Ahmet Burak BİLGİN

Neden Yeditepe Hukuk?

Öncelikle neden Yeditepe Üniversitesi diye başlayabiliriz. Bence bu soruya cevap verirken, Yeditepe Üniversitesi’ni, eğitim kalitesi olarak anlatmanın pek bir gereği yok; çünkü hem dünyadaki tüm üniversiteler için genel geçer bir kural olarak, üniversitelerin (eğitim kalitesi anlamında) bir bütün olarak değerlendirilmesinden ziyade, belli fakülte veya bölümler, ön plana çıkar; hem de, neticede Yeditepe Üniversitesi de (genelde özel üniversite olarak bilinse de) bir vakıf üniversitesi olduğundan, vakıf üniversitelerinin devlet üniversitelerine göre genel olarak taşıdığı avantaj ve dezavantajları barındırmaktadır.

Ancak benim değinmek istediğim bir husus var ki, üniversite tercihinde en az eğitim kalitesi kadar dikkate alınması gerekiyor. Bu da, hemen hemen 4 ila 7 sene geçireceğiniz ve gününüzün önemli bir bölümünde bulunacağınız bir anlamda yeni eviniz olacak olan ortam. İşte Yeditepe Üniversitesi, bu yönüyle sizleri fazlasıyla tatmin edecektir. (Örneğin, tercih sürecinde buraya gelip de bu ortamı gören birisinin, kolay kolay başka bir üniversiteye gidebileceğini sanmıyorum.) Sizin de, şu anda tercih sürecindeki adaylar olarak, öncelikle gideceğiniz üniversitenin adına ve seçeceğiniz bölümün puanına göre bir değerlendirme yaptığınızı biliyorum. Elbette bunda haklısınız; ancak size şunu hatırlatmak isterim ki, üniversite kavramı, eğitimiyle, öğretim kadrosuyla, akademik ve fiziksel imkânlarıyla bir bütündür ve tercihlerde de bunların tümünün dikkate alınması gerekir. Bu bağlamda, seçeceğiniz üniversitenin her şeyden önce, bir kampüs üniversitesi olması, küçümsenemeyecek bir öneme sahiptir. Çünkü üniversite demek, topluma her yönüyle bir insan yetiştiren ve kişiliği şekillendiren bir kültür demektir ve bu kültür de sadece fakülteye gidip gelmek ile öğrenilemez. İşte Yeditepe Üniversitesi, ileride yetişkin bir birey olarak topluma katılacak bir öğrencinin bu kültürü alması için – faydalanılması bilindiği takdirde – gerekli tüm akademik ve fiziksel imkânlara sahiptir.

Dolayısıyla bence tercih sürecindeki bir öğrencinin ilk karar vermesi gereken hususlardan birisi bu; yani eğer siz, bir üniversite adayı olarak “evet aradığım üniversite profili tam da böyle” diyorsanız, bu yazının devamını okuyabilir ve neden Yeditepe Hukuk’u seçmeniz veya seçmemeniz gerektiğine karar verebilirsiniz.

Geldik yazımızın Yeditepe Hukuk’u seçmem için bana bir sebep söyleyinbölümüne.

 Aslında bu noktada söz söyleyecek olan sizlersiniz! Siz, hukuk eğitimini seçmiş bir kimse olarak (umarım aile baskısı veya maddi kaygılarla gelmiyorsunuzdur; yoksa hakikaten sevmeden çekilecek bir eğitim değil, hukuk eğitimi), öncelikle nasıl bir hukukçu olmak istediğinize, diğer bir deyişle nasıl bir “hukuk formasyonu” ile donatılmak istediğinize karar vermelisiniz. Hayır, bundan kastım, daha 18-20’li yaşlarda avukat mı, hâkim-savcı mı veya bir akademisyen mi olacağınıza karar vermeniz gerektiği değil. (Baştan böyle bir hedefle Hukuk eğitimini seçen bir arkadaş varsa, kendisini elbette ki tebrik ederim; ama kesinlikle burada sizden istediğim, hukuk eğitiminiz sonrasında hangi mesleği icra edeceğiniz, yani kısacası ne olacağınıza karar vermeniz değil.) Bilinçli bir tercih yapabilmeniz için sizden istediğim, yukarıda da belirttiğim gibi, nasıl bir hukukçu olmak istediğinize karar vermenizdir.

Bunu bir-iki örnekle açalım isterseniz: Örneğin fakülteyi bitirdiniz ve avukat olmaya karar verdiniz.

·        Herhangi bir yabancı dili mesleki düzeyde kullanamayan ve bu sebeple de sadece icra takibi veya adliye adliye dolaşıp tamamen Türk hukuku ile ilgili davaları takip edebilen bir avukat mı;      yoksa

·        küreselleşen ve dolayısıyla artık sadece İngilizce’nin dahi yetmediği bir dünyada, sahip olduğunuz hukuk bilgisinin yanında bu bilgiyi uygulayabileceğiniz en az bir yabancı dili konuşabilen ve böylece de şirket birleşme ve devralmaları, milletlerarası tahkim, Avrupa Birliği Hukuku gibi alanlarda uygulama yapabilecek bir avukat mı olmak istiyorsunuz?

 

Keza diyelim ki, hâkim olmaya karar verdiniz;

·        ne kadar iyi hukukçu olursa olsun, mesleki anlamda tatbik edecek düzeyde bir yabancı dili olmadığı için, gelebileceği en üst nokta, ülkenin üst yargı mercileri olan bir hâkim mi;

·        yoksa sahip olduğu hukuk bilgisi ve sağlam hukuk mantığının yanına bir de mesleki düzeyde İngilizce veya örneğin Fransızca’yı ekleyerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı gibi uluslararası yargı organlarında çalışabilecek bir hâkim mi olmak istersiniz?

İşte yine bir tercihle karşı karşıyasınız ve bu gibi örnekleri çoğaltmak da mümkün. Başta da bahsettiğim gibi, seçim sizin! Eğer “bana birinci ihtimaller yeter” derseniz, Yeditepe Hukuk sizin için cazip gelmeyebilir; hatta zorlanabileceğinizi varsayarsak seçmemeniz iyi bile olabilir.

 

Ama eğer “ben sadece Türkiye ile sınırlı kalamam, yurtdışına açılmalı ve uluslararası bir hukukçu olmalıyım” diyorsanız, bunun için en az bir yabancı dili (ki bu da takdir edersiniz İngilizce olur) mesleğinizi icra edecek düzeyde bilmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Bu noktada, birçok hâkim ve savcının, Yeditepe Üniversitesi’nde, bir yıl boyunca, üniversiteye yeni başlayan öğrencilerle birlikte,İngilizce Hazırlık okumalarının da – hele bunların 40’lı yaşları devirmiş oldukları da göz önüne alındığında – bir sebebi olsa gerek.

İşte gerek Fakülte’ye başlamadan önceki bir yıllık hazırlık okulu ve dört yıllık Fakülte süresince İngilizce verilen yaklaşık 20’ye yakın ders; gerekse en azından İngilizce düzeyinde olmasa da sağlam bir temel oluşturan zorunlu Almanca eğitimi ve istenildiği takdirde, Fransızcadan İtalyancaya, Rusçadan Çinceye kadar 20’ye yakın dilden bir veya birkaçını öğrenme fırsatı ile Yeditepe Hukuk, sizi, yukarıdaki ikinci tercih doğrultusunda bir hukukçu olarak hayata hazırlayacaktır. Bunun yanı sıra senede çok sayıda gerçekleştirilen uluslararası konferans ve sempozyumlar, sertifika programları, eğitim seminerleri ve yaz kursları da, yabancı dilini geliştirmek ve teorik bilgisini zenginleştirmek isteyenler için önemli bir fırsat olarak size sunulmaktadır.

Bu noktada, elbette ki, İngilizce eğitim vermeyen üniversitelerden mezun olanların arasından da, İngilizce veya başka bir yabancı dili iyi düzeyde bilenler çıkabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, İngilizce bilmek değil; mesleki İngilizce bilmek, diğer bir deyişle hukuku tatbik edecek şekilde İngilizce bilmektir. Bunun da, hukuk bilimine ait terminolojiyi İngilizce olarak bilmekten geçtiği açıktır. Örneğin, hukuk eğitimi sırasında buna yönelik dersler almayan birçok avukat, bugün Yeditepe Hukuk’ta yabancı hocalar tarafından yaz aylarında verilen Hukuk İngilizcesi kurslarına para ödemektedir. Oysa hem bu dersler, normal Fakülte eğitimi kapsamında Yeditepe Hukuk öğrencilerine verilmekte; hem de bu alandaki bilgisini takviye etmek isteyen Yeditepe öğrencileri için bu gibi kurslara ücretsiz katılım imkânı sağlanmaktadır.

Son olarak, eğer mezun olunca yurtdışında yüksek lisans veya doktora yapmak isterseniz, Yeditepe Hukuk sayesinde – iyi istifade ettiğiniz takdirde – bir yıl boyunca dil kurslarına gitmenize gerek kalmadan doğrudan yüksek lisans eğitimine başlayabilecek ve böylece dil öğrenimi uğruna hem para hem de sene kaybına uğramaktan kurtulacaksınız.

 

Elbette ki, Yeditepe Hukuk’un tek avantajı, İngilizce başta olmak üzere yabancı dil öğrenimine verdiği önem değildir. Bunlardan bir kaçını da şöyle sıralayabiliriz:

  • Öğrenmede, hoca ile öğrenci arasındaki etkileşim ve öğrencinin derse katılımının sağladığı faydaların, sadece hukuk için değil, tüm bilimler için öğrenmenin kalitesini artırıcı ve kolaylaştırıcı etkiye sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Örneğin, 500 kişinin katıldığı bir dersten alınan verimle, 60–80 (ve hatta bazı derslerde 10–20) kişinin katıldığı dersten alınan verim aynı değildir. İşte Yeditepe Hukuk, görece az sayıda öğrencinin bulunduğu sınıflarda eğitim vererek bu yönde ciddi bir fark yaratmaktadır.
  • Yine öğrenim sırasında, öğrencinin hocaya erişimi de oldukça önemlidir. Yeditepe Hukuk, öğrencilerin her türlü sorunları için akademik ve idari kadroya ulaşımları bakımından da oldukça ileridedir. Başka üniversitelerde, öğrencilerin, hocaları ile ancak randevu ile görüşebildikleri düşünüldüğünde, Yeditepe’de, Hukuk Fakültesi Dekanı’nın odasına dahi, her türlü sorun için rahatlıkla girebilmek, büyük bir avantaj olsa gerek.
  • Yukarıda yabancı dil bilgisinin hukuk mesleği için önemini anlatırken, çok sayıdaki uluslararası konferans, sempozyum, yaz kursları ve sertifika programlarının bu anlamdaki katkısına değinmiştim. Ancak bu gibi etkinlikler, sadece yabancı dil bilgisinin gelişimini sağlamamakta; ayrıca her sene fakültemizin davetlisi olarak üniversiteye gelen çok sayıda öğrenci ve akademisyenler ile tanışma, yurtdışı bağlantıları kurma, farklı kültürlerle etkileşim sağlama açılarından da oldukça faydalı olmaktadır.
  • Benzer şekilde Avrupa ve dünyadan çok sayıda üniversite ile imzalanan değişim programları dâhilinde, her yıl birçok yabancı öğrenci fakülteye gelmekte ve birçok Türk öğrenci de yurtdışındaki üniversitelere gitme ve farklı kültürleri tanıma imkânı bulmaktadır. Keza Yeditepe Hukuk tarafından her yıl ABD ve diğer ülkelerde düzenlenen yaz okulları da, hem eğitim hem de farklı yerleri gezip görme gibi imkânları Yeditepe öğrencilerinin ayağına kadar getirmektedir.

Burada son olarak, bir Fakülte’nin başarılı olup olmadığının değerlendirilmesinde önemli bir diğer kıstas olan mezunlarının iş bulma durumuna da değinmek gerekir.

 

Öncelikle belirtmek isterim ki, Yeditepe Hukuk’tan mezun olanların büyük çoğunluğu, avukatlık yapmaktadır. Ancak bu, onlara, Fakülte yıllarında telkin edilen bir durum olmayıp; tamamen bireysel tercihlerinden kaynaklanmaktadır. Avukatlıktan sonraki ikinci tercih ise, üniversitede kalmak, yani akademik kariyer yapmaktır. (Bu noktada, Fakülteyi başarı ile bitirenlere, yurtdışında yüksek lisans ve doktora fırsatı ve akabinde Üniversite’ye dönerek kariyerini burada devam ettirme imkanın verildiğini de söyleyelim.) Ancak bunların yanında, hâkim, bakanlıklar ile kamu kurumlarında bürokrat ve uzman olan veya sivil toplum kuruluşlarında çalışan Yeditepe Hukuk mezunları da yok değil.

Örneğin, bu noktada Yeditepe Hukuk’tan neden fazla hâkim-savcı çıkmadığı da, özellikle ileride bu meslekleri yapmak isteyen öğrenciler tarafından haklı olarak sorulmaktadır. Hatta buna ilişkin olarak, halk arasında, son derece yanlış olmakla birlikte, sadece belli üniversitelerin hukuk fakültelerinden mezun olanların hâkim-savcı olabildikleri bile düşünülmektedir. Bilindiği üzere, söz konusu mesleğe giriş, sınavla olmaktadır ve özellikle belli üniversitelerin bu sınavlarda başarılı oldukları da bilinmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, bazı üniversitelerdeki hukuk fakültelerinin müfredat ve sınav sistemlerini, bu sınavlar doğrultusunda hazırlıyor olmaları ve bu sebeple de bu sınavlarda bu fakülte öğrencilerinin bir adım ileride olduğudur. Bunun yanı sıra, yukarıda da belirttiğimiz gibi, öğrenci profili de bunda büyük etkendir. Örneğin, bir devlet üniversitesinden her yıl 60 ila 100 arasında öğrenci sınava giriyorken; bu sayı, Yeditepe Hukukta, en fazla 10 olmaktadır. Bu sebeple “acaba Yeditepe Hukuka gelirsem hâkim savcı olamaz mıyım” şeklinde bir endişe taşıyan arkadaşlara, çalıştıkları takdirde buna bir engel bulunmadığını ve bunun örneklerinin de bulunduğunu hatırlatmak isterim.

Öte yandan mezunların büyük çoğunluğunun avukatlık yaptığı göz önüne alındığında, acaba bu bakımdan meslek bulmada Yeditepe Hukukun artıları veya eksileri nelerdir? Öncelikle şunu belirteyim ki, bugüne kadar, herhangi bir mezun arkadaşımın avukatlık stajı yapacak bir büro bulamadığını duymadım. Evet, birkaç yıl öncesine kadar, sadece Yeditepe değil, vakıf üniversitelerinin hukuk fakültelerinden mezun olanlara karşı, hukuk camiasında bir önyargının olduğu vaki idi. Ancak küreselleşen dünyada, artık en basit avukatlık bürolarının dahi zaman zaman İngilizce bilen bir hukukçuya ihtiyaç duymasıyla birlikte Yeditepe Hukuk mezunları rağbet görmeye başlamış ve mezun arkadaşların başarılı hukukçulukları ile de, yukarıda bahsettiğimiz önyargılar, zamanla kırılmıştır. Bugün birçok Yeditepe Hukuk mezunu arkadaş, vergi rekortmeni olan dünyanın en büyük avukatlık bürolarında çalışmaktadır.

Öyleyse, hukukçu olmaya karar vermiş siz öğrenci arkadaşlarım, ilk yapacağınız şey, yukarıda da belirttiğim gibi, nasıl bir hukukçu olacağınıza karar vermek ve üniversite tercihinizi ona göre yapmaktır. Şimdiden hepinize başarılar diler; yakın zamanda Yeditepeli Hukukçular ailesine katılmanızı dilerim.