.

Program detayları:


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat Galatasaray Spor Kulübü başkanı seçildi.

Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Duygun Yarsuvat, 2001-2004 yılları arasında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Yine 2004 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne Rektör olarak seçilmiştir.

Son dört yıldır Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı başkanı olarak görev yapan Dr. Yarsuvat, başka üniversite ve fakültelerden gelen öğrencilerin de yoğun katılımı altında lisans ve lisansüstü düzeyde Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku dersleri vermektedir.

Seçimin ardından Pazartesi günü derse gelen Profesör Dr. Duygun Yarsuvat’ı öğrencileri büyük bir coşku ile karşıladı ve bir Galatasaray atkısı hediye ettiler.

Prof. Dr. Duygun Yarsuvat’ın başkan seçilmesine ilişkin çıkan bazı gazete haberleri:

Konuya ilişkin çeşitli internet haber linkleri: 12345

 


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cihan Avcı Braun’un doktora tezi Almanya’nın en prestijli yayın evlerinden Nomos Verlag tarafından yayınlandı.

İlk ve orta öğrenimini İstek Vakfı okullarında tamamladıktan sonra Yeditepe Hukuk Fakültesi’nden birincilikle mezun olan Cihan Avcı Braun, İstek Vakfı’nın sağladığı burs ile Almanya-Heidelberg Üniversitesi’nde önce yüksek lisans ve daha sonra doktora yapmıştır.

Yüksek lisans aşamasında yapmış olduğu başarılı çalışmalar nedeniyle Almanya’da Konrad Adenauer Doktora Bursu kazanan Cihan Avcı Braun, eğitimine devam ederken İstek Vakfı’nın sağlamış olduğu bursu iade ederek, yeni başarılı mezun öğrencilere daha da çok burs sağlanabilmesi için kurumuna destek olmuştur.

“Der Schuldbeitritt zu Sicherungszwecken nach türkischem und deutschem Recht” isimli tez geçtiğimiz hafta Avrupa’da 65 Euro bedelle satışa sunulmuştur.

Kitaba ilişkin yayın evlerinin web sayfalarında yer alan açıklamalar için tıklayınız: 123


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vilenas Vadapalas, Litvanya Yargıçlar Konseyi’nin düzenlediği seminerde tebliğ sundu.

Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde lisans düzeyinde AB Hukuku, Rekabet Hukuku derslerinin yanı sıra yüksek lisans programında AB Rekabet Politikaları seminerlerine devam eden ve geçtiğimiz yıl Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliğine atanan Avrupa Birliği Adalet Divanı Eski Yargıçlarından Prof. Dr. Vilenas Vadapalas, Litvanya Yargıçlar Konseyi tarafından Druskininkai’de düzenlenen seminerde “Topluluk Markalarının Korunması – Usul ve Esasa İlişkin Değerlendirme” konulu bir tebliğ sunuyor.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde göreve başlamadan önce 10 yıl Lüksemburg Avrupa Adalet Divanı’nda yargıçlık yapan Prof. Dr. Vadapalas daha önce Vilnius Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi idi.

Prof. Dr. Vilenas Vadapalas’ın özgeçmişine ulaşmak için tıklayınız.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Ekşi Ankara’da Tebliğ Sunuyor.

Ankara’da Turgut Özal Üniversites’inde gerçekleştirilecek ve gayrimenkul hukukunu ilgilendiren seminerde Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerararsaı Özel Hukuk öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Ekşi, “Yabancıların Türkiye’de Gayrimenkul Edinmeleri” konusunda son gelişmeleri yasal açıdan değerlendirecek  ve  dinleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Prof. Dr. Nuray Ekşi bu konuda çok sayıda makale ve kitap yayınlamış bulunuyor.

Prof. Dr. Nuray Ekşi’nin özgeçmişine ve başlıca eserlerine ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Sempozyum programı şu şekildedir:


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Ekşi “Batı Trakya Türkleri” konulu uluslararası sempozyumda tebliğ sunuyor.

İstanbul Üniversitesi ve çeşitli STK’lar tarafından düzenlenen “Batı Trakya Türkleri” konulu uluslararası sempozyum, 23-24 Ekim 2014 tarihlerinde İstanbul ve daha sonra Bulgaristan’da gerçekleştirilecek.

Prof. Dr. Nuray Ekşi “Batı Trakya Türklerinin Mağduriyetini Önlemek için Yapılan Yasal Düzenlemeler” konulu tebliği Bulgaristan’da sunacak.


Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün, Avrupa Komisyonu Varşova Temsilciliği işbirliği ile düzenlediği “Prospects of EU Enlargement: Time for Consolidation?“ konulu konferansın kapanış konuşmasını yapan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Türkiye-AB ilişkilerindeki son durum hakkında bilgi verdi.

Türkiye-Polonya ilişkilerinin 600. yılı münasebetiyle düzenlenen toplantıyı Avrupa Komisyonu Polonya Temsilciliği Direktörü Ewa Synowies açtı. AB Komisyonu Genişleme Politikası ve Strateji Dairesi Başkan Yardımcısı Allan Jones’un yaptığı detaylı sunumda tüm aday ülkelerin durumu gözden geçirildi. Polonya Dışişleri Bakanlığı Avrupa Dairesi Başkanı Anna Sochanska, Türkiye’nin AB için önemli bir ülke olduğunu ancak son ilerleme raporunda yer alan olumsuz noktaların sayısının artış gösterdiğini belirtti. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’ndan (TEPAV) Nilgün Arısan ve Büyükelçilik Müsteşarı İstem Çırçıroğlu da ilerleme raporu ve Türk ekonomisi hakkında açıklamalarda bulundular.

Programın kapanış konuşması Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yapıldı. Prof. Kabaalioğlu Türkiye-AB ilişkilerindeki son durum hakkında katılımcılara detaylı bilgi verdi.

Polonya’daki son oturumu Montreal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Jean Monnet Kürsüsü Başkanı ve Natolin Avrupa Koleji Direktörü Prof. Dr. Nanette Neuwahl yaptı. Daha sonra Polonya Radyosu muhabirleri Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ile mülakat yaptı.

Konferans programı şu şekildedir:

 


Bu yıl ikincisi düzenlenen ELFA Tez Yarışması’nın ödül töreni, 1 Ekim 2014 tarihinde Avrupa Parlamentosu üyesi Richard Corbett’in katılımı ile Avrupa Parlamentosu’nda yapıldı. 

Bu yıl ikincisi düzenlenen ELFA Tez Yarışması ödülleri, 1 Ekim 2014 tarihinde Parlamenter Richard Corbett’in katılımı ile Avrupa Parlamentosu, Brüksel’de sahiplerini buldu. Dr. Anzhela Yevgenyeya Oxford Üniversitesi’nde savunduğu “Direct Taxation and the Internal Market: Assessing Possibilities for a More Balanced Integration” konulu tezi ile ödülün sahibi olmuştur. Dr. Yevgenyaya Oxford Üniversitesi, Saïd İşletme Fakültesi, Ticari Vergilendirme Merkezi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. İkincilik ödülünü ise Avrupa Üniversitesi Enstitüsü, Floransa’da savunmuş olduğu The Power of Reason(s): Argumentative Rationality and EU Regulation konulu tezi ile Dr. Vesselin (Vesco) Paskalev kazanmıştır. Dr. Paskalev, Hull Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Avrupa Parlamentosu Üyesi, Parlamenter Richard Corbett konuşmasını yaparken

Finalistler Dr. Anzhela Yevgenyeya ve Dr. Vesselin (Vesco) Paskalev

ELFA Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ve ELFA Birinci Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Laurence W. Gormley’in yanı sıra ödül törenine birçok üst düzey AB yetkilisi katılmıştır. Finale kalan yarışmacılar ödül töreninde araştırma konuları ve bulguları hakkında davetlilere kısa birer sunum yapmıştır.

Parlamenter Richard Corbett, Dr. Anzhela Yevgenyeya, Dr. Vesselin (Vesco) Paskalev ve ELFA Birinci Başkan Yardımcısı Prof. Laurence W. Gormley

Yarışmanın ilk düzenlenme tarihten bu yana birçok seçkin adayın katılım göstermesinden dolayı duyduğu memnuniyeti ifade eden Prof. Dr. Laurence W. Gormley, jüri üyeleri Prof. Dagmar Schiek, (Leeds Üniversitesi), Prof. Martin Trybus (Birmingham Üniversitesi) ve Prof. Manuel Bermejo Castrillo’ya da (Madrid Carlos III Üniversitesi) yoğun katılım sebebi ile gelen çok sayıdaki tezleri okuyup değerlendirdikleri için teşekkür etmiştir. Ayrıca, AB Parlamento Üyesi Richard Corbett’e de yeni Avrupa Komisyonu adaylarının seçim müzakerelerinin devam ettiği bu yoğun takvimi içerisinde ödül törenine katıldığı için müteşekkir olduğunu belirtmiştir.

Yarışma Birincisi Dr. Anzhela Yevgenyeya ve Parlamenter Richard Corbett

Yarışmanın ikincisi Dr. Vesselin (Vesco) Paskalev ve Parlamenter Richard Corbett

ELFA Tez Yarışması, üst düzey hukuki araştırmaların teşviki ve tanıtılmasını amaçlamaktadır. Çeşitli Avrupa ülkelerinden çok sayıda üst düzey katılımcı bu yarışmaya başvurmaktadır. Sözkonusu tezler İngilizce, Fransızca, Almanca veya İspanyolca yazılabilmektedir. Üçüncü ELFA Tez Yarışması başvuru tarihleri yakın zamanda duyurulacaktır.


Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen “AB Etüdlerinin Geleceği” konulu Jean Monnet Konferansına katıldı.

1 ve 2 Ekim 2014 tarihlerinde Brüksel’de Management Centre Europe’da gerçekleştirilen “The Future of EU Studies” konulu Jean Monnet Konferansı’nda açış konuşmasını Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso yaparak Avrupa ülkelerinde AB Etüdleri çalışmalarının Brüksel için büyük önem taşıdığını vurguladı. Bruges Avrupa Koleji Rektörü Prof. Dr. Jörg Monar ve Floransa Avrupa Üniversite Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Joseph Weiler’da konuya ilişkin görüşlerini açıkladı. İkinci gün dört değişik çalışma grubu tarafından ele alınan konular panel başkanları tarafından genel kurulda açıklandı.

Prof. Dr. Jörg Monar ve Prof. Dr. Joe Weiler toplantı öncesi merdivenlere oturarak katılacakları oturuma ilişkin görüş teatisinde bulundular. Bruges Rektörü Prof. Dr. Monar, 1997/1998 döneminde Yeditepe Üniversitesi konuğu olarak İstanbul’a gelmiş Üniversite bir dizi konferans ve ders vermişti.

1991 ve 1992 yıllarında Türkiye-AB İlişkileri konusunda bilgi vermek üzere Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nu iki kez Budapeşte’ye davet eden Macaristan Eski Dışişleri Bakanı Balasz Peter de bakan olduğu dönemde Yeditepe Üniversitesi’ni ziyaret ederek bir seminer vermişti.  Aynı şekilde Prof. Tovias da Prof. Kabaalioğlu’nun konuğu olarak ülkemize gelmişti.

Toplantılara katılan Kudüs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alfred Tovias, Ghent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Marc Marescaue ve Macaristan Eski Dışişleri Bakanı ve Merkezi Avrupa Üniversitesi-Avrupa Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Balasz Peter,  verilen arada sohbet ediyor.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve ELFA Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Kazan Federal Üniversitesi’nin 210. Yıl Dönümü Töreninde Başbakan Ildar Halikov’dan Sonra Açılış Konuşması Yaptı.

Rusya Federasyonu’nun en prestijli üniversitelerinden biri olan Kazan Federal Üniversitesi’nin 210 uncu yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen “XXI Yüzyılda Hukuk Bilimi ve Eğitim” konulu “Uluslararası Bilimsel ve Uygulamalı Konferans”a davet edilen Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, 25-26 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen oturumlarda iki konuşma yaptı ve ayrıca iki farklı sınıfta ders verdi.

Kazan Federal Üniversitesi’nin “İmparator Salonu”nda gerçekleştirilen açılış oturumu klasik müzik konseri ile başladı. Volga Bölgesi Kazan Federal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Riaz Minzaripov’un Rusya’nın dört bir köşesinden ve yabancı ülkelerden gelen konuklara hoş geldiniz konuşmasından sonra Tataristan Başbakanı İldar Sh. Halikov açış konuşması yaptı. Rusya’da önde gelen birçok bilim ve siyaset adamı gibi Kazan Federal Üniversitesi mezunu olan Başbakan Halikov, “Kazan Üniversitesi’nin Rusya’nın en iyi üniversitelerinden biri olduğunu ve Hukuk Fakültesi’nin de üniversitenin en tanınmış fakültesi olduğunu” sözlerine ekledi.

Başbakan Halikov’dan sonra açış konuşmasını yapmak üzere Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu kürsüye davet edildi. Kazan Üniversitesi ile yakın işbirliği içinde olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Prof. Kabaalioğlu, iki yıl önce de Kazan Üniversitesi’nde ders verdiğini ve Yeditepe Hukuk Fakültesi’nin düzenlediği Yaz Okulları’nda Kazan Hukuk Fakültesi öğrencilerinin gittikçe artan sayıda yer almasının sevindirici olduğunu belirtti. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da prestijli bir yere sahip olan Yeditepe Hukuk Fakültesi’nin Kazan Hukuk Fakültesi ile işbirliğine büyük önem verdiğini belirten Prof. Kabaalioğlu, “Kazan Hukuk Fakültesi’nin başkanı olduğu ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği’ne yaptığı başvuruyu memnuniyetle karşıladığını ve hararetle desteklediğini” sözlerine ekledi.

Prof. Kabaalioğlu’ndan sonra Rusya Federasyonu Yasama Organı Duma Başkan Yardımcısı Vasili Lihachev, Tataristan Anayasa Mahkemesi Başkanı Demidov, Tataristan Yargıtay Başkanı Ilgiz Gilasov, Volga Bölgesi Tahkim Mahkemesi Başkanı Glazov, Başsavcı İldas Nafikov, Baro Başkanı Dimitrievskaya konuşmalarında mezun oldukları Kazan Federal Üniversitesi’nin 210. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen seminere katılmaktan duydukları memnuniyeti belirttiler.

Tataristan Başbakanı İldar Sh. Halikov Açış Konuşmasını Yaparken

“İmparator Salonu”
Volga Bölgesi Kazan Federal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Riaz Minzaripov;
Tataristan Başbakanı İldar Sh. Halikov;
Rusya Federasyonu Yasama Organı Duma Başkan Yardımcısı Vasili Lihachev;
Volga Bölgesi Kazan Federal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Maria Talan

İmparator Salonu’ndan Bir Görünüm

İmparator Salonu – Panaromik

Öğleden sonra gerçekleştirilen genel oturumda Anatoıly Kapustin, Veniamin Yakovlev, A.Naumov, V.Lazarev, Golubovsky, Jeleznov, Kamil Arslanov başta olmak üzere bilim adamları tebliğ sundular.

Kazan Televizyonu akşam haberlerinde konferansa geniş yer ayırdı ve ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun konuşmasını geniş bir şekilde verdi.

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ders sonrası öğrenciler ile birlikte

Programın ikinci gününde, dokuz farklı çalışma grubu oluşturularak çalışmalara devam edildi. Üçüncü çalışma grubunda yer alan Prof. Kabaalioğlu, Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi Uluslararası Hukuk Bölüm Başkanı Abashidze Aslan Khuseynovich ile Kazan Hukuk Fakültesi Uluslararası ve Avrupa Hukuku Bölüm Başkanı Abdullin Adel İlsiyarovich’in yönettiği oturumda hukuk eğitiminde karşılaşılan sorunları gündeme getirdi. Çok sayıda soru soran Rus profesörleri yanıtlayan Prof. Kabaalioğlu, fakülteye kabul koşullarından uygulanan ders programlarına, çift diploma, ortak diploma ve benzeri konulardaki gelişmeleri anlattı.

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Kazan Belediye Başkanı İlsur Metshin ile birlikte

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Tataristan Başbakanı İldar Sh. Halikov ile

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Volga Bölgesi Kazan Federal Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Riaz Minzaripov ile birlikte

Üçyüzden fazla bilim adamının katıldığı konferansın son gününde, Kazan Belediye Başkanı İlsur Metshin, Kazan Belediye Sarayı’nda bir resepsiyon verdi. Konukları klasik müzik çalan bir orkestranın yer aldığı giriş salonundan sonra geleneksel Tatar giysileri içinde gençler üst kata çıkardılar. Başbakan ve Belediye Başkanın da katıldığı resepsiyonda Başbakan Halikov, Tataristan’ın önde gelen sanatçılarının verdikleri konserden önce bir konuşma yaparak, “ELFA/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği” Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nu aralarında görmekten duyduğu memnuniyeti açıkladı. Belediye Başkanı Metshin de yurt dışından başka konuklar da olmasına rağmen Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı’nı aralarında görmekten duyduğu memnuniyeti belirterek üç gün önce tatil için gittiği Bodrum’dan döndüğünü ve Türkiye’ye hayran kaldıklarını sözlerine ekledi.

Kazan Belediye Sarayı

Kazan Belediye Sarayı Resepsiyon Girişi

Üçüncü gün verilen resepsiyondan bir görünüm

Konuya ilişkin çıkan habere ulaşmak için tıklayınız.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve American University Washington College of Law işbirliği ile bu yıl 10.su düzenlenen Yaz Okulu Programı Hakkında Milliyet Akademi’de 25.07.2014 tarihinde yayımlanan yazı


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve American University Washington College of Law işbirliği ile bu yıl 10.su düzenlenen Yaz Okulu Programına katılan Yeditepe Hukuk öğrencilerine ait bazı resimler

Bir ay sürecek program zarfında Yeditepe Hukuk Fakültesi öğrencileri, Washington College of Law’da Amerikan Hukukunda haksız fiiller ve sözleşmeler hukuku konularında ders görecekler.

Öğrencilerimiz Montgomery Bölge Mahkemesi gezisi sırasında

Hakim Michael Mason ile birlikte

Amerikan Kongre Binasi/Capitol

US Capitol

Supreme Court

Philadelphia Sanat Müzesi

Dupont Circle – Washington D.C.


Güney Kafkaslar’da Avrupa Hukuku Konferasının “Key Note” konuşmasını Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yaptı.
 
 

 

 

Graz Üniversitesi ile Batumi Shota Rustaveli Devlet Üniversitesi tarafından düzenlenen konferansta Rektör Aliosha Bakuridze‘den sonra Gürcistan Avrupa ve Avro-Atlantik Bütünleşmesi Bakanı Alex Petriashvili ve AB Gürcistan Temsilcisi Büyükelçi Philip Dimitrov konuştu. Konferansın keynote  “anahtar nota” konuşmasını ise Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yaptı. 

Rustavelli Hukuk ve Ekonomi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adam Maharadzde, “Graz Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından sürdürülecek konferansın “yol gösterici” konuşmasını yapan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nu Batum’dan görmekten duyduğu memnuniyeti belirterek, Yeditepe Üniversitesi ile işbirliği anlaşması imzalamak istediklerini ve Prof. Kabaalioğlu’nun başkanı olduğu ELFA Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği’ne üye olmak” için başvuracaklarını sözlerine ekledi.
 

Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Murat Uğur Aksoy’un Para Dergisinde (13 – 19 Temmuz) yayımlanan yazısı


Federal Almanya Uluslararası İş Birliği Bakanlığı’nun “Çin-Alman Hukuki İş Birliği” çerçevesinde Çin Halk Cumhuriyeri Yasama Organı Ulusal Halk Kongresi üyeleri için düzenledği İş Güvenliği konulu panel Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yapıldı.

Alman Uluslararası İşbirliği (GIZ) kurumunun Beijing’de oluşturduğu Alman-Çin Hukuki İşbirliği programı çerçevesinde Çin Halk Cumhuriyeti Yasama Organı “Ulusal Halk Kongresi” nin Yasama İşleri Komitesi Başkanı Dr. Karen Ke başkanlığındaki heyete Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin düzenlediği toplantıda Türk mevzuatı hakkında bilgi verildi.

Yeditepe Üniversitesi’nde 7 Temmuz 2014 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda Yeditepe Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Haluk Kabaalioğlu ve öğretim üyelerinin yanında Türk-İş Konfederasyonu Sosyal Güvenlik danışmanı Celal Tozan, TİSK Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu müşaviri ve ILO toplantılarında görevli  Av. Ulaş Yıldız katılarak açıklamalarda  bulundu.

Geçtiğimiz yıl yine Yeditepe Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda Çin Halk Cumhuriyeti yasama organı Ulusal Halk Kongresi üyelerine Yeditepe Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri tarafından  ”Türkiye’de Miras Hukuku” uygulamaları konusunda ayrıntılı bilgi verilmişti.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Çin ‘de çok sayıda Hukuk Fakültesi ile gerçekleştirdiği işbirliği programları çerçevesinde bu ülkeden Yüksek Lisans öğrencilerini kabul ediyor. Dekan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu da geçtiğimiz yıl  Nankei ve Beijing Uluslararası Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde dersler vermişti.

Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği ELFA Başkanı olan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, ELFA ya katılımı Avrupa dışındaki hukuk fakültelerine açarak Çin Hukuk Fakültelerinin de gözlemci üye olmasını sağladı.


Uluslararası Kariyer Fırsatları Yeditepe’de – Milliyet Gazetesi 06.07.2014


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin American University Washington College of Law işbirliği ile bu yıl 10.sunu gerçekleştirdiği Türk Hukuku Yaz Okulu “Turkish Law Summer School” a katılan Amerikalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Brenda Smith ile mülakat yapan Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından sayın Leyla Tavşanoğlu, Prof. Smith’in son derece önemli sosyal konuları gündeme getirdiğini belirtti.

6 Temmuz 2014 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ve geniş yankı yapan mülakat aşağıda yer alıyor.

 

Yazının tam metni:

İnsan hakları savunucusu Brenda Smith ABD’deki hukuk ihlallerini anlattı:

Bir tek özel yetkili mahkeme Guantanamo’da. Bunlar askeri mahkemeler. Bu mahkemeler bizi ulus olarak da anayasal olarak da güç duruma düşürüyor. Oysa oradaki davalar rahatlıkla New York Federal Bölge Mahkemesi’nde görülebilir.  

Her zanlı tutuklanmaz. Tutuklanması için kaçma ihtimalinin olması, uzun bir sabıka listesinin bulunması ya da topluma zararlı faaliyetler içinde bulunduğunun tespit edilmesi gerekir. Bunlar yoksa cinayetten de yargılansanız tutuklanmazsınız.

Brenda Smith, ABD’nin saygın aktivist hukukçularından. Özellikle cezaevlerindeki kadınlara ve çocuklara tecavüz suçlarıyla mücadele ediyor. İlgi alanı bununla da bitmiyor. Uzun tutukluluk süreleri, özel yetkili mahkemeler ve Türkiye’deki cezaevleri konularında çalışmalarını sürdürüyor; bu arada da Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde dersler veriyor. Türkiye’deki cezaevlerinin ne durumda olduğunun farkında. Özel yetkili mahkemeler için ise bunların çok ender suçlar için kullanılması gerektiğinin, ABD’de sadece Guantanamo Adası’nda bu tür askeri özel yetkili mahkemenin olduğunun altını çiziyor. Bunun bile yapılmaması gerektiğini, Guantanamo’daki davaların bile rahatlıkla New York’taki Bölge Federal Mahkemesi’nde görülebileceğine işaret ediyor. Uzun tutukluluk sürelerinin ise hukuka aykırı bir uygulama olduğunu, ancak zanlının kaçma ihtimali ya da başka özel nedenler göz önüne alındığında mahkemenin tutukluluk ya da uzun tutukluluk kararı verebileceğine dikkat çekiyor.

- Cezaevlerinde cinsel tecavüz olaylarıyla mücadele konusuna ilginiz nasıl başladı?
B:S. – Ulusal Kadın Hukuku Merkezi’nde 1988’de çalışmaya başladığım zaman ilgilendiğim konular kadın hakları, çocukların bakımı, aile içi şiddetti. Ama dar gelirli ve azınlık toplumlarından kadınların durumları da beni ilgilendiriyordu. Cezaevleri de dar gelirli ve azınlık toplumlarından kadınların durumlarını etkileyen yerlerden birisidir.
Merkezde çalışmaya başlamadan önce avukatlık yapıyordum. Dolayısıyla da müvekillerimin çoğu kadındı. Kadın merkezinde, bölge cezaevlerindeki kadınlarla ilgili bir proje hazırladım. Yıllarca kadınlarla çalıştığım için bir şeyi fark etmiştim. Tutuklu ya da hükümlü kadınlar gardiyanları tarafından cinsel tecavüze uğruyorlardı.

- Bu durumu nasıl öğrendiniz?
B.S
. – Çünkü müvekkilim olan pek çok kadının cezaevindeyken hamile kaldıklarını tespit ettim. Bakın, ABD’de, eşlerin ya da birlikte yaşanan kişilerin cezaevlerinde bulunan kadınlarla birlikte olmalarına olanak sağlayan bir sistem yok. Cezaevlerinde kadınların hamile kalmasının nedeni ancak ya cezaevi personelinin onlarla seks yapması ya da personelin kadınları başka erkeklere peşkeş çekmesi olabilirdi. – Peki, bu kadınlar kendi istedikleri için mi seks yapıyorlardı yoksa tecavüze mi uğruyorlardı? B.S. – Bakın, bu çok ilginç bir soru. Çünkü ABD’de yasal olarak, hükümlü ya da tutuklu kadın, kendi isteğiyle bile olsa hiçbir şekilde gardiyanıyla cinsel ilişkiye giremez. Yaptığım araştırmalarda tutuklu ya da hükümlü kadınların önüne seçenek sunulmuş olduğunu tespit ettim. Şöyle ki, kadın önce bu işe zorlanıyor, ardından şiddet uygulanıyor. Öyle ki sonunda kendi isteğiyle cinsel ilişkiye girmeyi kabul etmek zorunda kalıyor.
Ama bu durumlarda üstünüzde böylesine güçlü baskılar ve zorlamalar varken sizin kendi isteğinizle bu işi yapmayı kabul etmeniz düşünülemez bile. Sonuçta bu kadınların cezaevi personeliyle seks yapmaya zorlandıklarını gördüm. Kadınlar hep korku içindeydiler. Çünkü sürekli tehdit ediliyor, şiddete maruz kalıyorlardı.

Cezaevi tecavüzleri ileri boyutta
ABD’de her yıl yaklaşık 200 bin hükümlü cezaevinde tecavüze uğruyor. En çok mağdur olanlar kadınlar ve çocuklar

- Ne tür tehditler bunlar?
B.S
. – Örneğin gardiyan, mahkûma istediğimizi yapmazsan bundan sonra senin ziyaretçi kabul etmene izin vermeyeceğiz, daha uzun zaman hapiste kalman için gerekli ortamı hazırlayacağız, ailenin yaşadığı bölgeden çok daha uzak bir cezaevine naklettireceğiz, gibi…
Bir de hiç ziyaretçisi, ihtiyaçlarını karşılayacak parayı sağlayacak hiç kimsesi olmayan kadınlar var. Kadın parayı sağlamak için cezaevinde cinsel ilişkiye girmek zorunda kalıyor. Cezaevlerinde yaptığım araştırmalarda bir başka tespitim de fiziki koşulların berbat olduğuydu. Hücreler ya da koğuşlarda fareler dolaşıyordu. Yemekler bozuk çıkıyordu. Dolayısıyla kadınların çoğu yemekhane yemeklerini yemiyor, bir hükümlünün açtığı büfeden yiyeceklerini alıyordu. Yine aynı şekilde parası olmayan yiyecek alabilmek için vücudunu satıyordu.
İşin en acısı da hükümlü olduğu için çocuğun vesayet hakkını kaybeden kadının durumuydu. Bu kadınlar ya çocuklarına kötü davrandıkları, çocuklarını yeterince korumadıkları ya da uzun hükümlülük süresi nedeniyle çocuklarının vesayetini mahkeme kararıyla kaybetmiş kadınlardı.
Bu kadınlar için özellikle cezaevinde annelik o kadar önem kazanmıştı ki yeni bir aile oluşturmak için içeride seks yapıyorlardı. Cezaevi personeli, çocuğu doğurtup sen de bir gün buradan çıktığında çocuğunu da alabilirsin diye söz veriyor ama kadın çocuğu doğurduktan sonra bir daha göremiyordu.

- Yani cezaevi personeli bu yolla çocuk ticareti de mi yapıyor?
B.S
. – O da var muhtemelen. Ama tespit edilemiyor. Dolayısıyla hükümlü ve tutuklu kadınların cezaevinde cinsel ilişkiye girmelerinin nedenleri çok karmaşık. Bir de hükümlü erkeklere yapılan cinsel tecavüz olayları var. ABD Adalet Bakanlığı’nın yaptırdığı araştırmaya ve tutulan istatistiklere göre cezaevinde cinsel tecavüz suçlarının oranı yüzde 10. Yani 10 hükümlüden biri hapiste tecavüze uğruyor.
Sayı olarak sorarsanız… Her yıl yaklaşık 200 bin hükümlünün cezaevinde en şiddetli biçimde cinsel tecavüze uğradığı saptanmıştır. Bunların içinde en çok mağdur olanlar da kadınlar.
- Ya çocuklar?
B.S
. – Çocuklardaki cinsel tecavüz oranı yetişkinlerden daha fazla. Bunun oranı da yüzde 10’la yüzde 13 arasında değişiyor. Bu çocuklar ne yazık ki 13 yaşında yetişkin sayılarak 40-50 yaşlarındaki hükümlülerle aynı koğuşa konuluyor. Sonrası da böyle olaylar oluyor.
Bir de tespit ettiğimiz bir bilgi şu oldu: Cinsel tecavüz olaylarında erkek kadar kadın cezaevi personeli de suçlu. Başka bir bulgu cezaevindeki beyin özürlü ile sakat hükümlülerin çok fazla risk altında olduklarıydı.

- İyi de, 13 yaşındaki bir çocuk nasıl yetişkinlerle aynı koğuşa alınabiliyor?
B.S.
 - Bu çok açıkça uluslararası sözleşmelerin, çocuk haklarının ve daha da önemlisi kendi anayasamızın ihlali. ABD Anayasası usulüne uygun olmayan cezalandırmayı yasaklar.

- Peki, bunu neden yapıyorlar?
B.S.
 - Çünkü bizimki federal sistem. Dolayısıyla farklı eyaletlerde farklı ceza yasaları uygulanıyor. Baktığınız zaman hep aynı eyaletlerde çocukların yetişkin muamelesi görerek yetişkin mahkemelerinde yargılandıklarını görüyoruz. Sanıyorum bunu yapmalarının felsefesi de şu: Bu çocuklar o kadar ağır suçlar işlediler ki çocuk muamelesi değil, yetişkin muamelesi görmeliler.
Bana göre 12-13 yaşındaki çocukları yetişkin olarak ele alıp ona göre cezalandıramazsınız. Çünkü o çocukların beyinsel fonksiyonları bir yetişkin kadar gelişmemiştir. Dolayısıyla da işledikleri suçun ne kadar ağır olduğunun da farkında değillerdir.

Türkiye’de tutukluluk süreleri çok uzun
- Peki, siz burada Türk cezaevlerinde benzer suçlarla ilgili araştırma yaptınız mı? B.S. – Yapmadım. Ancak Türkiye’deki cezaevi koşullarıyla ilgili pek çok yazı, kitap okudum. Bir kere sizde çok uzun tutukluluk süreleri olduğunu biliyorum. Bizim ABD’de hızlı yargılama garantisi sistemimiz var. Bir kere bizde bu tutukluluk süreleri isnat edilen suçlara göre değişiyor. Ayrıca her zanlı tutuklanmaz. Tutuklanması için zanlının kaçma ihtimalinin olması, uzun bir sabıka listesinin bulunması ya da topluma zararlı faaliyetler içinde bulunduğunun tespit edilmesi gerekir. Eğer bu saydığım kriterlerin hiçbiri yoksa ağır cinayet suçuyla da yargılansanız tutuklanmazsınız. Ayrıca çok özel durumlar olmadığı sürece duruşmalar da bir yıldan uzun sürmez. Örneğin uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suçların duruşmaları ise daha uzun sürebilir. Burada da savunma makamı her zaman mahkeme heyetinden hızlı yargılanma hakkı isteyebilir.

Mahkemeler halka açık ve şeffaf olmalı 
- Aklıma şöyle bir soru takılıyor: Acaba ABD’de özel yetkili mahkemeler sıkça kurulur mu? B.S. – Bizde mahkemeler çeşitlidir. Örneğin ağır ceza, asliye hukuk mahkemeleri gibi. Özel yetkili mahkemelere gelince… ABD’de bir tek özel yetkili mahkeme Guantanamo’da. Bunlar askeri mahkemelerdir. Burada dürüst davranmam gerekir. Bizde askeri mahkemeler var ve dediğim gibi Guantanamo’da. Biz ABD’liler için Guantanamo’daki bu askeri mahkemeler bizi ulus olarak da anayasal olarak da güç duruma düşürüyor. Kimileri ulusal güvenlik gerekçesiyle bu Guantanamo mahkemelerinin gerekli olduğunu savunabilir. Ancak orada görülen kimi davalar çok rahatlıkla New York’taki Federal Bölge Mahkemesi’ne devredilebilir. Ama demin de dediğim gibi başka özel yetkili mahkeme bizde yok. Hatta ulusal güvenliği ilgilendiren kimi davalar bile bizim federal bölge mahkemelerinde görülür. Amerikan mahkemelerine sıradan bir insan olarak girmek için özel izin almanıza gerek yoktur. Elinizi kolunuzu sallaya sallaya mahkemelere dinleyici olarak girebilirsiniz. Bütün mahkemelerimiz halka açıktır. İngilizcede bir deyimimiz var. Güneş ışığı en iyi dezenfektandır, deriz. Yani açık ve şeffaf bir süreç ne olursa olsun temizdir. Şeffaflık esastır. Çünkü her zaman her şey denetlenebilir nitelikte olur.

İsteyen izler
- ABD’de ulusal güvenlik çok önem kazanırken benim dikkatimi çeken örneğin Kongre binalarında sıradan bir güvenlik denetimi dışında hiçbir şeyin olmaması. Herkesin serbestçe oralara girip çıkabilmesi. Düşünce kuruluşları, kimi özel enstitüler genellikle sizden kimlik istiyor, kimlerle görüşeceğinizi soruşturuyor. Kamu alanları bu kadar açıkken özel alanlar neden bu kadar kapalı? B.S.- Nasıl ki siz evinize istemediğiniz kişileri almazsanız bu özel kuruluşlar da uygun gördükleri ziyaretçileri kabul ediyorlar. Diyelim ki ben çok ağır bir suçtan yargılanıyorum. İsteyen istediği gibi gelip benim duruşmamı izleyebilir.

PORTRE
PROF. DR. BRENDA SMITH

Washington’daki Georgetown Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. American Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Ulusal Cezaevi’nde Irza Tecavüz Suçlarını Cezalandırma Enstitüsü program direktörü. 2003 yılında ABD Temsilciler Meclisi’nin o dönemdeki azınlık lideri Nancy Pelosi tarafından cezaevinde ırza tecavüz suçlarıyla mücadele komisyonuna atandı. Daha önce Ulusal Kadın Hukuku Merkezi’nde üst düzey hukukçu, Cezaevindeki Kadın, Çocuk ve Aile Destek Projesi’nin direktörü olarak çalıştı. Cezaevinde kadına yönelik cinsel suçlar üzerine yazılar ve kitaplar yazdı. Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde bir ders programında öğretim üyeliği yapıyor.


Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı ve Hukuk Fakültesi Hukuk Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feroz Ahmad, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “Türkiye araştırmalarına önemli katkılarda bulunanlara” verilen Liyakat Nişanı’na lâyık görüldü.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri ile modern Türkiye tarihi üzerine çok sayıda kitap, makale ve araştırmaya imza atan Prof. Dr. Ahmad, Liyakat Nişanı’na lâyık görülen 14 bilim insanı arasında yer aldı.

Geçtiğimiz ay  Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi payesini de alan Prof. Dr. Ahmad’ın The Young Turks and the Ottoman Nationalities Armenians, Greeks, Albanians, Jews and Arabs, 1908-1918  “Genç Türkler ve Osmanlı Milliyetleri: Ermeniler, Rumlar, Arnavutlar, Yahudiler ve Araplar, 1908-1918” başlıklı son kitabı The University of Utah Press tarafından basıldı. Ermeni sorununa ışık tutan kitabın Türkçe çevirisi de yakında ülkemizde yayınlanacak.

Konu ile ilgili olarak TRT’de yer alan haber için tıklayınız.

Prof. Dr. Feroz Ahmad kimdir?

Prof. Dr. Feroz Ahmad, Yeni Delhi Üniversitesi Ortaçağ İslam Tarihi alanında lisans öğrenimi gördükten sonra 1961 yıllında Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulunda yüksek lisansını tamamladı. Prof.Dr. Bernard Lewis ile çalışan Prof. Feroz Ahmad, “Türk Politikasında İttihat ve Terakki, 1908-1913” başlıklı teziyle doktora derecesi aldı.

1966 yılında Columbia Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Feroz Ahmad, daha sonra Massachusetts Üniversitesi’nde göreve başladı.

1980-81 döneminde Harvard Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezinde konuk öğretim üyesi olan Feroz Ahmad, Tufts Üniversitesi, Princeton, Fletcher School of Law and Diplomacy ve Wisconsin Üniversitelerinde konuk öğretim üyesi oldu.  Cambridge History of Turkey ve  International Journal of Middle East Studies gibi bilimsel dergilerin uzun yıllar editörlüğünü yaptı.

1978 yılında profesör olarak atanan Ahmad  2005 yılında Massachussetts Üniversitesinden emekliliğini alıp Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne atandı ve  Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü, ardından da Tarih Bölümü Başkanı olarak görevlendirildi.

Yüzden fazla makalesi uluslararası dergilerde yayınlanan  Feroz Ahmad’ın dilimize de çevrilen kitaplarından bazıları şöyle: The Young Turks, Oxford, 1969 ; Turkish Experiment in Democracy, Royal Institute of International Affairs,1977; The Making of Modern Turkey, New York, 1993 : Turkey: The Quest for Identity, Oxford, 2003.


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İktisadi Kalkınma Vakfı işbirliği ile bu yıl sekizincisi düzenlenen ve üç hafta sürecek olan AB HUKUKU EĞİTİM SEMİNERİ’nde, Amsterdam Üniversitesi öğretim üyeleri ile birlikte, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nda görevli 3 hâkim de ders veriyor.

Hakim Prof. Dr. Buttigieg

Avrupa Birliği Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Rekabet Kurumu, Türk Patent Enstitüsü başta olmak üzere çok sayıda bakanlık ve kamu kuruluşundan uzmanlar yanında, öğretim üyeleri ve öğrencilerin katıldığı seminerlerde AB Adalet Divanı hâkimleri, Türkiye’nin AB katılım müzakerelerini yürüten kadrolara son gelişmeleri anlattı.

Avrupa Komisyonu nezdinde 17 yıl görev yapan ve AB Adalet Divanı’nda görülen davalarda Komisyon’u temsil ettikten sonra bir süredir Adalet Divanı’nda yargıçlık yapan Avusturyalı Yargıç Kreuschitz; Divanda uzun yıllardır görev yapan Slovenyalı Yargıç Miro Prek ve Maltalı Yargıç Eugene Buttigieg, program kapsamında AB Adalet Divanı’nın son kararlarını da anlatarak, AB mevzuatındaki gelişmeleri bürokratlara ve akademisyenlere aktardılar.

 

Hakim Miro Prek

Ayrıca Amsterdam Üniversitesi’nden Prof. Dr. Y. Donders, Prof. Dr. A.Schrauwen, Prof. Dr. Thomas Vandamme, Dr. Ronald Van Ooik, Dr. J. H Mathis, Dr. Brölmann da, AB’de serbest dolaşım, iç pazar, AB kurumsal yapısı, Dünya Ticaret Örgütü, Türkiye-AB Gümrük Birliği, AB ve insan hakları konularını ele alıyor.

Son olarak ise AB Adalet Divanı’nda Türk vatandaşlarının hakları konusunda 15 davayı kazanan, Stuttgart Barosu avukatlarından Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. h. c. Rolf Gutmann, Türk vatandaşlarının AB hukukundan kaynaklanan haklarını, örnek içtihatlarla anlatacak.

İKV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu koordinatörlüğünde yürütülen programa ilişkin Prof. Kabaalioğlu şunları söyledi:

“İktisadi Kalkınma Vakfı olarak eğitim faaliyetlerine büyük önem veriyoruz. Karmaşık bir yapısı olan AB’nin, Ortak Tarım Politikası, Ortak Rekabet Politikası gibi çok kapsamlı politika alanları var. Katılım müzakerelerinin ön hazırlıklarını yapacak olan kamu ve özel sektör uzmanlarının sürekli eğitilmesi, bu çerçevede önemli. Yunanistan AB üyesi olmadan, binlerce AB uzmanı yetiştirdi. Bu kişiler daha sonra AB kurumlarında görev aldı. AB üzerine 50 yıldır araştırmalar yapan bir kurum olarak, araştırmalar, rapor ve incelemeler yanında eğitim konusuna da büyük önem veriyoruz. Yeditepe Üniversitesi’nin yaklaşık yirmi yıldır işbirliği yaptığı Amsterdam Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri de, bu yıl sekizincisini gerçekleştirmekte olduğumuz AB Hukuku Eğitim Seminerine katılarak büyük katkı sağlıyor”.

Geçen sene de yedincisi düzenlenen AB Hukuku Programı’nda ders vermiş olan ve Microsoft kararı gibi önemli Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarının altında imzası olan Hakim Prof. Dr. Vilenas Vadapalas da 2014 yılı itibari ile Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi AB ve Rekabet Hukuku Kürsüsü’ne tam zamanlı öğretim üyesi olarak atanmıştı.


13 Haziran 2014 – Milliyet Akademi’de yer alan ELFA Yönetim Kurulu toplantısına ilişkin haber ve Yönetim Kurulu üyeleri ile yapılan röportaj
 


“Doğu Avrupa’da Markist Rejimden Demokratik Hukuk Sistemine Geçişte Yargıda, Polis Teşkilatında ve Suç Tiplerinde Değişikler” konulu konferans 11 Haziran 2014 tarihinde Rektörlük Mavi Salonda yapılmıştır. Konuşmacı olarak Bialystok Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emile Plywaczewski, oturum başkanı olarak Prof. Dr. Duygun Yarsuvat katılım göstermişlerdir.
 


Yeditepe Üniversitesi’nin “Üniversiteye Dönüş” isimli projesi kapsamında Anadolu’nun değişik yerlerinden gelen lise hocalarına Hukuk Fakültesi hocalarımız tarafından ders verilmiştir. 

 
 
 

Prof. Dr. Nami Barlas

Prof. Dr. Nuray Ekşi

Prof. Dr. Sultan Uzeltürk

 

Prof. Dr. Köksal Bayraktar

 
Etkinliğin son gününde Suada’da yapılan kapanış yemeğine hukuk fakültemizin hocaları ve American University Washington College of Law dekan yardımcısı Prof. David Jaffe’de katılmışlardır.
 

Prof. David Jaffe, fakültemiz hocalarından Prof. Dr. Ali Cem Budak ile beraber

 
 
Çin Halk Cumhuriyeti Beijing Union Üniversitesi ile Yeditepe Üniversitesi arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Beijing Üniversitesi’nin rektör ve dekanlarının katılımı ile gerçekleştirilen imza törenine ilişkin fotoğraflar aşağıdadır.
 
 


Hukuk fakültelerinin ve hukuk eğitiminin sorunlarını tartışmak üzere ELFA (European Law Faculties Association/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği) yönetim kurulu toplantısı 6 Haziran 2014, 10.00 – 14.30 saatleri arasında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yapıldı.

Toplantıya ELFA yönetim kurulu başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu; diğer yönetim kurulu üyeleri

  • Prof. Dr. Laurence Gormley (Groningen Üniversitesi – Hollanda)

  • Prof. Dr. Věra Kalvodová (Masaryk Üniversitesi – Çek Cumhuriyeti)

  • Prof. Dr. Marek Grzybowski (Varşova Üniversitesi – Polonya)

  • Prof. Dr. Michele Graziadei (Turin Üniversitesi – İtalya) katıldı.

ELFA hukuk eğitimi ile ilgili olmak üzere mevcut sorunların tartışılması ve bunlara çözüm üretebilmek amacıyla Avrupa’nın değişik bölgelerinden 80’den fazla hukuk fakültesinin katılımı ile 1995 yılında kurulmuş uluslararası bir kurumdur. Şu an ise ELFA’nın Avrupa ve diğer bölgelerden 200’den fazla üyesi bulunmaktadır. 20 Mart 2014 tarihinde yapılan son genel kurulda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ELFA (European Law Faculties Association/Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği) yönetim kurulu başkanı seçilmiştir. 


Konferans: Cinsel Suçlar ve Gözaltında Cinsel Taciz, 11.6.2014 – 14.00, İstanbul Çağlayan Adliyesi Konferans Salonu

 


Fakültemiz öğretim üyesi Dr. Murat Uğur Aksoy’un Para Dergisi’nde yayımlanan yazısı
 


Alman Dış İşleri Bakanlığında Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Michael Roth ile yapılan toplantı
 
 

Ülkemizi resmen ziyaret eden Federal Almanya’nın Avrupa Bakanı Dr. Michael Roth onuruna verilen akşam yemeğine  davet edilen Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Türkiye-AB ilişkileri ve  Almanya’daki Türklerin karşılaştığı sorunlar ve özellikle vize uygulamalarının yol açtığı tahribat konusunda konuk bakana bilgi verdi.

Bu seyahatinde Yeditepe Üniversitesi’ni ziyaret edememenin üzüntüsünü dile getiren konuk Bakan gelecek seyahatinde Yeditepe Üniversitesini ziyaret ederek öğretim üyeleri ve öğrencilerle görüşmek istediğini belirtti.
Toplantıya Sabancı Üniversitesinden Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ve Prof. Dr. İlter Turan yanında Av. Refik Türkoğlu ve Alman diplomatlar katıldı.

28 Mayıs 2014 tarihinde, İKV ve MÜSİAD işbirliğinde “Türk Vatandaşları için Vizesiz Dolaşım: Geri Kabul ve Sonrası” başlıklı panelde Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu oturum başkanlığı yaptı.

Programa ilişkin ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayınız.


Amerika Birleşik Devletleri Georgia Eyaleti’nde bulunan Valdosta Üniversitesi öğrencileri Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni ziyaret etti.


Ceza Hukuku Bilimleri ve İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Konferans: Adli Haberlerin Verilişi ve Basın Özgürlüğü, Tarih: 7 Mayıs 2014, Saat: 17.00


Bu Yıl Sekizincisi Düzenlenecek olan Avrupa Birliği Hukuku Yaz Okulu Programı, 16 Haziran – 8 Temmuz 2014 Tarihleri Arasında Gerçekleştirilecektir.


Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ELFA Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı oldu.

Hukuk alanındaki güncel gelişmeleri irdeleyen ve hukuk fakültelerinin karşılaştığı sorunları gündeme getiren, yaklaşık 250 Avrupa Hukuk Fakültesinin üyesi olduğu European Law Faculties Association (ELFA) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu getirildi.

2009 yılında ELFA Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Kabaalioğlu, 12 yıldır Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığını yürütüyor.  İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra New York’da Columbia Üniversitesi ile Brüksel Üniversitesinde hukuk masterı yapan Kabaalioğlu, Virginia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Fulbright konuk öğretim üyesi olarak bir yıl görev yaptığı gibi bir yıl da Floransa’da Avrupa Üniversite Enstitüsünde Jean Monnet Fellow olarak çalıştı.  1987-1995 yılları arasında Marmara Üniversitesi AT Enstitüsü’nün Kurucu Müdürlüğünü yapan Kabaalioğlu, dört yıl süreyle Brüksel’de AB Nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliğinde hukuk müşaviri olarak çalıştı. 18 yıldır İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olan Kabaalioğlu, geçtiğimiz yedi yıl İKV Başkanlığı görevini sürdürdü.  70 kadar yabancı üniversitede ders ve konferanslar veren Kabaalioğlu,  geçtiğimiz yıl da Gent Üniversitesi  “foreign chair”  kürsüsüne atandı.

Dekanımız Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Prof. Dr. Ali Cem Budak ile birlikte

Konuya ilişkin olarak Abbas Güçlü’nün 23 Mart 2014 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazısı:


16 Mart 2014 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Yayımlanan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde AB Hukuku ve Rekabet Hukuku Dersleri Veren Eski Avrupa Birliği Adalet Divanı Hakimi Prof. Dr. Vilenas Vadapalas Röportajı

- Bir süredir Yeditepe Üniversitesi’nde AB hukuku dersleri veriyorsunuz. Türkiye’de adalet sisteminin durumunu nasıl görüyorsunuz?
V.V.- Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğüne saygı geleneğinin uzun birgeçmişi olduğunu biliyorum. Türkiye’nin yeni bir demokrasi olduğunu hiç kimsesöyleyemez. Sisteminizi oturtmuşsunuz.
Bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğüne saygı konusunda sorunlar yaşıyorsanız bana göre bunlar geçicidir.
- Neye dayanarak bu sorunların geçici olduğunu söylüyorsunuz?
V.V.- Demin de dediğim gibi bir kere oturmuş bir sisteminiz var. Ayrıca dademokrasi ve hukukun üstünlüğü geleneği uzun bir geçmişe sahip. Aslında ben dahasizin adalet sisteminizi yeni yeni tanımaya başlıyorum.
Bakın, Türkiye çok dinamik ve ilginç bir ülke. AB’nin eski üyelerine baktığımızdaonlarda ilginç, yeni gelişmeler görmek çok zordur. Burada ise dinamizm ve insanlarınkişilikleri müthiş ilginç bir ortamı gözler önüne seriyor. Bir süre Yeditepe ÜniversitesiHukuk Fakültesi’nin yaz okulunda tam gün dersler verdiğim için eğitim sistemi banayabancı değil.
- Bize, öğrencilere öğrettiğiniz AB hukukuyla ilgili bilgi verir misiniz?
V.V.- AB hukuku çok derin ve ilginç. Litvanya, 2004’te AB’ye tam üye olmadan önce ülkede egemenliğin yerelden AB’ye geçmesi konusunda uzun tartışmalar yaptık.Önümüzde sorun gibi görünen Litvanya gibi minik bir ülkenin muazzam ABmekanizmasına entegre olması meselesi vardı.
Ama sonunda gördük ki egemenliğin büyük ölçüde AB’ye geçmesi hiç de kötü birşey değil; aksine olumlu sonuçlar veriyor. Çünkü AB kurallarını benimsemek hemhukuk hem ekonomi açısından ülkemizin gelişmesini sağladı. Önümüzdeki mayısLitvanya’nın AB’ye tam üyeliğinin onuncu yılını kutlayacağız. Tam üyeliğin sonuçlarıson derece olumlu. Her yıl GSMH yüzde dört artıyor.
Öte yandan Türkiye de AB’ye tam üyelik müzakerelerini sürdürüyor. Tabii Türkiye muazzam bir ülke olduğu için bu müzakereler çok uzun zaman alıyor. Avrupa Adalet Divanı’nda (ABAD) dokuz yıllık görevim süresince AB Komisyonu’nun Türkiye raporlarını inceleme fırsatım oldu. Özellikle rekabet ve patent hakları konusundaTürkiye önemli ilerlemeler kaydetti. Ayrıca Rekabet Kurulu’nuzun internet sitesinidikkatle izliyorum. Gayet iyi hazırlanmış. Rekabet yasaları da iyi uygulanıyor. Umarım,gelecekte Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin önünde engel kalmaz. Tabii bu da Türkhalkının isteğine bağlı. Örneğin Litvanya’da AB üyeliği için referandum yapılmış,Litvanyalılar büyük çoğunlukla AB üyeliğine “evet” oyu vermişlerdi.

İnsan hakları sorununu halk çözmeli

İnsan haklarının korunması, bunlara saygı gösterilmesi, ifade özgürlüğü Kopenhagkriterlerinin bir parçasıdır. İnsan hakları için mücadele etmek kalıcı bir süreçtir

- Litvanya’nın çok minik bir ülke olduğunu söylediniz. Oysa Türkiye nüfusu neredeyse 80 milyon. Dolayısıyla halkın AB’ye tam üyeliği konusundakidüşünceleri çok farklılık gösteriyor. Üstelik insanlar AB tam üyeliğinin ne anlama geldiğini de pek bilmiyorlar. Böyle karışık bir ortamda yapılacak bir referandumda AB üyeliği için sağlıklı bir sonuç çıkabilir mi?
V.V.- Dediğiniz gibi Litvanya çok minik bir ülke. Nüfusu üç milyon yani Kadıköy’ünki kadar diyebiliriz. Bakın, üniversitelerde AB hukuku, AB’ye tam üyeliğin ne anlama geldiği kursları düzenli olarak sürüyor. Bunlardan da gayet iyi sonuçlar alınıyor.
Üstelik Türkiye’nin nüfusunun büyük bölümü çok genç. Dolayısıyla da onlar için AB’yle ilgili daha fazla bilgi edinmek önemlidir. Üstelik üç, dört yıl önce Avrupa’da çok ciddi bir ekonomik ve parasal kriz vardı. Ama artık bu aşılmış gibi görünüyor. Böylece de Türk halkı arasında bugün düne kıyasla AB tam üyeliği için ilgi artmış olabilir.
AB’ye üye olan kimi ülkelere baktığım ve bunları Türkiye’yle kıyasladığım zaman Türkiye’nin onlardan daha gelişmiş olduğunu görebiliyorum. Ama tabii ki üyelik siyasi bir karardır. Ayrıca bu halkın isteğine ya da isteksizliğine bağlıdır. Sadece şunu söylemek istiyorum ki Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olduğundan kimsenin kuşkusu bulunmamalı.
Türkiye Avrupa içinde 500 küsur yıldan beri var. Üstelik Avrupa ve Türk kültürlerinin pek çok ortak yönleri var.
- Siz Litvanya’nın AB’ye tam üyelik müzakerelerine bizzat katılmamış mıydınız?
V.V.- Katılmıştım. O dönem ben hükümetimin AB Hukukuna Uyum Kurumu’nun direktörüydüm. Geçmiş deneyimlerimden yola çıkarak Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu için iyi bir temel oluşturduğunu düşünüyorum.
- İç hukukun AB hukukuna uyum sağlamasının önemini anlatır mısınız?
V.V.- Bu kesinlikle çok önemli. Türkiye’ye bakıyorum. Malların serbest dolaşımı, rekabet konularında Türkiye önemli ölçüde ilerleme kaydetmiş. Bu konudaki yasalar AB yasalarına uyum gösteriyor.
- Peki, bütün bunlar olurken AB için olmazsa olmaz önemde olan Türkiye’deki ifade özgürlüğü ve insan hakları durumuna ne diyorsunuz?
V.V.- Bakın, ben siyasetçi değil hukuk adamıyım. Dolayısıyla ancak insan hakları ve ifade özgürlüğü sorunlarını Türk halkının kendisinin çözmesi gerektiğini söyleyebilirim. Yine de size şöyle anlatayım: İnsan haklarının korunması, bunlara saygı gösterilmesi, ifade özgürlüğü Kopenhag Kriterleri’nin bir parçasıdır. Bu kriterler Litvanya’nın ve diğer ülkelerin AB’ye tam üyeliğinde de uygulanmıştı. İnsan hakları için mücadele etmek kalıcı bir süreçtir. Size ülkemden bir örnek vereyim. Sanmayın ki Litvanya’dainsan hakları konusunda her şey halloldu. Hiçbir sorun kalmadı; ideal koşullara kavuştuk. Hiç de öyle değil.
- Peki, bir ülkede hukukun üstünlüğü nasıl yerleştirilip korunabilir?
V.V.- Bu bir demokrasi sorunu.
- Yani, bir ülkede demokrasi yoksa hukukun üstünlüğü yerli yerine oturtulamaz mı?
V.V.- Demokrasi ve hukukun üstünlüğü kavramlarını birbirinden ayıramazsınız. Peki, siz Türkiye’de bunun sağlanmayacağından emin misiniz? Bence öyle değil. Bir kere sizin uzun bir demokrasi geleneğiniz var.  

Anladığım kadarıyla zor durumdasınız

- Galiba o zamanlar geçmişte kaldı… V.V.- İyi de, ben bir şeyi anlamıyorum. Oturmuş bir demokratik sistemi kim değiştirebilir? Aslında gördüklerim ve işittiklerim durumun oldukça zor olduğunu gösteriyor.
Bakın, adalet sisteminin bağımsız olması gereklidir. Bütün vatandaşların adalet önünde eşit olması, eşit biçimde, bağımsız mahkemelerde yargılanmaları gerekir.Zaten bu koşul Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde var. Bir de anayasal güvenceler olmalıdır.
- İyi de anayasal güvenceleri uygulamadığınız zaman ne olur?
V.V.- Olur mu? Anayasal güvencelerin uygulanması zorunludur.
- Peki, normal bir demokraside HSYK’ler Adalet Bakanı’na doğrudan bağlı olabilir mi?
V.V.- Hâkimler ve savcıların atanması uygulaması çeşitli ülkelere göre tabii ki farklılıklar gösterebilir. Litvanya’da cumhurbaşkanının hâkim atamalarında yetkisibüyüktür. Önemli olan sistemin bağımsız olması.

Hükümetleri eleştirmek demokratik haktır

- Ülkenizde HSYK Adalet Bakanlığı’na doğrudan bağlı mı?
V.V.- Ülkemde Yargıçlar Konseyi üyelerini yargıçların kendileri aday gösterir. Ama adaylıklar parlamentonun katılımıyla cumhurbaşkanı tarafından onaylanır. Sistemler farklı olabilir. Önemli olan sonucunda yargı sisteminin bağımsızlığının korunmasıdır. Bu da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin direktifidir.
- Peki, bir ülkede basın özgürlüğü çok ciddi biçimde tehlikedeyse bu durum AB’ye tam üyelik müzakerelerini nasıl etkiler?
V.V.- Tam üyelik müzakereleri bildiğiniz gibi uzun bir süreç. İfade, basın özgürlüğüne saygı çok önemli. Bütün bunlar zaten tam üyelik şartları olan Kopenhag Kriterleri’nde var.
Yine ülkemden örnek vereyim. Tabii ki her şey mükemmel değil. Ama gerektiğinde hükümet alabildiğine eleştirilebilir. Parlamentodan çıkan bir yasa beğenilmezse çok sert tepkiler gelebilir. Sonuçta bu demokrasi.

Hiçbir ülkede demokrasi mükemmel değil

- Siz dünyada demokrasinin tam olarak işlediğini düşünüyor musunuz?
V.V.- Dünyanın bütün ülkelerinde değil.
- Bir de yazılı devletler hukuku olmasına karşın ABD, Rusya gibi büyük devletler çıkarlarına uygun olmadıklarında kendi hukuklarını kullanıp oülkelerin iç işlerine müdahale edebiliyorlar. Son olarak da bunu komşunuz Ukrayna’ya Rusya’nın yaptıklarıyla tanık olmadık mı?
V.V.- Rusya’nın Ukrayna’daki gösterileri bastırmak için askeri birliklerini o ülkeye göndermesi, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün tehlike altına atılması bugünün Avrupa’sında yapılabilir bir iş değildir.
Komünist sistemin çökmesinden sonra Avrupa’da yerli yerine oturmuş bir işbirliği ve güvenlik sistemi oluştu. AB’nin Rusya’nın Ukrayna’da yaptıklarına gösterdiği tepkinin sistemi yeniden rayına oturtacağını büyük içtenlikle umuyorum. Türkiye de olanlara çok sert tepki gösterdi.

PORTRE 
Prof. Dr. Vilenas Vadapalas Litvanyalı Devletler Hukuku Profesörü.Yükseköğrenimini başkent Vilnius Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaptıktansonra doktora derecesini Moskova Üniversitesi’nden aldı. Uzun yıllar VilniusÜniversitesi’nde devletler hukuku dersleri verdi. Dokuz yıl süreyle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) üyeliğini yaptı. Zürih, Grenoble, Kiel, Münih, Yeditepe, Hanovver, La Laguna üniversitelerinde konuk öğretim üyesi oldu. Uzmanlık alanları Devletler Hukuku, AB Hukuku ve Uluslararası İnsan Hakları Hukuku.

Prof. Dr. Vilenas Vadapalas’ın CV’sine ulaşmak için tıklayınız.


Eski Avrupa Adalet Divanı Yargıcı Prof. Dr. Vilenas Vadapalas’ın Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde göreve başlamasına ilişkin Abbas Güçlü’nün 9 Mart 2014 Pazar tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazısı:

Abbas Güçlü

Avrupalı yargıç gözüyle özgürlük 

Milliyet, 9 Mart 2014 Pazar

Prof. Dr. Vilenas Vadapalas, Litvanyalı bir yargıç. Tam 9 yıl Avrupa Adalet Divanı’nda yargıçlık yaptı.

Microsoft davası gibi çok önemli yargı kararlarının altında imzası var. Ülkesinin AB’ye girme sürecindeki önemli isimlerden birisi.

Prof. Vadapalas, şu anda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapıyor…

Hukuk Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, dünyanın önemli hukukçularını ne yapıp edip öğrencileriyle buluşturuyor.

Kimi İstanbul’un büyüsüne kapılıp kadrolu olarak geliyor kimi de konferanslar vermek üzere konuğumuz oluyor.

Haluk Hoca, ay sonunda çok iddialı bir seçime giriyor. Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği’nin başkanlığına aday ve şansı çok yüksek!

Prof. Kabaalioğlu ve Prof. Vadapalas ile dün uzunca bir öğle yemeği yedik. Vadapalas, bir yandan Türk yemeklerinin tadına bakarken, bir yandan da, çok güncel sorularımızı cevaplandırdı. Örneğin twitter ve YouTube kapatılır mı, Türkiye AB’ye girebilir mi, Ergenekon mağdurları Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’ne başvururlarsa ne olur?

İsterseniz gelin önce Avrupa Adalet Divanı ve Prof. Vadapalas’ın özgeçmişine bir göz atalım, sonra söylediklerine kulak verelim Avrupa Adalet Divanı? Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ya da kısaca Avrupa Adalet Divanı, Avrupa Birliği (AB) bünyesi içinde yer alan en yüksek mahkemedir. Avrupa Birliği üyesi ülkeleri arasında, Avrupa Birliği hukukunu ilgilendiren konularda son sözü söyleyen kurumdur. Kurum 1952 yılında, pek çok Avrupa Birliği kurumuna ev sahipliği yapan Brüksel kentinde değil, Lüksemburg şehrinde kurulmuştur. Mahkeme, her Avrupa Birliği üyesi ülkeden bir yargıçtan oluşur ancak bu üyelerden yalnızca on üçü büyük salonda davalara bakar. Avrupa Adalet Mahkemesi’nin bir altı olan, Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi, genelde doğrudan bireyler ya da şirketler tarafından açılan davalara bakar. Avrupa Adalet Divanı ise üye ülkelerle ya da Avrupa Birliği kurumlarıyla ilgili davalarla ve üye ülke mahkemelerinin bir üst kuruma sevk ettiği uyuşmazlıklarla uğraşır. İlk Derece mahkemelerinde alman kararlar için bazı yasalar doğrultusunda Adalet Divanı’na başvurulabilir ve temyiz istenilebilir…

Prof. Vadapalas Avrupa Adalet Divanı’nda 9 yıl yargıçlık yapan Prof. Dr. Vadapalas, Yeditepe Üniversitesi’nde “AB Hukuku”, “Rekabet Hukuku” dersleri veriyor. Prof. Avrupa’nın köklü üniversitelerinden (1545 yılında kurulmuş) Vilnius Üniversitesinden mezun olduktan sonra Moskova Üniversitesi’nde yüksek lisans çalışmaları yaptı ve 1997 yılında Varşova Üniversitesi’nde doçentlik sınavını verdi. 1977′de asistan olarak girdiği Vilnius Üniversitesi’nde 2004 yılına kadar AB ve Uluslararası hukuk profesörü olarak görev yaptı. Litvanya’nın AB üyeliği müzakereleri sürerken 1997-2004 yılları arasında Litvanya Adalet Bakanlığı AB Hukuku Genel Müdürlüğü görevini yürüten Prof. Dr. Vadapalas, katılma müzakerelerini sürdüren Litvanya heyetinde görev aldı, ülke yasalarının AB hukukuna uygunluğu konusunda parlamentoya danışmanlık yaptı ve doğrudan başbakana sorumlu olarak çalıştı. 1991-1993 yılları arasında Litvanya Başbakanı’na dış politika danışmanlığı yapan Prof. Dr. Vilenas Vadapalas, Litvanca dışında İngilizce, Fransızca, Almanca, Lehçe ve Rusça biliyor. Lüksemburg’da, Avrupa Adalet Divanı’nda 2004-2013 yıllan arasında yargıçlık yapan Vadapalas, gerçek ve tüzel kişiler tarafından AB kurumlarına karşı açılan davalar yanında üye devletlerin komisyon ve konsey aleyhine açtığı davalara da baktı. Avrupa Adalet Divanı’nın Microsoft kararını kaleme alan Vadapalas, Fransa’da Palmes Academiques Françaises ve Litvanya’da şövalyelik unvanı aldı.

Prof. Vadapalas’a göre, facebook, twitter, YouTube gibi dijital platformlar, bireysel özgürlük alanları ve Avrupa hukukuna göre, bireysel özgürlüklerin kısıtlanması mümkün değil. Peki, Türkiye’nin AB üyeliği mümkün mü? Gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok. Avrupa’nın Türkiye’nin dışarıda kalmasını istememesi için çok fazla nedeni var görüşünde. Peki, Türkiye bir hukuk devleti mi? Her ne kadar sokaktaki vatandaş farklı düşünse de, o bu konuda taviz vermiyor. Sıkıntı her zaman, her yerde olabilir diyor. Türkiye’yi sarsan davalar konusunda ise iç hukuk yollan tıkanmadan Avrupa’ya gidilemeyeceğini ama sürecin çok yavaş ilerlediğine dikkat çekiyor. Hukuk devletine olan inanç pekişmeden demokrasinin güç kazanamayacağını da özellikle vurguluyor. Türkiye’nin geleceğine olan inancı ise herkesten çok fazla. Yoksa çalışmak için niye burayı tercih edeyim ki mesajı veriyor… Özetin özeti: Keşke başkaları kadar, biz de kendi kendimize güvenebilsek…


Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi takımının Jessup Sanal Mahkeme Yarışması Türkiye Finalleri birinciliğine ilişkin 9 Mart 2014 Pazar günü Milliyet gazetesinde çıkan haber:


Merkezi Washington’da bulunan American Society of International Law (ASIL) tarafından düzenlenen  

Jessup Sanal Mahkeme Yarışması  Türkiye finalinde

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi takımı  birinci oldu.

Amerikan Uluslararası Hukuk Birliği (ASIL) tarafından düzenlenen  ”Uluslararası Hukuk Sanal Mahkeme Yarışması”  International Law Moot Court Competition finalleri  1 ve 2 Mart 2014 tarihlerinde İstanbul’da Yeditepe Üniversitesi’nde yapıldı.

Finalde yarışan Yeditepe, Galatasaray, Koç, TOBB-ETÜ, Bahçeşehir, Maltepe ve Kadir Has  Üniversiteleri Hukuk Fakülteleri,

“Belirlenen bir uluslararası hukuk uyuşmazlığının, Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nda yapılan Duruşması”nı yürüterek, her seferinde eşleştikleri diğer fakültelerle  yarıştılar.  

Her biri en az  iki veya üç saat süren toplam 18 duruşmada her Fakülte, rakipleri ile  farklı oturumlarda davacı veya davalı ülke olarak savunmalarını yaptılar.     

Her takım dört yarışmaya katılırken, davalardan ikisinde davalı, diğer ikisinde davacı rolünü üstlendiler.

Yarışmaların sonunda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, yarıştığı dört duruşmanın dördünü de kazanırken, Galatasaray ve Koç Üniversiteleri üçer yarışmayı önde bitirdiler. Yeditepe Hukuk Fakültesi’nin birinci olarak ilan edilmesi gerekirken, birinci ve ikinci takımlar arasında  bir de final yarışması düzenlenmesi kararlaştırıldı. 

Önceki yarışmalarda Galatasaray Üniversitesi’ne karşı duruşmayı kazanan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi bu kez final duruşmasında, İstanbul Üniversitesi’nden Prof .Dr. Rauf Versan, Heidelberg Üniversitesi’nden Dominik Braun ve Av. Gönenç Gürkaynak’tan oluşan Adalet Divanının oybirliği ile birinci ilan edildi.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, önceki yıllarda katıldığı ELSA Türkiye Ord. Prof.Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Kurgusal Duruşma Yarışmasında da birincilik kazanmıştı.

Gerçekleştirilen 18 duruşmada görev alan hakimler, uluslararası hukuk alanında isim yapmış değerli yargıç, bilim adamı ve ünlü hukukçulardan oluşmaktaydı. Aralarında dokuz yıl Lüksemburg Avrupa Adalet Divanı’nda yargıçlık yapan Yeditepe Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vilenas Vadapalas’ın da yer alması yarışmalara ayrı bir renk kattı.

Toplam 18 duruşmada  görev alan 41 hakimden bazıları:  

Devletler Hukuku uzmanları arasında Prof. Dr. Rauf Versan (İstanbul Üniv), Prof. Dr. Vilenas Vadapalas (Yeditepe Üniv.),  Prof. Dr. Hasan Köni (Kültür Üniv.)

Prof. Dr. Mesut Hakkı Çaşin (Yeditepe Üniv.) Yrd. Doç. Dr. Murat Önok (Koç Üniv.), Yrd. Doç. Dr. Dolunay Özbek (Bilgi Üniv.), Yrd. Doç. Dr. Zeynep Pirim (Bahçeşehir Üniv.), Yrd. Doç. Dr. Semin Töner Şen (Yeditepe Üniv.) Dr. Enver Arıkoğlu (İstanbul Üniv.), Dr. Fleur Van Leeuwen (Koç Üniv.), Amer Raja, J.D. (Yeditepe Üniv.), Sanem Özdural, J.D. (Koç Üniv.),  John Schmidt, J.D. (YeditepeÜniv), Shabnam Mojtahedi, J.D. (Yeditepe Üniv),  Jeff List,J.D. (Yeditepe Üniv.), Dominik Braun (Heidelberg Üniv.);

Fiilen yargıçlık yapan İdare Mahkemesi Hakimi İsmail TazegülHakim Mehmet Tank, Asliye Ceza Hakimi Mahmut Erdem,  Hakim Mehmet Cemil Fidancı;

Uluslararası hukuk bürolarından, Av. Gönenç Gürkaynak, Av. Kemal Serdengeçti, Av. Orhan Mavioğlu, Av. Noyan Göksu, Av. Tuğba Güldemir, Av. Halil Kardıcalı, Av. Emir Cami, Av. Doğan Eymirlioğlu, Av. Duygu Çoşkun, Av. Feyzi Erçin, Av. Ayben Arıkan, Av. Baran Usanmaz, Av. Melek Doğan, Av. Selin Başaran gibi isimler de yargıç olarak görev aldılar.

Yarışma Kuralları gereği, Öğretim Üyeleri kendi fakültelerinin yarıştığı oturumlarda görev almadılar.

Yarışmaya ve Yeditepe Üniversitesi takımının kazanmış olduğu başarıya ilişkin haberlere ulaşmak için tıklayınız.

Etkinliğe ilişkin fotoğraflar:

Prof. Dr. Rauf Versan, Avrupa Birliği Adalet Divanı Eski Hakimi ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Vilenas Vadapalas ile birlikte

Prof. Dr. Rauf Versan, Dr. Murat Önok ve Jessup Ulusal Komitesi Başkanı, İstanbul ve New York Barosu Avukatlarından Afşın İlhan

Prof. Dr. Vadapalas, Dr. Dominik Braun ile beraber

IMG_2175

Av. Gönenç Gürkaynak, Prof. Dr. Rauf Versan, Dr. Dominik Braun Sanal Mahkeme Yarışmasında Temsili Olarak ICJ Hakimliği Yaptılar.

Takımlar, Hakimler duruşma salonuna girerken

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konuşmacıları

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konuşmacıları

Dekanımız Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu organizasyon ekibinden bazı öğrencilerimiz ile birlikte

Hakimler Odası


Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, İKV Heyeti ile AB Bakanı Sayın Mevlut Çavuşoğlu’nu ziyaret etti.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulunu kabul etti. İKV Başkanı Õmer Cihad Vardan başkanlığındaki heyette, Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu ve Zeynep Bodur Okyay, Muhasip Üye Mehmet Nuri Görenoğlu, Yürütme Kurulu Üyesi Yavuz Canevi, Üyeler Tuğrul Kudatgobilik, İlhan Soylu, İlyas Gençoğlu, Denetçi Üye Kenan Atalay, TOBB AB Dairesi Başkanı Mustafa Bayburtlu ve İKV Genel Sekreteri Çiğdem Nas yer aldı.


Prof. Dr. Kabaalioğlu, İKV heyeti ile T.B.M.M. Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Prof.Dr. Tekelioğlu’nu ziyaret etti.

İktisadi Kalkınma Vakfı  Yönetim Kurulu üyeleri TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu ile görüştü. Prof. Dr. Tekelioğlu İKV yönetim kurulu üyelerine AB Uyum Komisyonu’nun çalışmaları hakkında bilgi verdi. Türkiye’nin Kopenhag kriterleri doğrultusunda AB üyeliğine hazırlık olarak birçok yeni yasa kabul ettiğini belirten Tekelioğlu, AB Uyum Komisyonu’nun bu süreçte önemli bir görev yaptığını ifade etti. Prof. Dr. Tekelioğlu AB Uyum Komisyonu çalışmalarına İKV başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinin de destek verdiğini ve Komisyon toplantılarında sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin dinlendiğini vurguladı. İKV Başkanı da  yaklaşık 50 yıldan bu yana AB alanında çalışan bir ihtisas kurumu olarak İKV’nin, AB Uyum Komisyonu toplantılarına katılarak, uyum çalışmalarına katkıda bulunmaktan memnun olacağını belirtti.


Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Yargıçlar ve Savcılar Birliği tarafından düzenlenen ve Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ) ve Medel-Demokrasi ve Özgürlükler için Avrupalı Yargıçlar Birliği başkanlarının da katıldığı Uluslararası Sempozyumda oturum başkanlığı yaptı.

Yargıçlar ve Savcılar Birliği tarafından düzenlenen “Kuvvetler Ayrılığı, Yargı Bağımsızlığı ve Yargı Yüksek Kurulları” konulu uluslararası sempozyum 7 Şubat 2014 günü İstanbul Tarabya Otelinde gerçekleştirildi.

Daha önce Avrupa Yargıçlar Birliği başkanlığı yapan ve halen Uluslararası Yargıçlar Birliği International Asssociation of Judges başkanı Gerhard Reissner, MEDEL- Demokrasi ve Özgürlükler için Avrupalı Yargıçlar Birliği Başkanı Antonio Cluny, aynı kuruluşun genel sekreteri Sırbistan Yargıçlar Derneği Başkanı Dragana Boljevic’in katıldığı ilk oturumun başkanlığını Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği ELFA birinci başkan yardımcısı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yaptı.

Öğleden sonraki oturumlarda GS Üniversitesi eski Rektörü ve YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Anayasa Mahkemesi eski yargıçlarından Prof. Dr. Fazıl Sağlam, Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, Yeditepe Üniversitesi’nde Ceza Hukuku dersleri veren İstanbul Barosu Başkanı ve Doç. Dr. Ümit Kocasakal söz aldı. Demokrat Yargı Genel Sekreteri, Yargıçlar Sendikası Başkanı ve YARSAV Yönetim Kurulu Başkanının konuştuğu son oturumla toplantı sona erdi.

Programın detayları şu şekildedir:

Diğer resimler:


Prof. Dr. Kabaalioğlu ve İKV Heyeti sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Tarabya Huber Köşkünde kabul edildi. İki saat süren görüşmede Türkiye-AB İlişkileri üzerinde duruldu.