• Türkçe
  • English

Mezun Görüş ve Haberleri

Mezunlarımızdan Sn. Sevgi Ergun Ogbonna'nın Mesajı:

Sevinç Hanım Müjdemi isterim:

Ekte Nevada Barosu'nun Yeditepe üniversitesi hukuk fakültesinin ABA (Amerikan Barolar Birliği) onaylı Amerikan üniversitelerine denk olduğuna dair hakkımda çıkmış karar bulunmaktadır.

Kararda detaylı olarak hem Haluk Bey'in hem de okulumuzun ismi ve nitelikleri geçmektedir.

Yeditepe Üniversitesi hukuk mezunlarının bu yolla Amerika'da baro sınavına girmeleri için bu karar çok büyük bir kapı açmıştır.

Emsal niteliğindeki bu kararı lütfen web sayfanızda ve gerekli alanlarda kullanmaktan çekinmeyin.

Haluk Bey'e saygılarımı ve teşekkürlerimi iletirseniz çok sevinirim. Kendisinin email adresini alırsam ben de şahsen teşekkür etmek isterim.

Her türlü yardımınız için tekrar teşekkür ederim

Sevgi ve Saygılarımla

Sevgi ERGUN OGBONNA

Las Vegas- Nevada

İlgili kararın orijinal metni için tıklayınız: Ogbonna, Sevgi FEC Decision (4)

İlgili kararın tercümesi şu şekildedir:

NEVADA BAROSU 

ABA AKREDİTESİ OLMAYAN OKULLARDAN MEZUN OLANLARIN BARO BAŞVURUSUNU SORUŞTURMA KOMİTESİ

SEVGİ OGBONNA’nın dilekçesi üzerine

S.C.R. 51.5 Hükmüne Uygun Belge

S.C.R. 51.5 UYARINCA ABA AKREDİTESİ OLMAYAN OKULLARDAN MEZUN OLANLARIN BARO BAŞVURUSUNU SORUŞTURMA KOMİTESİ’NİN RAPORU

27 Temmuz 2015’te, başvurucu SEVGİ ERGUN OGBONNA, Kabul Bürosu’na geçerli bir dilekçe sunarak Yüksek Mahkeme’nin 51.5(1) (c) (2) sayılı hükme göre Nevada Yüksek Mahkemesi’nin 51 (3) sayılı hükmünden muaf olmayı talep etti.

51 (3) hüküm, Nevada Barosu’nda avukatlık ya da hukuk danışmanlığı yapmak için başvurularda, Amerika Baro Kurulu’nun (ABA) Hukuk Eğitimi ve Başvurular Komitesi’nden onaylı bir hukuk fakültesinden diploma almış olmasını şart kılar.  9 Ekim 2012’de, başvurucu, ABA akreditesi olmayan okullardan mezun olanların başvurusunu inceleyen Soruşturma Komitesi huzurunda yapılacak olan incelemenin yapılacağı tarih, saat ve yer konusunda ve incelemenin yaklaşık masrafı hususunda bilgilendirildi. 14 Aralık 2015’te başvurucu, Nevada Barosu’nun 3100 West Charleston Boulevard, Suite 100, Las Vegas, Nevada 89102 adresindeki ofisinde, dilekçesinde belirttiği hususların görüşülmesi için huzurda bulundu.

İncelemede şu komite üyeleri yer aldı: Başkan Thomas Beatty, Başkan Yardımcısı Jeffrey Rodefer, Esq., George Hibbeler, Esq., Chris Davis, Esq., Pamela Lawson Esq. ve Gloria Sturman, Esq. Kabul Müdürü Shell Mercer, ve Kabül Müdür Yardımcısı Dean Fernandez de inceleme sırasında yer aldı.

Başvurucu, inceleme sırasında temsil hakkını kullandı ve avukat yardımcısı olarak çalıştığı hukuk bürosunda ortak olarak çalışan Frank Flansburg tarafından temsil edildi. Başvurucu, 23 Eylül 2015 tarihli yabancı hukuk öğrencileri için Hukuk Yüksek Lisansı’nı 24 krediyi tamamladığına dair ek belge gösterme hususunda izin istedi. Transkript, Kabul Bürosu tarafından 28 Eylül 2015’te alındı ve inceleme konusu transkripte eklenerek delil olarak incelenecektir.

Yeminli ifadesini ve delillerini sunan başvurucunin başvurusunu dikkatlice değerlendiren Komite çoğunluğu, S.C.R. 51.5(5) kuralına uygun aşağıdaki hüküm ve görüşlerde bulunmuştur:

KARAR

Komitenin söz konusu hususun incelenmesinde yetkisi vardır ve başvurucu S.C.R. 51.5(5) kuralı uyarınca bu yetkiye tabidir.

S.C.R. 51.5(8), Ek I(II)(6) (Baro Müfetişleri Kurulu Kural ve Usulleri) ve Ek 2(5) (Komite Kural ve Usulleri)’ye göre; başvurucunın ya S.C.R. 51.5(1), (a), (b) paragraflarındaki ya da (c) paragrafındaki, Baro Müfettişleri Kurulu Komitesi’nin onayı için şartları sağladığını ispat yükü başvurucudadır. Özellikle, Ek 2(5), başvurucunin Komite’ye, ABA kredisi olmayan hukuk fakültesi için yedi kabul edilebilir belgeyi: hukuk fakültesinin kalitesi (vakıf veya değil, uzaktan veya örgün eğitim vs.); ders programı (alınan dersler, genel hukuk konuları, bireysel derslerin uzunluğu, sömester veya başka dönemli, katılımın zorunluluğu, sanal mahkeme, etc.); akademik kadro (tam zamanlı öğretim üyelerinin sayısı, akademik kadronun öğrenci sayısına oranı, profesyonel sertifikalar, akademik kadronun derslerden sonra öğrencilerle iletişimi, etc.); kabul standartları (LSAT veya benzer sınav zorunluluğu, ortalama GPA, BA/BS gerekliliği veya AA kabul edilebilirliği, öğrencilerin sayısı, vs.); kaynaklar ve araştırma yöntemleri (kütüphane olanakları, kütüphanedeki yayınların sayısı, kütüphanedeki yayınların türü, çalışma olanakları vs.); fiziksel ortam (genişlik, sınıf büyüklüğü, sanal mahkeme olanakları, akademik kadronun ofisleri, hukuk fakültesinin genel üniversiteden ayrı olması vs.); ve hali hazırda var olan akreditasyon, önceki akreditasyon geçmişi veya önceki başvuru (ABA akreditasyon başvurusu veya koşullu akreditasyon, ABA akreditasyonuna başvuru, ABA’ya paralel bir kuruma hukuk fakültesinin akredite olması, vs.).

Başvurucu, S.C.R. 51.5(1)(C)(2)’te S.C.R. 51(3) hükmü uyarınca muafiyet talep etmektedir. Özellikle, başvurucu hukuk icra etmek için gerekli şartları sağladığını çünkü “Amerika Baro Kurulu’nun yetkisi dışındaki yabancı bir hukuk fakültesinden mezun olduğunu…” ve ABA akrediteli hukuk fakültelerinin sunduklarına eşit bir hukuk eğitimi aldıklarını iddia etmektedir.

Komite bunu daha önce görüştü ve yabancı bir hukuk fakültesinin gerçekten ABA onaylı bir hukuk fakültesindeki eğitimi mantıken sunamayacağını gözlemledi. Bunun yanında, bazı özellik arz eden durumlarda, yabancı ülkedeki hukuk eğitimi ile ABA onaylı kurumlar, ki kabaca birbirlerinin benzerleridir, arasında benzer unsurlar olabilir. Komite, başvurucu tarafından gösterilen vak’aları bu çerçevede değerlendirdi.

Başvurucu, İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi’nden 2004’te mezuniyet diploması aldı. Başvurucu bu diploma ile İstanbul Barosu’na kabul edilmeye uygun bulundu. Başvurucu, Dekan Prof Dr. Haluk Kabaalioğlu tarafından, okulun uluslararası hukukçu yetiştirmek hususundaki misyonunu açıklayan bir belge sundu. Bu amaçla, ders programı sadece Türkçe anlatılan Türk hukukuna yönelik derslerden değil fakat İngilizce olduğu kadar Almanca da öğretilen Avrupa ve Amerika hukuku derslerinden de oluşur. İngilizce öğretilen dersler, genel hukuk dersleri olan Sözleşmeler ve Haksız Fiiller Hukuku’nun yanı sıra Uluslararası Hukuk, Avrupa Birliği Hukuku ve Kurumları, Milletlerarası Özel Hukuk, Uluslararası Tahkim dersleridir. Başvurucu, Dünya Eğitim Hizmetleri’nden, ABD’dekine eşit değerdeki hukuk üzerine yapılan lisans diplomasına eşit, 121 lisans kredisi ve 2.55 ortalamaya sahip bir Kredi Değerlendirmesi ve Belgelendirilmesi Raposu sundu.

Başvurucu, lisans eğitiminin tamamlanması üzerine, 6 ayı yerel mahkemelerde; 6 ayı da bir hukuk bürosunda olmak üzere bir yıllık stajını tamamladı. Stajını tamamlamasının ardından başvurucu 2005 yılında girdiği sözlü sınavı geçerek, halen saygın bir itibar sahibi olduğu İstanbul Barosu’na kabul edildi. Başvurucu, 2005’ten 2010 yılına kadar, uluslarası sözleşmeler ve deniz ticareti hukuku alanlarında uzmanlaşarak hukuk icra etti. Kendisinin esas çalışma alanı, deniz ticareti hukuku olup; içerisinde dava dışı uzlaşmaların ve yargılamaların da bulunduğu 100 davayı sonuca ulaştırdığını düşünmektedir. Başvurucu, Ameriya’ya taşınması üzerine bir Amerikan hukuk bürosunda çalışarak bu büro için sözleşmeler hukuku ekseninde Türkçe hukuki evrak incelemeleri ve çeviriler yaptı. Başvurucu, 2011 yılından beri Nevada’da yaşamaktadır.

Başvurucu, Yeditepe Üniversitesi’nin İngilizce transkriptini sundu ve puanlamaların, 4.00 not ortalaması üzerinden öngörülen puanlara tekabül ettiği harf notları ile yapıldığını belirtti. Yeditepe’de haftanın 5 günü, sabah 8’den akşam 5’e kadar dersler vardı ve derslere katılım zorunluydu. Başvurucunin hatırladığı kadarıyla, sınıfında yaklaşık olarak 60 kişi vardı. Anglo-Sakson Hukukunda karar kitapları okutulmasına rağmen; Türk Hukuku, yazılı hukuk sistemine dayandığından, derslerde ilgili hüküm ve maddeleri içeren kitaplar da kullanıldı. Dersler bizzat sınıf katılımı ile gerçekleştirildi ve hiçbir zaman yazışma suretiyle veya uzaktan eğitim yapılmadı. Sınavlarda hem çoktan seçmeli, hem de yazılı usulde sorular sorulmaktaydı.

Başvurucu, Yeditepe Üniversitesi’nde eğitim görürken, Hukuk Fakültesi, kampüs içerisinde ve kendi derslikleri ile ayrı bir binada bulunmakta idi. Buna ek olarak Yeditepe Üniversitesi, bir kısmı hukuk alanına tahsis edilen geniş bir kütüphane de sunmakta ise de başvurucu, bu kütüphaneyi eğitim hayatından çok uygulamaya geçtiğinde kullandığını ifade etmiştir. Kütüphanede kitaplara ek olarak, araştırmaya elverişli bilgisayarlar da bulunmaktaydı. Başvurucu, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi kadrosu ile ilgili genel bir bilgi sundu ve bu kadronun çoğu, üniversitedeyken kendisinin de hocalarıydı. Bu bilgiler, Yeditepe Üniversitesi’nin internet sitesinden alınmış olmakla birlikte yalnızca başvurucunun spesifik tecrübelerine dayalı olarak değil; objektif olarak da kadronun büyük bir bölümünün tam zamanlı, Amerika ya da İngiltere’de eğitim görmüş profesörlerden oluştuğu görülmektedir.

Başvurucu, St. Louis’te bulunan Washington University’de LLM yaparak eğitimin ilerletmeye devam etti. Program uzaktan eğitimden oluşuyordu ancak sadece internet üzerinden değildi. Bunun yerine, öğrenciler eş zamanlı konferanslarla gerçekleştirilen zorunlu derslere katılıyorlardı. LLM programı 2 dönem ve 24 krediden oluşuyordu ve başvurucu bu programı, 3.47 genel not ortalaması ile tamamladı. LLM programı çerçevesinde tamamladığı dersler, fikri ve sınai haklar, eşya hukuku, sözleşme görüşmeleri, uluslarası ticari işlemler, ticari işletmeler, profesyonel sorumluluk, medeni usul hukuku, sözleşmeler, hukuksal araştırma ve yazışma ve Amerikan Hukuk Sistemi derslerinden oluşuyordu.

Başvurucu ayrıca Kaliforniya Barosu’nun, başvurucunun Türkiye’deki saygın itibarı ve sunduğu diğer belgeler çerçevesinde Kaliforniya Barosu sınavına girme hakkı olduğunu ifade ettiği yazışmaları da sundu.

Lisans eğitimine ek olarak başvurucunun Washington Üniversitesi’nde LLM yaparak ve devamında Seattle Üniversitesi’nde hukuki yazışmalar alanında çalışmaya devam ederek eğitimini ilerletmesi karşısında, SCR 51.5(1) hükmü ve Ek 2(5) çerçevesinde gerekli niteliklere sahip olduğu görülmüştür. Bakınız: In Re Amendola, 11 Nev. 785, 895 P.2d 1298 (1995).

TAVSİYENAME 

Komite ortaya konan tüm bulgular, maddi gerçekler ve koşullar karşısında oybirliği ile:

Başvurucunun üzerine düşen ispat külfetini yerine getirerek SCR 51.5 hükmü çerçevesinde öngörülen tüm gereklilikleri yerine getirdiğini ispatladığı; zira Yeditepe Üniversitesi’nde lisans eğitimini tamamladığı, hukuk uygulamasında yer aldığı, Washington Ünivesitesi’nde LLM; Seattle Üniversitesi’nde internet üzerinden gerçekleştirilen hukuksal yazışma programını tamamladığı ve tüm bunların ‘işlevsel eşdeğerlik’ standardını sağladığı kanaatine varmıştır. Bakınız: In Re Amendola, 11 Nev. 785, 895 P.2d 1298 (1995).

SEVGİ ERGÜN OGBONNA’nın, SCR 51(3) hükmü çerçevesinde muafiyet talebini içeren dilekçesine itibar edilmesi gerektiğini ve SCR 51.5(1)(c) hükmü gereği öngörülen tüm gereklilikleri yerine getirmek suretiyle Nevada Baro Sınavına girme hakkı bulunduğunu belirtmek gerekmiştir.

 Nevada Barosu, İşlevsel Eşdeğerlik Komitesi Adına,

Thomas D. Beatty

New York Barosu avukatlarından Yeditepe Üniversitesi hukuk Fakültesi’nde mezun olduktan sonra Penn State Dickinson Law School’da LL.M. Yüksek lisans yapan Burslu Doktora öğrencimiz sayın Özlem Ata’nın notu:

Zaten birçok eyalet kabul ediyor Yeditepe'de lisans eğitimini. Nevada Barosunun da buna katılması, gelecekteki öğrenciler için Sevgi Hanımın da emsal oluşturması çok iyi olmuş. Ancak güzel taraf şu ki, hukuk fakültesini derslerin içeriklerinden, akademik kadrodan, kütüphaneye, dersliklerin durumunda kadar bu kadar ayrıntılı ve olumlu tanıtan bir yazı yazılamazdı. Bunun Amerika'da resmi bir incelemede karar altına alınmış olması çok güzel.

Yeditepe Hukuk Fakültesi’inden mezun olup  Yeditepe Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Spor Hukuku konulu tezi ile yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra Washington College of Law’da da ikinci LL.M. Diplomasını alan Av. Emre Bilginoğlu’nun değerlendirmesi:

New York, California gibi baro sınavları yabancılar tarafından çok rağbet gördüğünden onlardaki düzen daha istikrarlı. Zaten Sevgi Hanım da  California Barosu sınavını almaya ehil olduğunu dilekçesinde belirtmiş. Bu komite Sevgi hanımın hukuk eğitiminin baro sınavını almaya yeterli olup olmadığını incelemiş. Yabancı okuldan mezun olunduğunda (ABA onaylı olmayan), mezunun yerine getirmiş olması gereken bazı koşullar var. Derslerin nasıl işlendiği, konuların ne olduğu vesaire hepsi inceleniyor. Ondan Dekanın okul hakkındaki yazısını kanıt olarak sunmuşlar. Özellikle uzaktan eğitim, sınavsız eğitim türündeki öğrenim metodları kabul görmez. Bizim fakültenin işlevsel denklik (functional equivalency) olarak bu kıstasları başarıyla yerine getirdiğini tespit etmişler. Bunun dışında tabi bir de LLM eğitimi şart. Sevgi hanımın avukatı özellikle sadece online olmadığını belirtmiş aldığı eğitimin. Zaten bir LLM derecesi baro sınavına doğrudan hak kazandırmaz. NYU web sitesinde şöyle açıklamış:

“…earning a US LLM does not guarantee eligibility to sit for the New York bar exam.  The New York Board of Law Examiners and not NYU Law School determines eligibility to sit for the exam.”

Sevgi hanımın girmek istediği Nevada Barosu’nda yabancı okul mezunları için işlevsel denkliğe başvurmak şart koşulmuş.

51.5 (c) Graduation from a foreign law school outside the accreditation jurisdiction of the American Bar Association and satisfactory evidence that the petitioner either:

(1) meets the requirements of Rule 51.5(1)(a) above; or

(2) received a legal education that is functionally equivalent to an education provided by a law school accredited by the American Bar Association.

Denklik için eğitimin yanında hukuk uygulaması da aranmış. Sevgi hanımın avukatı bu yüzden mezuniyet sonrası yaptığı işleri yazmış. Tüm bunların düzenlendiği hüküm de Supreme Court Rule 51.5[1]. Bunlar incelendikten sonra komite raporunu sunar ve ona göre başvuranın sınava girip girmeyeceğini belirler. Yani bu inceleme şahsa özel olur; herkesin durumu ayrı ayrı incelenir. Bu incelemede hem Yeditepe’nin işlevsel olarak denk olduğuna kanaat getirmişler hem de LLM derecesinin kabul görülür olduğuna karar vermişler.

Rule 51.5.  Certification by the committee on functional equivalency.

1.  Certification prior to application.  A prospective applicant who fails to meet the accreditation requirement of Rule 51(1)(c) shall not be permitted to apply for admission to practice law unless the committee on functional equivalency certifies that he or she has met the qualifications set forth in this rule. To request certification, a prospective applicant must petition the committee on functional equivalency in accordance with the provisions of this rule and the policies and procedures of the committee.

Only prospective applicants satisfying the qualifications set forth in paragraphs (a), (b), or (c) of this subsection may petition for such certification. A prospective applicant must include with the petition satisfactory evidence that he or she meets these qualifications; otherwise the petition shall be summarily denied, without review.

The following qualifications are required for certification:

(a) Graduation from an unaccredited law school within the American Bar Association’s accreditation jurisdiction and satisfactory evidence that:

(1) the petitioner has been admitted to practice law in any jurisdiction, including another state of the United States of America, a territory of the United States of America, the District of Columbia, or a foreign country; and

(2) the petitioner has been, for at least ten of the preceding twelve years, lawfully engaged in the full-time practice of law in the jurisdiction where the petitioner is admitted to practice law or in any other jurisdiction, provided that if the legal work experience takes place in a foreign country, it is a country where the English common law substantially forms the basis of that country’s jurisprudence, and where English is the language of instruction and practice in the courts of that jurisdiction; and

(3) the petitioner’s legal education, as augmented by such subsequent legal work experience, is now functionally equivalent to an education provided by a law school accredited by the American Bar Association.

(b) Graduation from a law school that was not accredited by the American Bar Association at the time of the petitioner’s graduation but which has since achieved accreditation and satisfactory evidence that:

(1) the law school achieved American Bar Association accreditation no more than 3 years after the petitioner’s graduation; and

(2) the legal education received is functionally equivalent to an education provided by a law school accredited by the American Bar Association.

(c) Graduation from a foreign law school outside the accreditation jurisdiction of the American Bar Association and satisfactory evidence that the petitioner either:

(1) meets the requirements of Rule 51.5(1)(a) above; or

(2) received a legal education that is functionally equivalent to an education provided by a law school accredited by the American Bar Association.


Merhaba ben Dilek Karademir. 2008 yılında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tam burslu olarak kazandım ve 2013 yılında okul birincisi olarak mezun oldum. Yeditepe Üniversitesi bu başarımı ödüllendirmek için İngiltere’de bulunan East Anglia Üniversitesi’ne beni tam burslu yüksek lisans öğrencisi olarak gönderdi. Bu sayede, Eylül 2013-Eylül 2014 arasında hem akademik anlamda hem sosyal çevre anlamında hem de tecrübe anlamında unutamayacağım bir yıl yaşadım İngiltere’de.

Yüksek lisansımı uluslararası ticaret hukuku üzerine yaptım ve tahkim hukuku alanında da bir tez yazdım. Bütün bu süreçte alanında uzman akademisyenlerden ders alma ve onlarla çalışma imkânı buldum. East Anglia Üniversitesi’nde bulunan akademisyenlerle öğrenci arasında asla mesafe olmadığını, hocanın öğrenci ile her zaman yakın temasta kalabileceğini ve öğrenci ne kadar ilerlemek isterse hocaların o kadar arzu ile bir şeyler öğretmek için çabaladıklarına şahit oldum. East Anglia’daki hocalarımla konuşurken Yeditepe Üniversitesi’nden geldiğimi söylediğimde,  hocalarım, memnun olduklarını, Yeditepe Üniversitesi’nden gelen öğrencilerin başarılı olduklarını belirtti.

Alanında uzman ve öğrenci dostu akademik kadrosu yanında East Anglia Üniversitesi’nin muhteşem yerleşkesinden de bahsetmek isterim. Şirin bir şehirde yemyeşil doğanın ortasında bir yanında göl ve orman diğer yanında geniş bir park ve su kanalları ile çevrelenmiş, yapı içinde ise bir öğrencinin ihtiyaç duyabileceği (market kitapçı yemekhane) pek çok şeyi içinde barındıran bir üniversite. Meydanında oturup kahve içtiğimizi gölün etrafında yaptığımız mangal partilerini unutmayacağım.

Partiler demişken East Anglia Üniversitesi’nin pek çok ülkeden pek çok öğrenci kabul etmesi sayesinde birçok ülkeden hala irtibatta olduğum birçok arkadaş edindim. Çünkü derslerde öğretim üyesi anlatır - öğrenci dinler modeli yerine öğretim üyesi yol gösterir - öğrenciler tek tek veya grup halinde dersin ilerlemesine katkıda bulunacak sunumlar hazırlarlar çalışmalar yaparlar modeli uygulanıyor. Bu da farklı ülkelerden öğrencilerle hem akademik çalışma yapmamıza hem de sosyal anlamda kaynaşmamıza vesile oldu. Tabi uluslararası öğrencilerin birbirlerini tanımaları için hem üniversitenin hem de fakültelerin zaman zaman düzenledikleri partilerin ve yemeklerin de bu kaynaşmalarda önemi büyük.

 Okulun bulunduğu şehir olan Norwich hem tarihi hem de modern bir şehir. Bu şirin şehirden diğer yerlere ulaşım özellikle trenle hem az vakit alıyor hem de rahat. Nitekim Norwich, Londra’ya iki saat, Cambridge’ye 45 dakika civarı uzaklıkta.  Bu da bana hem Norwich gibi güzel bir yerde yaşama hem de İngiltere’nin pek çok yerini gezme fırsatı verdi.

Son olarak öğrencilerin nerelerde ikamet edebilecekleri konusunda değinmek istiyorum. Üniversite’nin önemli sayıda öğrenciyi ağırlayacak kapasitede yurtları var. Bu yurtlar tercihe göre tek kişilik-iki kişilik vs. diye sınıflandırılmış durumda. Ben de ortak mutfağı olan tek kişilik bir odada kalmıştım ve gayet rahat etmiştim.

Uzun lafın kısası East Anglia Üniversitesi’nde geçen bir yılım benim için gerçekten unutulmazdı. Yeni insanlar yeni bir ülke yeni yerler ve akademik anlamdan kendime kattıklarım…

Bu imkanı bana sağlayan East Anglia Üniversitesi’ne ve Yeditepe Üniversitesi’ne sonsuz teşekkürler.


Özlem Ata, Esq., LL.M. (PennState)

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2011 Mezunu

Merhaba sevgili arkadaşlar,

Üniversite tercihi dönemi, hayatınızın en kritik dönemlerinden biridir. Öğrencilerin bize yönelttikleri soruların hemen hepsi 2006 yılında üniversite tercihi yaptığım sıralarda benim de kendi kendime ve çevremdekilere sorduğum sorulardı. Ben de o yıllarda tercih yaparken özellikle yabancı dil ve yurt dışı olanakları olan bir üniversitede okumak istiyordum. Bu nedenle özellikle bu noktadaki soru işaretlerini gidermeye çalışmak isterim. Zira yeni açılan birçok hukuk fakültesi olduğu için, yabancı dil olanakları olan ve yurtdışı imkanlarına sahip bir üniversitede okumak diğer hukuk mezunları arasında size farklılık sağlayacaktır. Bu nedenle size, Yeditepe Hukuk’a kaydolduktan sonra yaşadığım deneyimlerimi anlatmak isterim.

Ben de 2006 yılında Yeditepe Hukuk’u tam burslu olarak kazandım. Bölümde derslerin %30’u İngilizce olduğu için (Avrupa Birliği Hukuku, Amerikan Hukukuna Giriş, Uluslararası Hukuk gibi dersler) üniversitedeki diğer çoğu öğrenci gibi 1 yıl hazırlık sınıfı okuyup sonradan fakülteye geçtim. Elbetteki İngilizcesi yeterli olanlar İngilizce dil yeterlik sınavını geçip direk fakülteye de başlayabiliyorlar. Fakülteye geçtiğinizde ise yabancı dil eğitimi sadece İngilizce ile sınırlı kalmıyor. Üniversitenin gerçekten de çok geniş bir yabancı dil yelpazesi var ve bunlar arasından dilediğiniz yabancı dilleri de seçebiliyorsunuz.

Hazırlık sınıfını bitirip Hukuk Fakültesi’ne geçtiğimde ise bölümün yurtdışı olanakları karşısında ben de çok şaşırmış ve sevinmiştim. Fakültedeyken 2009 yazında, Amerika’da her yıl yapılan Washington College of Law programına burslu olarak katıldım. Bu program Washington DC’de her yıl Temmuz ayında gerçekleştiriliyor ve orada Amerikalı Hocalardan dersler alınıyor. Yine fakültedeyken 2010 yazında, Avusturya Viyana’daki yaz okuluna burslu olarak gittim. Bu yaz okulunda da Amerika New Orleans’taki Loyola University’den Hocalar ve öğrenciler gelip Viyana’da uluslararası hukuk alanında bir program gerçekleştiriyorlar.

Sadece uluslararası hukuk yönünden değil Türk Hukuku alanında da muazzam bir eğitim aldığımızı düşünüyorum. Türkiye’nin en iyi hocaları şu an bizim fakültede ders vermektedir. Websitesinde akademik kadroya girerek Hocalarımızın öz geçmişlerine bakabilirsiniz. Ankara’da her yıl Ticaret Hukuku alanında Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Sanal Mahkeme Yarışması düzenleniyor. Biz dört arkadaşımla birlikte 2010 yılında fakülteden beş kişi bu yarışmaya katılmıştık. 2010 yılında Yeditepe Hukuk Fakültesi takımı olarak Türkiye 1.’si seçilmiştik. Keza 2014 yılında Jessup Moot Court yarışmasında Yeditepe Üniversitesi takımı Türkiye 1.’si seçilerek Amerika’daki yarışmaya katılma hakkı kazandı.

Fakülteden 2011 yılında 2. olarak mezun oldum. Hemen o yıl Amerika Pennsylvania’daki Penn State University Dickinson School of Law’da Yeditepe Üniversitesi tarafından sağlanan bursla yüksek lisansa başladım. Gerçekten bu benim de hayal edemeyeceğim mükemmel bir fırsat oldu. Yüksek lisansı bitirdikten sonra 1 yıl daha Amerika’da kalarak Washington DC’de iki hukuk bürosunda staj yaptım ve bu sırada New York Barosu sınavlarına hazırlandım. 2012 Şubat ayında sınavı geçtim ve tekrar Türkiye’ye döndüm. Şu anda Yeditepe Hukuk da araştırma görevlisi olarak çalışıyorum ve Ticaret Hukuku alanında doktoramı yapıyorum.

Umarım aklınızdaki soruların bir kısmına yanıt verebilmişimdir. Gerçek bir örnek olduğu için size kendi deneyimlerimi anlatmak istedim. Ben de 2006 yılında üniversite tercihi yaparken 2015 yılında yurtdışında bu kadar çok eğitim almış bir hukukçu olabileceğimi hayal bile edemezdim ama sonuç olarak bunların hepsini zahmetsiz bir şekilde gerçekleştirme imkanına eriştiğimi gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Çünkü burada, başarılı bir öğrenciyseniz ve bir şeyler gerçekleştirebilme hayaliniz varsa fırsatların tek tek önünüze serildiğini söyleyebilirim. Bu açıdan yine tercih yapsaydım Yeditepe Hukuk’u tercih ederdim.

Umarım sizleri de aramızda görürürüz. Şimdiden tercih döneminde bol şanslar dilerim.

Özlem Ata, Esq., LL.M. (PennState)

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2011 Mezunu


Bu seneki adli yargi hakimlik savcilik mülakatini geçtim ve hakim olarak atandim.

Yeditepe Hukukun benim üzerimde çok emeğin var.

Özellikle ders calışırken hiç zorlanmadim çok zor bir sınava üç ay çalışmam bile yetti.

Vizyon olarak da okulun bana kazandırdığı cok şey oldu.

Dünya görüşüm ve hayallerim bu saatten sonra yapmak istediklerim Yeditepe sayesinde cok daha büyüdü.

Her sey için çok teşekkürler.

Adli Yargı Hakimi Gülşah Eribol (Mezuniyet 2014)

 23/06/2015


Dilan Gökçe GÖZÜKARA

Merhaba,

Ben Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2011 mezunu Dilan Gökçe Gözükara. 2006 yilinda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde %100 burslu egitim hakki kazandim. Üniversite tercih asamasinda zengin akademik kadrosu, Ingilizce hukuk dersleri, Almanca dil dersleri, ögrenci degisim programlari ve yurtdisinda yaz okulu olanaklari benim Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tercih etmemde büyük rol oynadi. 2011 Haziran’da mezun oldugumda Yeditepe Hukuk’ta geçirdigim 4 yila dönüp baktigimda bana sunulan olanaklardan yararlandigim ve en önemlisi herbirinden essiz bilgiler ve deneyimler edindigim için mutluydum. Hatirliyorum fakültedeyken ders yogunlugundan sikayet ettigim çok olmustur; ancak mezun olduktan sonra farkina vardim ki aldigim her ders, tanistigim her profesör, egitim gördügüm her ülke bana inanilmaz seyler katti.

2008 yazinda American University Washington College of Law ile Yeditepe Üniversitesi’nin ortaklasa düzenledigi haksiz fiil ve sözlesmeler hukuku üzerine yaz okuluna burslu olarak katildim. Yaz okulunun yogun bir programi olmasina ragmen arkadaslarimla beraber Amerika’yi az da olsa tanima, Ingilizcemi test etme ve gelistirme olanagi elde etmis oldum. Ayrica 2009 yilinin sonbahar döneminde Erasmus ögrenci degisim programi ile Isvicre’ye gidip Zürih Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bir dönem egitim aldim. Aldigim hukuk derslerine ek olarak Almanca dil kurslarina da katildim. Erasmus yaparak Yeditepe Üniversitesi’ndeki egitimimi bir dönem uzatip uzatmamak konusunda ikilemde kaldigimi hatirliyorum; ancak su an diyebilirim ki hayatimda aldigim en yerinde kararlardan birisiydi. Üniversite egitiminin alinan dersler, yogun ders programlari ve sinav haftalarinin ötesinde baska bir anlami var. En az bir yabanci dilde okumayi ve fikirlerini aktarmayi bilmek, bambaska ülkelerden gelen insanlarla iletisim kurmak, farkli dil ve kültürlere tolerans gibi degerler de üniversite egitiminin önemli bir parçasi diye düsünüyorum.

Haziran 2011’de Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden derece ile mezun oldum. Daha lisedeyken hayalini kurdugum uluslararasi insan haklari hukuku egitimini almak üzere Isveç Lund Üniversitesi ve Raoul Wallenberg Institute tarafindan ortaklasa verilen Uluslararasi Insan Haklari Master Programi’na basvurdum ve burslu olarak kabul edildim. Böylece 2012-2014 yillari arasinda Iskandinav egitim sistemini tanima, harika dostluklar kurma ve Isveç’te essiz bir yüksek lisans firsati elde etmis oldum. Oradaki deneyimimden biraz bahsedecek olursam, hem derslerin islenis sekli, hem sinavlarin tarzi hem de profesör-ögrenci iliskisi bakimindan benim alisik olmadigim bir egitim sistemleri olmasina ragmen bir iki ay icinde alistim. Derslerde grup çalismalari ve sunumlar büyük rol oynuyordu. Sınavlar 'take home exam' ve sürekli tartışma gerektiren, bir konuyu tek yönden değil de birçok yönden analiz etmeye yönelik, tek cevabi olmayan ve kusursuz muhakeme yetenegi gerektiren sorulardan olusuyordu. Iki yillik bu yüksek lisans sayesinde çok farkli iki egitim sistemini de deneyimleme, karsilastirma ve en önemlisi her birinden benzersiz bilgiler edinme olanagi elde etmis oldum.

Sonuç olarak tüm samimiyetimle belirtmek isterim ki Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde geçirdigim 4.5 yili kendime yaptigim büyük bir yatirim olarak görüyorum ve bende emegi geçen herkese mütesekkirim.

Sevgiler,

Dilan Gökçe Gözükara


Gün YAZICI

Tercih Edilen Üniversite: Dönüm Noktası

İnsanların oluşturduğu toplum, mutlaka bir düzene dayanmalıdır. Hukuk düzeni bulunmayan bir toplum düşünmek imkânsızdır.  Bu düzenin temelini de hukuk kuralları oluşturur. Bu kuralları koyma, uygulama ve savunma konusunda söz sahibi olmak, bunların bir parçası olmak isteyen hukuk fakültesini tercih etme aşamasında olan arkadaşlarıma tavsiyem; tercih edecekleri üniversite konusunda hassas olmaları ve bu konuda kapsamlı bir araştırma sonucunda kararlarını vermeleri olacaktır.

Üniversiteyi tercih edecek pek çok arkadaşımızın kafasını kurcalayan bir soru  “Mezun olduğum üniversite önemli mi?” olacaktır.

Bu soruya cevap vermek adına edindiğim deneyimler çerçevesinde şu gibi düşünceler ile karşılaştım: Bu konuda  “önemli olan kendini geliştirmek”,  iş hayatı ile okul çok farklı, önemli olan iş hayatındaki deneyimlerin” Ben bu düşüncelerden yola çıkarak bir şeyler söylemek isterim. Bence mezun olduğunuz üniversite önemli, hem de çok önemli!

İlk olarak; her ne kadar üniversitede aldığımız eğitimlerin iş hayatımız için yetersiz ve gereksiz olduğu,  asıl olanın iş hayatında uygulama da kazandıklarımız düşüncesi hâkim olsa da; bu düşünceye katıldığım söylenemez. Üniversiteler de teorik bilgiler edinilmekte, bunu uygulamada kullanmamız beklenmektedir. Edindiğimiz bu birikimlerin gereksiz olduğunu söylemek ve asıl olan uygulama olduğu düşüncesinde olmak; ancak avukat ile icra takip elemanını farksız görme ile aynı nitelik taşımaktadır.

Üniversitelerin hukuk fakültelerinde; bizlere hukukçu bakış açısı kazandırılmakta, olayları ve insanlığın varoluşundan günümüze süre gelen kuralları, teoremleri öğretme ve yorumlama gücü kazandırılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında avukatı veya hukukçuyu icra takip elemanından ayıran onun üniversitede almış olduğu eğitimdir. Yapılacak işin veya takibin nasıl yapıldığının ve nelerin yapılması gerektiğinin sorulması halinde icra takip elemanı da cevap verebilir. Avukat veya hukukçu ise söz konusu işin nedenine inen bir bakış açısı sergilemektedir. Normal hayatta belki de kime sorulursa nasıl sorusuna cevap verilebilinir fakat neden sorusuna verilecek cevaplar hukukçunun almış olduğu eğitim sonucu kendini gösterir.  Açıklanan nedenlerle üniversite eğitimi, alınmış olunan eğitim ve birikimin farkında olmayanların iddialarının aksine, kişinin iş ve sosyal hayatında çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek için, arkadaşlarımız eğitim konusunda kendilerini tatmin edecek ve donanımlı bir şekilde iş hayatına atılmalarını sağlayacak bir üniversiteyi tercih etme konusunda hassas olmaları ve tercih edecekleri üniversitenin hakkını vererek mezun olmaları tavsiyesinde bulunabilirim.

Bu noktada iyi bir üniversite tercihinde bizlerin kriterleri neler olmalı, yani iyi bir üniversitede bulunması gereken özelliklerin neler olmalıdır;

İlk olarak tercih edeceğimiz üniversitenin bulunduğu şehirdir. İstanbul gibi büyük şehirler daha az gelişmiş şehirlerle kıyaslandığında çok önemli avantajlara sahiptir. Mezun olduğum üniversite olan Yeditepe Üniversitesi’nin İstanbul’da olması dolayısıyla çok farklı imkanlara sahip oldum. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse; birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir olması dolayısıyla gezilecek, ziyaret edilecek çok fazla tarihi yerlerin olması, birçok kurum ve kuruluşun düzenlemiş olduğu seminerlere katılma olanağı, mesleki kursların çeşitliliği, avukat olacaklar için Türkiye’nin birçok ünlü avukatlık bürolarının İstanbul’da olması dolayısıyla bu gibi yerlerde staj yapma olanağına sahip olunma, hakim ve savcı olmak isteyen arkadaşlarımız için Dünyanın ve Avrupa’nın en büyük adalet saraylarının İstanbul’da yer alması dolayısıyla bu yerleri her daim gezme ve bilgi edinme imkanlarına sahip olunma gibi bir çok örnek verilebilir. Bu konuda Yeditepe Üniversitesi’nde okumuş olmam bunları yapma fırsatı verdi.

İkinci kriter üniversitelerin müfredatları konusudur. Her ne kadar öğrencilik yıllarımızda bürünmüş olduğumuz psikoloji dolayısıyla ders çeşitliliği ne kadar az olursa o kadar iyi ve rahat edeceğimizi düşünsek de bu konuda ciddi yanılgıya düşmüş oluyoruz, bunu mezun olduğumuzda çok daha iyi anlıyoruz. Bu konuda mezun olduğun üniversite diğer üniversitelerin müfredatları ile karşılaştırılamayacak derece de daha fazla ders çeşitliliğine sahip olduğunu söyleyebilirim. Üniversite yıllarımda bu konudan şikayetçi olduğum ve Dekanımız Haluk Hocaya bunu her karşılaştığımızda söylediğim de bana“şimdi şikayet ediyorsunuz ama mezun olduğunuzda iş hayatında sizleri diğer mezunlardan farklı kıldığını ve daha iyi pozisyonlara getirdiğini görünce bu konudaki haklılığımızı göreceksiniz” demesini şimdi bir hakim adayı olarak çok daha iyi anlıyorum.

Üniversitem bu konuda öne çıkan ve kendini ispatlamış bir konuma sahip. Yeditepe Üniversitesi’nin mesleki dersler, alan dersleri, yabancı dil dersleri ve seçmeli derslerin bir çoğu diğer üniversiteler de ya hiç yok ya da oldukça kısıtlı ve yüzeysel bir şekilde verilmekte. Mezun olduğum üniversitemde özellikle yabancı dilde verilen derslerin ne kadar önemli olduğunu, mezun olduğumda devlet ve diğer vakıf üniversitelerinden mezun olan arkadaşlarımızla karşılaştığımızda ve bu konuda konuştuğumuzda ne kadar avantajlı bir konuma sahip olduğumuzun farkına vardım. Özellikle Avrupa hukuku, Uluslararası hukuk, Rekabet hukuku, Marka ve Patent hukuku, Amerikan hukuku gibi derslerin İngilizce okutulması bizleri özel ve kamu sektöründe tercih edilen bir pozisyona getirdi. Ayrıca iş hayatında kolaylık sağlaması amacıyla okutulan uygulamalı derslerin çeşitliliği de diğer üniversitelere oranla oldukça fazla. Bunlardan Ceza Hukuku Uygulamaları veya Özel Hukuk Uygulamaları gibi dersler gerek teorik bilgilerimizin pekişmesinde gerekse iş hayatında karşılaşacağımız örnekleri somut bir şekilde daha üniversite yıllarında görme fırsatı verme olanağı sağladı.

Üçüncü kriter üniversitenin sahip olduğu imkanlardır. Bu konuda şanslı olduğum söylenebilir. Çünkü üniversitem bu konuda oldukça iddialı bir konumda yer almakta. Örneğin uygulamayı bire bir görmek ve uygulamada sıkıntı yaşanmaması adına üniversitemizde sanal mahkemenin olması, zengin ve ders çalışma olanağı sağlayan bir kütüphanemizin olması, spor salonu, tenis, basketbol, futbol sahası gibi sosyal aktivitelerimizi gerçekleştireceğimiz alanların olması, bu imkânlardan beni en çok cezbeden kampüsün kalabalık ve trafikten arındırılmış ormanın içinde yer alan yeşil dokusu ve Selçuklu mimarisinden esinlenmiş olması gibi olanaklara sahip olmasıdır.

Üniversitenin eğitim kalitesi ve tercih edilmesinde önemli faktörlerden biri de akademik kadrodur. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademik kadro olarak gerek yurt içinde gerekse yurt dışında akademik kariyere sahip değerli akademisyenlerden kurulu bir üniversite. Özellikle Medeni hukuk, Borçlar hukuku, Ticaret hukuku, Ceza hukuku, Avrupa hukuku, Uluslararası hukuk gibi alanlarda uluslararası üne sahip değerli hocalarımızdan ders aldığım için kendimi şanslı hissediyor bunun avantajlarını mezun olduktan sonra görmekteyim.

Yeditepe Üniversitesi’nde ayrıca fakülte eğitimi devam ederken üniversitenin sağladığı olanaklarla yur tdışında çeşitli üniversitelerde Öğrenci Değişim Programı ile eğitim görülmekte, yaz okulu kapsamında American University Washington College of Law gibi dünyaca ünlü üniversitelerde yaz okuluna katılabilinmekte, böylelikle farklı ülkelerin eğitim, kültür ve sosyal yaşamı hakkında bilgi sahibi olma fırsatı yakalanmaktadır. Ayrıca benim de katıldığım üniversitemiz, TOBB ve İktisadi Kalkınma Vakfı işbirliğinde yaz aylarında gerçekleştirilen ve Avrupa Üniversitelerinde ders veren hocalar ve Avrupa Adalet Divanı Yargıçlarının katılımıyla gerçekleştirilen Avrupa Birliği’ne yönelik sertifika programı gibi olanaklardan yararlanma fırsatı vermektedir.

Toplumun bir kesimi tarafından özel üniversite de okuyan öğrencilerin burslarının derslerinin kötüye gitmesi halinde anında kesilebileceği, bu yüzden tercih edilmemesi gerektiği kanısı mevcut olsa da bunun hiçbir doğruluk payı bulunmamaktadır. Ben de üniversiteyi tercih aşamasında gerek akrabalarım gerek çevrem tarafından bu yönde ciddi baskılara maruz kalmama rağmen üniversitemizi tercih eden arkadaşlarımdan edindiğim bilgiler doğrultusunda bunun doğru olmadığını ve herhangi bir mağduriyet yaşamayacağımı söylemeleri ile gönül rahatlığı ile tercihte bulundum.

Ayrıca başka bir yanlış anlayışta özel üniversitelere karşı anlamsız bir ön yargının günümüzde mevcut olmasıdır. Kendi açımdan örnek vermek gerekirse, özel üniversitelerde hakim veya savcı olmanın çok zor olduğu, sınavı kazansak bile mülakat aşamasında eleneceğimiz düşüncesi hakimdi. Geçmişte üniversitemizden çok sayıda hakim ve savcı arkadaşımız çıktığı gibi benim dönemimde de bu tekrarlandı.

Saydığım kriterler dolayısıyla mezun olduğum üniversitemin avantajlarını ve artılarını gerek üniversite yıllarımda gerekse mezun olduktan sonra iş hayatına yeni atılmış olmama rağmen ciddi şekilde hissetmekteyim.

Sonuç olarak üniversite tercih aşamasında olan arkadaşlarıma az da olsa üniversite tercihinde yardımcı olabilmiş isem kendi adıma mutlu olacağımı, tercihlerini yapmadan önce okumak istedikleri üniversite ve bölüm konusunda ayrıntılı araştırma yapmaları, bu konuda; üniversitelerin müfredatları, derslerin içeriği, yabancı dil eğitimi, yurt dışı olanakları, fakültelerin sunduğu olanaklar gibi kriterleri temel alarak bir tercihte bulunmaları önerisinde bulunabilirim. Yapacağınız tercihlerin şimdiden hayırlı olmasını dilerim.

Son olarak; bende emeği olan herkese teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

İdari Hakim Adayı

Gün YAZICI

08.07.2014


Buket Onur ARPACI

Hayallerinizin gerçekleştiği üniversite: YEDİTEPE..

Lise yılları boyunca hukuk fakültesine girmek ve iyi bir hukukçu olmak amacıyla yanıp tutuşan bir öğrenciydim. Bu yazıyı okuyan siz dinamik, heyecanlı, azimli, hayalleri olan binlerce öğrenciden biriydim aslında.. Öğrenci olmanın getirdiği sorumlulukları biliyor ve sistemde önüme konan tüm sınavlara hazırlanıyordum delicesine. Hazırlanıyordum hazırlanmasına da; nihai olarak nasıl bir üniversitede bu eğitimi almam gerekir; neresi benim için en doğru tercih olur; o yaşlarda tam olarak kestiremiyordum.

2007 yılında ÖSS’ye girip eşit ağırlık puan türünde Türkiye genelinde ilk 1000 öğrencinin arasına girdiğimde, emeklerimin karşılığını aldığımı görmek beni büyük bir sevince boğmuştu. Bu öyle bir sevinçti ki; bir yandan aileme yaşattığım büyük gururu hissediyor; bir yandan da yüzlerce üniversite arasından birini tercih edip, geleceğimi tayin etmem gerektiğini biliyordum. Bu zor bir karardı; zira, hukuk fakültelerinin sayısı gitgide artmakta; çeşit çeşit üniversiteler isme özel davetiyeler yollamaktaydı.. Zordu onlarca hatta yüzlerce üniversite arasından bir karara varmak, zira hepsi birbirine benziyordu; ta ki Yeditepe Üniversitesi 26 Ağustos Yerleşkesi’ni görene ve Yeditepe farkını tanıyana dek..

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne %100 burslu olarak yerleştirildiğimde, Türkiye ve dünya şartlarında bir öğrencinin sahip olabileceği en müthiş imkanların; bana bu üniversite tarafından sunulduğunun farkındaydım. Köklü akademik kadrosu, sunduğu geniş burs olanakları, yemyeşil ve geniş kampüsü, sosyal imkanları ile farklıydı Yeditepe Üniversitesi..Belki de bu imkanlar (yemek bursu, 2 kişilik lüks yurt odalarında konaklama imkani/yurt servisi, aylık burs, spor tesislerinden ücretsiz yararlanma, yurtdışında burslu yüksek lisans imkanı, Avrupa ile ögrenci değişim programları vs.) sebebiyle tercih etmiştim bu üniversiteyi. Bu imkanların bir öğrenci icin ne denli kıymetli olduğunun farkındaydım elbette. Farkındaydım ki o dönem pek çok Hukuk Fakültesi arasından, Yeditepe Üniversitesi'ni tercih etmiştim. Bu imkanların yanında, yalnızca bir hususun ne denli paha biçilemez, ne denli önemli olduğunun farkında değilmişim o zamanlar ki değerini bugün anlayabiliyorum. O da: İngilizce eğitimi. Almanca kökenli Bahçelievler Anadolu Lisesi mezunu bir öğrenci olarak, Almanca eğitiminin mükemmel olduğu ve dil seviyesine göre öğrencilerin çeşitli sınıflara ayrıldığı, ancak İngilizce'yi, Almanca'nın yanında tali bir dil olarak haftanın 2 saatinin ayrıldığı bir ders olarak görmüştüm. Dolayısıyla bu eşsiz üniversiteye geldiğimde, İngilizce’de en basit, en temel cümleleri bile kuramazken, bu üniversite bana akıcı bir İngilizce’nin yanısıra, paha biçilemez bir hukuk terminolojisi kazandırdı.. Bana Amerika’nın en iyi üniversitelerinden birinde burslu olarak master yapma ve dünyanın pek tanınmış hocalarıyla çalışabilme fırsatı kazandırdı. Peki bu nasıl oldu?

Yeditepe Üniversitesi öncelikle fakültedeki eğitimden önce, öğrencilerini İngilizce seviyelerine göre hazırlık sınıflarında sınıflandırır. Buna göre İngilizce seviyesi belli bir yeterliliğin üzerinde olan öğrenciler, Proficiency olarak bilinen hazırlık atlama sınavını geçerek doğrudan fakülte eğitimine başlayabilirler. Ancak bu seviyenin altında kalan öğrenciler, İngilizce seviyelerine göre 3 kurdan birine yerleştirilir ve burada, üniversiteye yerleştirildiği program türüne göre, sosyal ya da sayısal sınıflarda temel ingilizce eğitimini alır. Kur atlama sınavlarıyla tamamlanan hazırlığın ardından fakülteye başlayan hukuk öğrencisi, klasik bir hukuk eğitiminin yanısıra İngilizce olmak üzere çeşitli hukuk derslerini de almak zorundadır. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Türkiye'deki hangi hukuk fakültesi ile karşılaştırılırsa karşılaştırılsın, hazırlık dışındaki 4 yıllık yoğun ve etkili ders programıyla, bütün alternatiflerinden belirgin bir biçimde ayrılır. Bu ders programında, klasik bir hukuk fakültesinin sunduğu temel derslere ek olarak, mezununa uluslararası platformda yer alabilmesine imkan veren çeşitli İngilizce dersler sunar. Legal Terminology, Legal Drafting, Introduction to Economics, Advanced English, Introduction to US Law, International Law, Law of Obligations, European Union Law, Comparative Company Law, Common Law of Contracts, Common Law of Torts, Intellectual Property Law, International Commercial Arbitration gibi dersler, ders programlarında zorunlu olarak bulunan ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezununu, diğer hukuk fakülteleri mezunlarından ayıran derslere örnek gösterilebilir. Zorunlu olarak verilen bu derslerin yanısıra öğrenciler seçmeli olarak Political Systems, World Trade Organization and International Trade Disputes, Environmental Law, International Criminal Law, Behavioural Studies for Lawyers, Air Law, Gender Law, Legal Debate, Philosophy of Law gibi dersleri de alabilmektedirler.

İngilizce eğitimine ek olarak, Yeditepe size her daim yeni imkanlar sunar.. AMERİKA, söylendiğinde ne kadar büyük bir sözcük, hayali bir ülke gibi gelir insanın kulağına.. Ancak Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuyorsanız ve size verilen eğitimin hakkını da veriyorsanız, aslında pek de hayali, pek de ulaşılmaz bir ülke değildir. Zira, Yeditepe Üniversitesi’ndeki eğitim hayatım boyunca önce American University Washington College of Law’da yaz okuluna katılmak üzere, mezun olduktan sonra da ilk üçte mezun olmam sebebiyle Pennsylvania State University’de Master yapmak üzere, Amerika’ya iki kez burslu olarak gitme imkanı elde ettim. Yeditepe Üniversitesi başarıyı her daim ödüllendiren bir üniversite olması sebebiyle, yıllar önce belki yalnızca bir hayal olabilecek Amerika’yı ve Amerika’da hukuk eğitimini benim önüme sundu..

Bütün bu imkanlarıyla Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, geniş ve kaliteli akademik kadrosuyla öğrencisini sadece klasik bir Hukuk Fakültesi mezunu yapmayıp, mezununa hukuk nosyonunun yanısıra; geniş, uluslararası bir vizyon da sunmaktadır.

Unutmayın; Yeditepe bir deryadır ve öğrencisine sunduğu imkanlar, denizdeki balık misali sayılamayacak boyuttadır.. Önemli olan, o fırsatları yakalayabilmek ve değerlendirebilmektir..

Hayattaki en güzel fırsatları ve başarıları yakalayabilmeniz dileğiyle..

Buket Onur Arpacı

01.10.2013


Av. Gülşen Orman ÇAKAR

Sevgili arkadaşlarım ve değerli Haluk Hocam,

Kendimi tanıtmak ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini başlayacak arkadaşlarıma yol gösterebilmek adına bana fırsat verdiğiniz için teşekkür ederim. Öncelikle kendimi tanıtmak istiyorum.

Ben, Avukat Gülşen Orman Çakar. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesine 2001 yılında başladım ve 2005 yılında yani 4 yılda mezun oldum. Sonrasında avukatlık stajımı yapmak için İstanbul Barosu’na başvurdum ve 1 yıllık zorunlu avukatlık stajının ardından 2006 yılının Aralık ayında avukatlık ruhsatnamemi aldım. Çeşitli Hukuk Bürolarında deneyim kazandıktan sonra 2010 yılında da kendi Hukuk Büromu açtım. Halen daha Kadıköy’deki büromda serbest avukatlık yapmaktayım. Ayrıca 6325 sayılı Kanun gereği, Arabulucu olabilmek için gerekli olan eğitimi de tamamladım. Fakültede öğrendiklerim sayesinde şuan Ceza Hukuku ve Özel Hukuk alanında oldukça güçlü bir bilgi birikimine sahibim.

Sevgili arkadaşlarım, bugün bu yazıyı okuyorsanız demek ki tercih aşamasındasınız. Bu yazıyla amacım, hem kendimi size tanıtmak, hem de sizin Hukuk Fakültesi seçiminizde, kafanızda oluşan soru işaretlerini ortadan kaldırmak ve yol göstermek olduğunu bilmenizi isterim.

Üniversite sınavı ve sonrasında Üniversite seçimi aşamasına kadar gelinen süreçte, yaşadığınız sıkıntıları ve zorlukları çok iyi anlıyorum. Emin olun, tercih konusunda en az sizin kadar zorlanmıştım. Ancak yaptığım araştırmalar sonucunda, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinin eğitiminin ve öğretim görevlisi kadrosunun ne kadar kaliteli olduğunu keşfettim. Bu sebeple de, gecikmeksizin hemen tercihimi yaptım. Fakülteye başladığımda 18 yaşındaydım, şimdi 30 yaşındayım. Aradan 12 sene geçmesine rağmen tercihlerimin ne kadar doğru olduğunu her geçen gün bir kere daha anlıyorum.

Sevgili arkadaşlarım, Fakülteye başladığım ilk günden, Fakülteyi bitirdiğim güne kadar, hocalarımızın bilgi ve tecrübelerinden sınırsızca yararlandım. Gerek ders çalışırken, gerekse ders dinlerken aklıma takılan her şeyi not eder, sonra da gecikmeksizin hocalarıma sorardım. Hiçbir hocam, sorduğum sorulardan sıkılmaz, bunalmaz ya da bu da sorulur mu artık Gülşen demezdi. Sonsuz bir saygı ve sevgiyle istediğim konuyu baştan sona anlatırlar, her defasında benim için özel bir zaman yaratırlardı. Bu da kendimi ayrıcalıklı hissetmemi sağlar ve özgüvenimi arttırdı.

Unutmayın ki, günümüzde bilgi güçtür, bu bilgi de Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tam ve doğru şekilde veriliyor. Bu sebeple de, öğrenirken sormaktan çekinmeyin. Hukuk okuması da öğrenmesi de oldukça keyiflidir. Öğrendikçe daha fazlasını istersiniz ve emin olun tüm hocalarınız size daha da fazlasını öğretmek için her zaman orada hazır olacaklardır.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kattığı bilgi ve deneyim bana iş yaşamımda oldukça yararlı oldu ve olmaya da devam ediyor. Stajdan sonra iş başvurusu yaptığım tüm Hukuk Büroları benimle çalışmak istedi. Normalde onların seçim yapması gerekirken bu sefer ben büro seçimi yapmaya başladım ki bu da özgüvenimi oldukça arttırmıştı. Beni tanıyan her hakim ve avukat, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduğumu duyduklarında, “Yeditepe’nin eğitimi iyiymiş, aynı dönemde mezun olan bir devlet üniversitesi mezununa göre  çok daha fazlasını biliyorsun ve onlardan çok daha öndesin” diye takdir ve beğenilerini devamlı olarak dile getirirler, fakültemizin faklı olduğunun farkına varırlardı.

İş görüşmelerinde İngilizce (Hukuk İngilizcesi de dahil) ve Almanca (Hukuk Almancası da dahil) dillerinin ikisine de hakim olmam beni diğer iş başvurusu yapan adaylardan hemen ayırıyor ve üst sıralara taşıyordu.

Hukuk Fakültesinin içinde yer alan ve Hukuk Kriminolojisi dersinde kullandığımız Mahkeme Salonu sayesinde, avukat olduktan sonra nerede durmam gerektiğini ve ne söylemem gerektiğini herkesten önce öğrenmiştim. Meslektaşlarım şuan bile nerede duracaklarını bana sorarken ben bu hususu Fakültede öğrenmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Haluk hocamız, bizimle sürekli iletişimde içindeydi ve bize “Arkadaşlar başka hangi Hukuk dalını öğrenmek istiyorsunuz? Araştırın, onu da öğrenmeniz için size yardımcı olacağım” derdi. Başka hangi Üniversite’de böyle bir imkân var bilmiyorum. Çünkü devlet üniversitelerinden mezun arkadaşlarım Dekanlarının kim olduğunu bile bilmediklerini ya da görseler tanımayacaklarını hatta Dekanın onlarla konuşmayacağını söylüyorlar.

Haluk hocamız 4 sene boyunca her türlü sorunumuzda içtenlikle bize yardımcı oldu. Anlamadığımız ve daha fazla öğrenmek istediğimiz konularda hiç tereddüt etmeden bize yardım elini uzattı. Haluk hocamızın yanı sıra, Prof. Dr. Abdulkadir Arpacı, Prof. Dr. Ali Cem Budak ve diğer tüm hocalarımız, iyi birer HUKUKÇU olabilmemiz için bize daima yardımcı oldular. Şimdi geriye dönüp baktığımda, keşke hala Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okusaydım diyorum.

Halen daha Fakültede öğrendiğim dava örneklerini ve Yargıtay kararlarını kendi davalarımda kullanıyorum. Bana hukuk nosyonunu aşılayan ve iyi bir hukukçu olmam için bana yardım elini uzatan tüm hocalarımıza teşekkür ediyorum.

Tüm bu yazdıklarım dilerim ki sizi aydınlatmıştır, gelin siz de Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinin bir parçası olun ve hukuku bir adım önde öğrenin.

Sevgilerimle,

Av. Gülşen Orman ÇAKAR


Mustafa Okan YAĞCI   

İsmim Mustafa Yağcı. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2010 yılı mezunuyum.

Bugüne kadar birkaç defa web sitesinde yayınlanmak üzere bazı konulardaki gözlemlerimi paylaşmak için bir iki defa yazı yazmıştım. Şimdi ise mezun olmuş bir Yeditepeli olarak hukuk fakültesinde geçirdiğim dört yıllık sürede bilerek ya da bilmeyerek neler yaptığımı ve sonuçlarında neler kazanıp neler kaybettiğimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü ben fakülteye yeni başlamış bir öğrenci iken ya üst dönemde olan arkadaşlarımdan ya da hocalarımızdan nasıl bir hukukçu olunmalı, mezun olmadan önce neler yapmak gerekli, fakülte aslında bize neler sunmakta ve bunları ne şekilde değerlendirilmeli diye öğrenebilmek için çok çabaladım. Bu çabalarım sonucunda neyi, ne kadar doğru anladığımı veya bunları doğru uygulayıp uygulayamadığıma -eğer bu yazının devamını okursanız-  siz gelecekteki meslektaşlarım karar vereceksiniz. Bu yüzden ön koşul olarak fakülteden iyi bir ortalama ile mezun olmanın ve derslerde başarılı olmanın yanında ekstra çaba göstererek neler yapılabilinir ve bunların ileride ne işe yarayabileceğine dair özellikle fakülteye yeni başlamış arkadaşları düşünerek bu yazıyı yazıyorum.

2005 yılında Nazilli Anadolu Lisesi’nden mezun olduğumda tek bildiğim bir şey vardı: “hukuk fakültesinde okuyacaktım”. Yüksek kabul edilebilecek bir puana sahiptim ve önümde bir çok ihtimal vardı. Liseden yeni mezun olmuş, tüm hayatını Aydın ilinin bir ilçesinde geçirmiş, İstanbul’a tek başına gitmek denildiğinde garip bir korku yaşayan ve üniversitenin ne olduğuna dair çok çok az bir bilgiye sahip bir kimse olarak tüm hayatımı etkileyecek bir karar vermenin eşiğindeydim.

O dönem heyecan içinde üniversiteleri araştırırken Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin internet sitesinde diğer fakültelerin yazdıklarından farklı kavramlara denk gelmiştim. Yabancı dilin önemi, uluslararası hukuk gibi hep duyduğum ancak pratikte öneminin ne olduğunu bilemediğim sözcüklerdi bunlar.

Bir sürü tereddüt içerisindeyken bir de üzerine bu şekilde cevabını bilmediğim daha da özel sorular eklenince belki bir yardımı olur diye ve çok da ümitli olmayarak üniversiteye telefon açmaya karar verdim. Üniversitenin santralini aradım, o birisine aktardı, o başka birisine aktardı derken karşımdaki kişiye bu anlamadığım tüm kavramları sorma ve cevap alma şansını yakaladım.

Konuşmanın sonunda ise bana “sen meraklı gibisin bu konulara, daha detaylı merak ettiğin, fakülte hakkında sormak istediğin bir şey varsa mail at bana” cevabını aldım ve hemen arkasından da o kişinin mail adresine on dört yaşımda almış olduğum ve bir dinazor türünün isminden ibaret olan çocuksu mail adresim ile bir mail attım.

Sonrasında gelen cevapta ise hem kafamdaki tüm soru işaretleri ortadan kalktı hem de telefonda konuştuğum ve tüm sorularıma cevap veren kişinin fakültemizin dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu olduğunu öğrendim. Yeditepe Üniversitesi ile ilk irtibatım bu şekilde olmuştu ve almış olduğum yanıtlar sayesinde kafamda olmak istediğim hukukçu modelinden artık emindim.

Fakülteye başvurumu yaptım ve fakültenin “altıncı katından” (Dekanlık katından) yayılmaya başlayarak insanların ismimden sonra “dinazor” diye tanıdığı fakülte öğrencisi olarak Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yerimi almış oldum.

EGE’YE DÖNEREK AVUKATLIK YAPMAKTAN NİYE VAZGEÇTİM?

Fakülteye başladığım ilk günden itibaren –lisedeki Ege’ye geri dönerek avukatlık yapma fikrimi bir kenara bırakıp Yeditepe Üniversitesi’nin ve fakültemin bana vermiş olduğu imkanlardan sonuna kadar yararlanarak İstanbul ve hatta yurt dışına ulaşabilmek için elimden gelen herşeyi yapmaya sonuna kadar kararlıydım. Bu hususta yazları da dahil olmak üzere memlekete dönmeyip İstanbul’da kalmak niyetindeydim ki gerçekten de durum aynen öyle oldu.

Fakültedeki ilk yılımda derslerin yoğun temposuna ek olarak üniversite içi kulüplerde aktif şekilde çalışarak farklı şehirlerdeki bir çok üniversiteye gitme ve farklı üniversitelerden çok geniş bir çevre edinme imkanı buldum. Bu sayede tanışmış olduğum arkadaşlarla, özellikle hukukçularla, mezun olduktan sonra farklı hukuk bürolarında ortak projelerde uyumlu bir şekilde çalışma imkanı yakaladım, ki bu sayede üniversite içi kulüpler sayesinde avukatlar için sosyalliğin aslında ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrenmiş oldum.

Birinci sınıfın yaz tatilinde ise İstanbul’da kalarak Amsterdam Üniversitesi’nin düzenlediği yaz programa katıldım. Birinci sınıfı yeni bitirmiş olmama rağmen hayatında ilk defa Avrupalı profesörlerden ders dinlemek ve dilim döndüğünce bazı konuları tartışabilmek benim için o zaman çok büyük bir mutluluk olmuştu.

Aynı şekilde ikinci sınıfın yaz döneminde yine İstanbul’da kalarak legal writing ve terminology kurslarına katılma imkanını yakaladım. Açık söylemek gerekirse, uluslar arası hukuk büroları nezdinde İngilizce kullanma becerisinin hukuk bilgisinin önüne geçtiği şu dönemlerde Türkiye’de doğup büyümüş ve yaşamakta olan her birey yurt dışına giderek kendini geliştirme imkanı bulamadıktan sonra İngilizce konuşma pratiğinde bir şekilde sıkıntı yaşayacaktır. Ancak İngilizceyi yazabilme noktasında husus bu kadar ümitsiz değildir. Bu yetenek kişinin kendi başına çalışmabilmesi ve gerçekten İngilizce bilen biri tarafından yönlendirilmesi ile yeterlilik bir boyuta gelebilmektedir.

İşte bu noktada ikinci sınıfta Amerikalı hocamızdan aldığım ders ve göstermiş olduğu yakın ilgi sayesinde İngilizceyi tamamen üniversite öğrenmiş bir kişi olarak iyi bir aşama kaydettiğime inanıyorum. Bunun en somut delili olarak da yaz stajı döneminde TOEFL/IELTS dahi almadan başvurmuş olduğum bir çok yabancı hukuk bürosu ile yaptığım mülakatlardaki İngilizce yazılı sınav bölümünde çoğu kez başarıya ulaşmam ve kabuller almam gösterilebilir.

Burada belirttiğim süreç boyunca, yurt dışına gitmek, oradaki öğrenciler ve hocalar ile bağlantılar kurmak ve en önemlisi yabancı dili kullanabilmenin belli bir öneminin olduğunun farkındaydım. Bunun içinde üniversiteyi bitirdikten sonra yurt dışında bir şekilde yüksek lisans yaparsam bunun kariyerim için yeterli olduğunu düşünüyorum.

Ancak, ikinci sınıfın yaz tatilinde yaptığım kısa yaz stajında düşündüğümün aksine hukukçular arasındaki rekabetin arttığını ve uluslar arası iletişim kabiliyetinin daha lisans düzeyinde önem kazandığını şaşırarak gözlemledim. Başka üniversitelerdeki bütün öğrenciler daha birinci sınıftan itibaren yazları ya yurt dışında dil eğitimine ya bir hukuk sertifika programına katılmaya gayret etmekteler ya da okullarını uzatmak pahasına Erasmus programına katılmaktadırlar. Ciddi bir şekilde bu tecrübelerin büyük hukuk büroları tarafından bir farkındalık kıstası olarak kabul edildiğini bu şekilde tesadüfen öğrenmiş oldum.

İkinci sınıfa kadar anlamadığım ve fakültenin sunmuş olduğu bir çok Erasmus bağlantısı, American University Washington College of Law’daki yaz okulu, Viyana’daki eğitim programı ve İspanya Deusto Üniversitesi’nde yapılan sertifika programının amaç ve değerini ancak üçüncü sınıfa başlarken anlayabilmiştim.

Bu nedenle üçüncü sınıfın sonunda o sırada bana en uygun program olan Deusto Üniversitesi’ne gidebilmek için başvuruda bulundum ve 2009 Eylül ayında bu programa dahil olma şansı yakaladım. Burada Fransa’dan Amerika’ya Mısır’dan Polonya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelmiş hocalarla ve öğrencilerle beraber tam yirmi gün boyunca uluslar arası ticaret hukuku üzerine yoğun bir eğitime katıldık. Ayrıca eğitim programı çerçevesinde İspanyol hocaların gözetiminde gruplar halinde kurgusal bir olaya ilişkin İngilizce davacı ve davalı dilekçeleri hazırlama imkanımız oldu. Kısacası yoğun geçen yirmi günlük programın sonunda hem şu an hala görüşmeye devam ettiğim ve benimle beraber mezun/avukat olmuş uluslar arası bir çevre edinme; somut olarak ortaya koyduğumuz İngilizce metin ile mezuniyetim sonrası tüm mülakatlarda teorik bilgi ve İngilizce kabiliyetimin delili olarak sunma ve İngilizce dil pratiğimi geliştirme imkanını yakalamış oldum.

Son sınıfa geldiğimde ise diğer dönemlerle kıyaslandığında hem çok daha yoğun bir tempo içindeydim hem de fakülteyi bitirebilmek için üzerimde yoğun bir baskı vardı. İstanbul’da kalabilmek için iş arama telaşını da bunlara ekleyince gerçekten zor bir dönemde olduğum kesindi.

Bu stresli süreçte ilk dönem biterken Ankara’da Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Kurgusal Duruşma Yarışması yapılacağının ve bunun için bir takım kurulacağının haberi geldi. Yoğunluk ve kararsızlık altında daha sonra yarışmaya da beraber katılacağımız arkadaşlarımla cesaretlenerek bir takım kurup fakülteyi temsil etmek için başvurumuzu yaptık. Yarışmaya katılma iznimiz çıkınca iki ay boyunca –yarı yıl tatilini on gün erken kesip İstanbul’a gelmek de dahil olmak üzere– fakültemizdeki değerli hocalarımızın yönlendirme ve desteği ile haftalık kırk saatten fazla olan derslerimize ek olarak akşamları çalıştık ve Türkiye ön elemesine katıldık. Sonrasında ise ön elemeleri geçtiğimiz ve Ankara’ya sözlü duruşmalara çağrıldımızın haberini aldık. Dilekçe aşamasında Türkiye ilk sekizine girdikten sonra Ankara’da Yeditepe Hukuk Fakültesi’ni temsilen -bize eşlik eden ve yardımlarını hiç esirgemeyen tüm hocalarımız ile- şampiyonluğu kazanmanın gururunu ve mutluluğunu hiç bir zaman unutabileceğimi hiç sanmıyorum.  Çünkü en başta da söylediğim gibi hayatımdaki ideallerime ulaşmamı sağlayacağına inandığım okul olarak düşündüğüm Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin gerçekten en iyisi olduğunu tescil ettirme gururunu yaşayanlardan birisi olmuştum.

En sonunda ise üniversiteyi onur derecesiyle ve yukarıda anlattığım nedenlerle peşinden koştuğum diğer çabalarım ve tüm hocalarımın üzerimdeki emeklerinin bir toplamı olarak bitirdim. Mezun olmadan önce birçok büyük hukuk bürosu ve uluslar arası firma ile mülakatlara girdim, düzenlediklere sınavlara katıldım, İngilizce yeteneği/çeviri yapma testlerine tabi tutuldum, sosyal hayatta neleri başardığım bana soruldu, amerikan liselerinden veya yurt dışında okumuş bir çok insan varken neden benimle çalışmaları gerektiklerini vs. defalarca soru olarak bana yönelttiler. Tüm bu kavram kargaşası içinde bana yukarıdaki soruları soran herkese bu yaşadıklarımın toplamı olarak neden benimle çalışmaları gerektiğini defalarca anlatabildim. Çünkü fakültem ve üniversitem bana yukarıda belirttiğim imkanları vermişti ve ben onları elimden geldiğince kullanmıştım ve gereken yerlerde talep etmiştim.

Bunun sonucunda ise daha mezun olmadan birçok yerden iş teklifi aldım, aradıkları cevapları kendilerine defalarca söyledim ve istediğim bir hukuk bürosunda iş hayatına atılmış oldum. Tabi ki sorun sadece iş teklifi alabilmek değildi, sorun çalışmaya başladıktan sonra öğrendiklerini ayrıca pratikte başarıyla uygulayabilmekti. Açıkçası çalıştığım bir buçuk sene zarfında daha iş hayatına yeni atılmış bir kimseden beklenenin çok daha üzerinde performans gösterdiğime dair olumlu notu alabildiğime dair duyumları aldım. Bu da emin olun ki İstanbul’da gerçekten bir yer edinebilmek için çabalayan bir kimsenin geleceğe ümitle bakabilmesi için ihtiyaç duyduğu en önemli cümlelerden biridir.

Şu an ise yapmış olduğum avukatlık mesleğine bir süre ara vermiş bulunmaktayım. Yeditepe Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin bana vermiş olduğu destek ve yönlendirmeler sayesinde Pennsylvania State University The Dickinson School of Law’da hukuk yüksek lisansına devam etmekteyim. İleride gerçekten olmak istediğim hukukçu modeline ulaşabilmek için kariyerimdeki en önemli adımlardan birini atmış bulunmaktayım ve Yeditepe Üniversitesi’nde almış olduğum eğitimin tüm yardımları sayesinde bir çok yabancı öğrenci ve Amerikalı ile beraber okurken hiç bir zorluk çekmeden tüm çabalarıma heyecan içinde devam etmekteyim.

Bu yazının en başından beri belirtmek istediğim en önemli hususa tekrar vurgu yaparak sözlerime son vermek niyetindeyim. Hiçbir zaman bir başarıya sahip olduğumu iddia etmedim. Eminim benden çok daha başarılı ve çok daha tecrübeli Yeditepeli arkadaşlarım vardır. Hiçbir zaman fakültenin imkanlarından en mükemmel şekilde yararlandığımı söylemedim. Hiçbir zaman yaptıklarım en doğruya götürdüğünü de söylemek istemedim. Sadece sizinle aynı yolda yürürken bir kaç noktada kendimi geliştirmeye çalıştım ve sonuçta olduğum yerde oldum. Tek inandığım şey bilinen bir şeyi birden fazla keşfetmenin kimseye bir yararı olmadığıdır. Fakülteyi kötü sayılmayacak bir dereceyle bitirmiş, ortalamanın üzerinde kariyere sahip bir hukuk bürosunda çalışmış, hukukçuluk/avukatlık piyasasında rekabetin ne düzeye gelmiş olduğunu iyi-kötü görmüş, İngilizcenin hukuk bilgisinin çok ötesinde öneme sahip olduğunu yaşamış ve şu an Amerika’da yüksek lisans yapan bir Yeditepeli olarak tek dileğim benden sonra fakültede okuyacak arkadaşlara kendi izlediğim yolu göstererek onların daha iyi bir yol bulabilmelerini sağlamaktır. Eğer fakülteyi baştan bir daha okuma imkanım olsaydı –en içten samimiyetimle söylüyorum– derslere daha yoğun çalışıp, daha fazla İngilizce ders ve eğitimi için fakülteye başvurularda bulunur, İngilizce pratiğimi geliştirmek için yurt dışı ihtimalleri başta olmak üzere bütün uluslar arası programlara katılır, bu ihtimallerden arta kalan zamanlarda yazları staj için bürolara daha çok başvurur ve sosyal avukat çevremi genişletmek ve fakültemin adını daha iyi duyurabilmek için her sosyal platformda yarışmak yahut çalışmak için çaba harcardım. Özetle, öğrenciliğimiz döneminde tam ne işe yaradığını anlayamadığımız birçok şey mezun olduktan sonra anlam kazanmakta ve ne yazık ki bunların telafisi çok güç olmaktadır.  (Bir legal english kursu, dil okullarında aylık ortalama 500 TL’den başlamaktadır) Bu nedenle tüm samimiyetim ve vefa duygumla yazdıklarım fakültedeki arkadaşlarım için umarım bir anlam ifade eder ve işin düşündüklerinden çok daha ciddi olduğuna dair onlara bir ipucu verir.

Hepinizle pratik hayatta karşılaşabilmek dileğiyle,

Mustafa YAĞCI

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2010 yılı Mezunu

29/01/2012


Umurcan GAGO

Hukuk okumak isteyen ve bir hukuk fakültesi seçmek aşamasında olan genç arkadaşlarıma önerim öncelikli olarak mezun olduktan sonra hangi alanda uzmanlaşmak veya çalışmak eğiliminde olduklarını mümkün mertebe önceden belirlemeleri. Bu her zaman mümkün olmayabiliyor kuşkusuz. Özellikle çok genç yaştayken yatkınlıkları belirlemek biraz zor. Hele hukuk okumak kararını almış olmak bile yeterince önemli bir kararken bir de hukuk dünyası içinde hangi alanda uzmanlaşmak istediğinin kararını vermek iyice zor.

Ama içinde bulunduğumuz koşullar, belki de başka ülkelerdeki kişilerden çok daha önce, bazı mesleki seçimleri maalesef çok genç yaşta yapmamızı zorunlu kılıyor. Üstelik günümüzde belli bir alanda uzmanlaşmak sadece faydalı değil gerekli hale gelmiş durumda.

Kanımca belli bir uzmanlığı olmayan genç bir hukukçunun mesleğinde ilerleyebilmesi günümüz koşullarında pek mümkün değil. Uzmanlık alanı ne kadar önceden belirlenebilirse, hukuk öğrenimi sırasında ve sonrasında dikkat edilmesi gereken hususlar da aslında buna göre şekillendirilebilir. Eğer belli bir disiplin seçilemiyorsa bile en azından özel hukuk, kamu hukuku gibi ayırımlara dikkat etmek, mezuniyetten sonra Avukatlık mı, hakimlik mi, akademisyenlik mi yapılacak bunu belirlemeye çalışmak yerinde olur.

Mesela, ticaret, sermaye piyasası, rekabet, finans ve vergi hukuku alanlarından birinde uzmanlaşmak isteyenlerin kanımca iki hususa çok özen göstermeleri gerekiyor: 1) İyi bir İngilizce, 2) Seçilen hukuk fakültesinin uygulama ve dış dünyaya mümkün mertebe yakın olması.

Günümüz iş dünyasında İngilizcenin önemini ayrıca izah etmeye çalışmak hiç kuşkusuz son derece gereksiz bir çaba. Çok iyi bir İngilizceye sahip olmayan bir kişinin profesyonel iş dünyasında başarı şansı pek yüksek değil. Hele bu alandaki Anglo-Sakson etkisinin her geçen gün daha da arttığı, örneğin yukarıda bahsettiğim hukuk alanlarında, çok iyi bir İngilizceniz yoksa hemen hemen hiç bir kaynağa doğrudan ulaşma şansınız yok demektir. Ayrıca, profesyonel olarak işinizi tam anlamıyla yapamıyor olmanın ezikliğini taşımak durumunda kalırsınız.

Seçeceğiniz hukuk fakültesini belirlerken de dikkat etmeniz gereken bir şey var: Söz gelimi düşündüğünüz fakülte uygulamanın ne kadar içinde? Yurtdışı bağlantıları ne kadar güçlü?

Yurtdışında yaptığım hukuk yüksek lisansı sırasında dikkatimi çeken şeylerin başında bunlara ne kadar önem verildiği geliyordu.

Hangi hukuk fakültesi uygulamanın içinden gelen akademisyen veya profesyonelleri daha çok istihdam ediyorsa öğrencilerin tercih sıralamasında ön plana çıkabiliyordu.

Ticari hayatın inanılmayacak bir hızda değiştiği ve dolayısıyla hukuki kuralları baş döndürücü bir hızda şekillendirip değiştirdiği bir ortamda pratikten uzak kişilerden alınacak dersler ile pratiğin içinden gelen kişilerden alınacak dersler arasında gerçekten çok önemli farklar oluyor. Üstelik bu gibi kişilerden alınacak dersler sadece teknik bilgi ile sınırlı kalmıyor, mezuniyet sonrasında iş dünyasına ilişkin olarak da önemli bir katkı sağlıyor. (Elbette burada hassas bir dengeyi koruyabilmek gerekiyor. Zira sadece pratikten gelsin diye gerçekte pedagojik yeteneği olmayan, zevkle kendini dinlettiremeyecek kişilerin görevlendirilmemesi gerekli.)

Ayrıca, giderek küreselleşen hukuk dünyasında bir hukuk öğrencisinin mutlaka diğer ülkelerdeki hukukçularla yakın temas halinde olabilmesi, yabancı hukuki kaynaklara ulaşabiliyor olması gerekiyor. Hukuk fakültenizin size bu imkânları ne ölçüde sağlıyor olduğu bu nedenlerle çok önemli.

İşte kanımca bunların son derece farkında olan ve akademik programını, öğretim üyesi kadrosunu, kütüphanesini ve ders programını tüm bunları dikkate alarak şekillendirmesini bilmiş olan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini Türkiye’deki diğer hukuk fakültelerinden ayıran en önemli özelliği de tam bu noktada ortaya çıkıyor. İngilizceye verilen büyük önem sadece derslerin çeşitliliğinde değil, içeriklerinde de kendini gösteriyor. Öğretim üyesi kadrosunda akademisyen-pratisyen (uygulamacı)  dengesi çok titiz bir şekilde oluşturulmuş. Üstelik pratisyenlerin alanlarında otorite kabul edilen kişiler arasından seçilmesine özen gösterilmiş.

Sadece yerli kaynaklarla değil, Türkiye’de başka herhangi bir hukuk fakültesinde olduğunu sanmadığım kadar geniş bir yabancı hukuk kaynağı ile donatılmış bir kütüphane oluşturulmuş. En önemlisi de birçok yabancı hukuk fakültesi ile çok çeşitli işbirlikleri geliştirilmiş.

Dolayısıyla ben seçeceği hukuk fakültesini belirleme aşamasında olan genç arkadaşlarıma tüm bunları düşünerek kararlarını vermelerini öneririm.

LL.M. (Yeditepe), LL.M. (Columbia), Price Waterhouse Coopers Denetim ve Danışmanlık Partneri


Ahmet Cemil YILDIRIM

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, dünyayla entegre olma ve dünya hukukçuları yetiştirme vizyonu çok net olan ve bu vizyonu lafta bırakmayıp istikrarla gerçekleştiren bir okuldur.

Benim Yeditepe'ye geldiğim 1998 yılından beri okulumun bu vizyonu ısrarla sürdürüp hedeflerini gerçekleştirdiğini gördüğüm ve Yeditepe'nin öyküsünün bir parçası olduğum için gurur duyuyorum.

Yeditepe'nin farkı hayallerin hayal olarak kalmayıp gerçeğe dönüşmesine imkan veren bir okul olmasıdır.

Ben 2003 yılında Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni birincilikle bitirdim ve İngiltere'deki East Anglia Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin Yeditepe öğrencilerine tanıdığı burs imkanından yararlanarak yüksek lisansımı İngiltere'de tamamladım. Şu anda da Roma 2 "Tor Vergata" Üniversitesi'nde doktoraya devam ediyorum. Gerek Yeditepe'deyken gerekse mezun olduktan sonra katıldığım uluslararası etkinlikleri ve stajları sayamıyorum.

Şimdi tabii Yeditepe Hukuk puanları zirve yaptı. Dönüp geriye, on yıl öncesine, Yeditepe'yi puanları Yeditepe'nin puanından daha yüksek olan pek çok okula tercih ettiğim zamana bakıyorum: Yurt dışında okuma hayallerimi gerçekleştirmemin temelinde bu tercihin çok ama çok önemli bir yeri olmuş.

Bugün iş dünyasının gerektirdiği hukukçu profiline baktığımda ise bir dünya hukukçusu olarak yetişmenin bir lüks değil artık bir zorunluluk haline geldiğini kabul etmemiz gerektiğini görüyorum.

Dünya hukukçuları yetiştirmek kolay değil, fakat Yeditepe dünyaya açılmayı öğrencileri için mümkün kılarak bunu başardı. Bir dünya hukukçusu olarak yetişmek de kolay değil, hiç değilse Yeditepe'deki dört - beş yılınız zahmetli geçecektir. Fakat bu yılları nerede geçirirseniz geçirin, sonra geriye dönüp baktığınızda bu yılların geri gelmeyeceğini göreceksiniz.


Sertuğ SÜRENOĞLU

Üniversite sınav sonuçları açıklandığına göre, artık yeni öğrenci adaylarının yoğun ziyaretleriyle karşı karşıyasınızdır. Hem sizin hatırınızı sormak için hem de bir 'Yeditepe Hukuk' mezununun neler yaptığını merak eden adaylar olursa diye, onlara yardımcı olmak adına bu mektubu yazmayı uygun gördüm. Ayrıca, benimle doğrudan irtibat kurmak isteyen; aklında soru işaretleri olan adaylara da çekinmeden benim iletişim bilgilerimi verebilirsiniz. Kendilerine bir mezun olarak yardımcı olmaktan büyük bir mutluluk duyarım.

Ben bildiğiniz üzere 2006 yılında mezun olduktan sonra 2007 yılında İstanbul Barosu'nda avukatlık stajımı tamamladım. Staj esnasında ve üniversitede kendimi uluslararası ticaret hukukuna daha yatkın hissettim. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini birincilikle bitiren öğrencilere verilen bursla şu anda İngiltere'de East Anglia Üniversitesi'nde Uluslarası Ticaret Hukuku alanında yüksek lisansımı yapıyorum. Öğrenimimin şu aşamasında sonuna yaklaştım, yüksek lisans tezimi yazıyorum. Kısmetse bu yılın sonunda tezimi de verip buradan mezun olacağım.

Daha sonraki hedeflerim ise çok çok büyük. Umarım bunları da başarır, daha sonraki adaylara bunları da anlatma fırsatına ulaşırım.

Hocam,

Bizler, Yeditepe Üniversite'inde Hukuk Fakültesi'nde lisans seviyesinde çok ileri düzeyde eğitim aldık. Bunu mezun olduktan sonra daha iyi anladım. Ben, bunu ilk başta stajım esnasında anlamıştım.

Bu düzeyin sadece Türk üniversiteleri ile sınırlı olmadığını ise yüksek lisansımdaki derslerimde anladım. Biz lisans seviyesinde sadece temel anlamda Ticaret Hukuku eğitimi aldığımızı düşünmemize karşın; aslında bunun ne kadar ileri düzeyde olduğunu daha sonra anladım. Burada yüksek lisans seviyesindeki çok özel derslerin hemen hemen hepsini biz aslında lisans seviyesinde gördük. Derslerimiz de yine İngilizce idi, üstelik bu derslerin bazılarını da yabancı hocalarımızdan almıştık. Daha somut örnek vermek gerekirse, burada yüksek lisans programında uzmanlaşmamız beklenen alan dersleri olarak, AB Rekabet Hukuku, Uluslararası Ticari Tahkim, Uluslararası Ticaret Hukuku vb. gibi derslerin hemen hemen hepsini biz Yeditepe'de lisans düzeyinde ders olarak gördük. Bu nedenle ben yüksek lisansta daha farklı bilgileri öğrenmek adına ders seçerken çok zorlandım.

Bunun ötesinde hemen hemen her üniversitede öğretilen Devletler Özel Hukuku ve Ticaret Hukuku gibi derslerde de çok sağlam bir temel hukuk eğitimi aldığımızı gördüm. Burada East Anglia Üniversitesinde master sınıfında birçok yabancı öğrenci, ki bunların çoğu ABD ve AB ülkelerinden gelen öğrenciler, çok temel bilgilerde bile noksanlıklar yaşarken, onların takıldıkları noktalar, benim neredeyse adım gibi bildiğim hususlardı. Derslerde hocalarımı dinlerken lisans düzeyine ilişkin eksikliğimin olmadığını çok iyi hissettim. Benim bu derslerin kapsamında hiçbir eksikliğim olmadığı gibi, sınıfımızdaki birçok öğrenciye de ben, ders dışındaki çalışmalarımızda konuları anlatmak durumunda kaldım.

Bir de bizim eğitimimizdeki o ders yükünün aslında bize ne kadar geniş bir yelpaze sunduğunu anladım. Bütün yukarıda anlattıklarım sadece benim ilgi duyduğum alan olan ticaret hukuku ile ilgili olan kısmı. Bunların toplamı lisans düzeyinde toplasak 8-10 ders eder. Üniversitede aldığımız yaklaşık 70 kadar dersi düşündüğümüzde, diğer alanlarda da aslında (örneğin Ceza Hukuku gibi) ne kadar kaliteli bir eğitim aldığımızı görebiliriz.

Ayrıca sözünü ettiğim dersleri ingilizce olarak işlememiz; bana buradaki derslerimde mesleki terminoloji açısından çok faydalı oldu. İngilizce'nin bir hukukçu için ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha da iyi anlıyorum.

Kısacası, hukuku seven, çok çalışmak isteyen, kaliteli eğitim almak isteyen herkesin Yeditepe Hukuk'u seçmesini bir mezun olarak tavsiye ediyorum.

Yeditepe Hukuk'u seçtiğim sene Türkiye'de üniversite sınavında hukuku tercih edenler içerisinde en yüksek puanı alan ben idim. O zamanlar Yeditepe'nin taban puanı biraz daha aşağılarda idi. Diğer bazı üniversitelerin puanı -yedi yıl kadar önce- Yeditepe'den yukarıda olmasına rağmen; ben puana göre değil, sunulan eğitime ve olanaklara göre seçimimi yaptım. Bugün bile ne kadar doğru bir seçim yaptığımı her fırsatta dile getiriyorum. Adaylar puana göre değil; kendilerine sunulan olanaklara göre tercih yapsınlar.

Daha sonra meslek hayatına atıldığımızda kimse kimin ne puan aldığına bakmaz iken, üniversitede alınan eğitim ve hangi üniversiteden mezun olunduğu her zaman göz önünde tutuluyor.


Efe DIRENİSA

Doğru Tercih: Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Sevgili Arkadaşlar,

Yeditepe Üniversitesi’nden 2004 yılında mezun oldum.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olarak, üniversite tercihimde en doğru seçimi yapmış olduğumu düşünüyorum. Fakültemizin diğer hukuk fakültelerinden çok farklıdır. Yabancı dile verilen önem, uluslararası bağlantılar ve programlar, diğer hukuk fakültelerinde mevcut olmayan teorik ve uygulama ağırlıklı dersler, Fakültenin yurtdışındaki tanınmışlığı Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini tercih bakımından ilk sıraya taşımaktadır.

Özellikle yurtdışı tecrübelerimin de yardımı ile hukuk öğrenci adaylarına, tercihlerinde ışık tutabilecek konulara değineceğim.

Fakültemizde yabancı dil açısından İngilizce yanında Almanca’ya da büyük önem verilmektedir. Bu her iki yabancı dili iyi öğrenmek de adeta birer hukuk diploması değerindedir.

İngilizce okutulan dersler sayesinde İngiliz ve Amerikan Hukuk sistemlerinin temel özellikleri de anlaşılmakta ve ayrıca daha sonra bu ülkelere yüksek lisans veya doktora eğitimi için gitmeyi düşünen ya da Türkiye’de uluslararası hukuk bürolarında çalışmak isteyen mezunlar bakımından bilgi donanımı sağlanmaktadır.

Mezun olduktan sonra İngiltere’ye fakültemizin anlaşmalı olduğu İngiltere’nin en saygın hukuk fakültelerinden University of East Anglia, Norwich Law School’da LL.M. (hukuk yüksek lisansı) yaptım. Fakültemizde görmüş olduğum İngilizce dersler sayesinde zorlanmadan, yüksek lisans programını başarı ile tamamladım. İngiltere’de okurken birçok konunun Fakültemizde daha önce öğretilmiş olduğunu bizzat gördüm.

Kara Avrupası hukuk sistemini ve bunun bir parçası olan Türk hukukunu iyi anlamak için Almanca bilmek önemlidir. Fakültemizde Almanca ilk önce yoğun bir biçimde öğretilmekte ve bu süreçten sonra Almanca hukuk bilgisine geçilmektedir. Şu an Almanya’nın en önemli hukuk fakültelerinden Heidelberg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde doktora yapmaktayım. Fakültemizde görmüş olduğum Almanca dersler sayesinde sorunsuz bir şekilde doktora eğitimimi sürdürmekteyim.

Gerek uluslararası Programlar ve Erasmus anlaşmaları, gerekse diğer çok çeşitli bağlantılar sayesinde yurtdışında en çok tanınan hukuk fakültesi Yeditepe Hukuk‘tur. Yurt dışında yüksek lisans veya doktora yapmak isteyen mezunlar saygın yabancı üniversitelere kabul edilmektedirler. İngilteredeki yüksek lisans eğitimim sırasında fakültemizin ne kadar tanınmış olduğunu bizzat yaşayarak gördüm. Doktora kabul aşamasında da yine Yeditepeli olmanın sağladığı avantaj ile kolay bir şekilde doktoraya kabul edildim.

Yeditepe Hukuk Fakültesi‘ni farklı kılan en önemli özelliklerden biri de eğitim dışında sunduğu imkânlardır. Fakültemizde her yaz düzenlenen uluslararası sempozyumların özellikle yabancı hukukçuların ne derece dikkatini çektiğini, Almanya’da bir yabancı meslektaşımın bana iki senedir bu sempozyumları kaçırmadığını söylemesiyle daha iyi anlamış bulunmaktayım. Türk hukukuna ışık tutan sayısız seminer ve sempozyumun yanısıra birçok uluslararası etkinlikler, öğrencilerin bunlara ücretsiz katılımları ile onlara yeni ufuklar kazandırmaktadır.

Sözün özü Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilere ders programı yanında, diğer hukuk fakültelerinde olmayan ders dışı öğrenme imkânları da sunmaktadır.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri, iyi bir temel hukuk ve yabancı dil bilgisine sahip, değişen ve küreselleşen hukuk bilimi ve hukuk hizmetleri pazarının taleplerine cevap verebilen aydın birer hukukçu olarak yetişmektedir.


Aysel KORKMAZ

Kars’tan İngiltereye uzanan eğitimimde ve bügün Türkiye’nin en iyi uluslararası Avukatlık Bürosunda çalışmamda Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin büyük katkıları sayesinde gerçekleştiğini gururla belirtmek isterim.

Öncelikle kendinize hedef koymanız gerekiyor. Eğer hedefiniz dünya standartlarında bir hukukçu olmak ise Yeditepe Hukukun çok doğru bir tercih olduğunu bütün samimiyetimle belirtmek isterim.

Bügün tüm dünyada rekabet sınırları zorlar hale geldi. Bu rekabet piyasasında yerinizi sağlamlaştırmanın bir olmazsa olması da iyi seviyede dil bilmektir.

Sadece hukuk fakültesi diploması, açık söylüyorum, sizi bir yerlere taşımaz. Bize fakülte sıralarında iken bunun önemi benimsetilmişti.

İngilizce ve Almanca eğitiminin yoğun şekilde yabancı hocalar tarafından verilmesi büyük bir imkan. Günümüz piyasasında yabancı dile hakim olmak inanın hukuk fakültesi diploması değerindedir. Bunu iş hayatına atılmış bir meslektaşınız olarak dikkatinizi çekmek istiyorum.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde interaktif şekilde dersler işlenmektedir. Klasik hukuk fakültelerinin aksine burada öğrenci aktif şekildedir.

İngiltere’de Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden aldığım karşılıksız tam burs sayesinde Uluslar arası Ticaret Hukuku alanıdna masterımı İngitere’nin en prestijli Üniversitelerinden biri olan University of East Anglia’da tamamladım.

Masterımı yaparken fakültede aldığım- özellikle Uluslararsı Hukuk alanında- derslerin çok büyük faydasını gördüm. Aslında fakültede aldığım dersler masterda aldığım derslerin temelini oluşturduğunu anladım.

Bugün Uluslararası Ticari Tahkim gittikçe önemi anlaşılmakta olup adeta alternatif çözüm olma yolunda hızla ilerlemektedir. Ben bu dersi fakültede okudum, masterda farklı ülkelerden gelen arkadaşarımının bile ilk defa aldıklarını duyunca fakültede gördüğümüz eğitimin ne kadar yüksek standartlarda olduğunu bir kez daha anladım.

Yeditepe Hukuk Fakültesinde sunulan yurtdışı imkanları, düzenlenen sayısız uluslar arası sempozyumlar, güncel olaylara ilişkin seminerler bunun dışında uluslar arası etkinlikler düzenlemesi bir hukukçunun yetişmesine büyük katkılar sağlamaktadır.

Benden hiçbir zaman desteğini esirgemeyen üzerimde büyük emeği olan birbirinden değerli hocalarıma her zaman müteşekkir kalacağım.


Sezin AKOĞLU

Arkadaşlar,

Şu anda okulumuzda hukuk okuyan ya da okulumuza hukuk eğitimi için başvurmayı planlayan arkadaşlarımıza, 2007 yılının başlarında Yeditepe Hukuk Fakültesinden mezun olmuş ve yaklaşık iki senedir yoğun bir çalışma hayatının içerisinde bulunan biri olarak mezun olduktan sonra sizleri nelerin beklediğini kendi yaşadığım tecrübeleri ve edinmiş olduğum izlenimleri aktararak az da olsa sizlere yardımcı olabilmek ümidiyle paylaşmak istedim.

Eminim sizler de tıpkı benim yaptığım gibi her sene başında ders programlarınızı elinize aldığınızda, programların doluluğundan ve okulumuzun diğer fakültelerin veya diğer üniversitelerin hukuk fakültelerinin aksine neden Yeditepe Hukuk’da boş saatlerin olmadığından, İngilizce derslerin çokluğundan ya da Almanca dersinin zorunluluğundan şikayet etmişsinizdir ve belki de bu derslere gerekli önemi vermemişsinizdir.

Gerek öğrencilik psikolojisinden gerekse yaşımızın küçüklüğünden kaynaklandığını düşündüğüm ve benim de hukuk okurken hissettiğim ve anlam veremediğim gibi yine emin olarak sizlerin de tüm hocalarımızın ısrarla üstüne basa basa anlatmaya çalışmasına rağmen almış olduğumuz eğitimin kalitesinin ve ne kadar önemli olduğunun bilincinde olmadığınızı düşünüyorum.

Tıpkı ben de sizler gibi söylenenleri yeterince ciddiye almamıştım ancak mezun olduktan ve iş aramaya başladıktan sonra fakülte ders programımızın önemini ve kalitesini  daha iyi anlayacağınızdan emin olabilirsiniz ve bunun için derslere ve ortalamanıza önem verilmesinin gerekliliğini belki sizlere ve içinde bulunduğunuz duruma daha yakın birinden duymanın daha faydalı olacağını düşünerek bir kez daha belirtmek istedim.

İngilizcenin bir hukukçunun hayatındaki önemini özellikle meslek hayatına atıldıktan sonra daha da iyi anladım. Eğer sizler de ticaret hukukunun ve uluslararası hukukun ağırlıkta olduğu bir şirkette avukatlık yapmak ve daha sonrasında yüksek lisansa başvurmak istiyorsanız, ingilizcenizi geliştirmenizi ve mümkünse zaten hukuk eğitimimiz sırasında öğrenmeye başladığımız almancanızı veya bir başka yabanci dilinizi geliştirmenizi tavsiye ederim.

Kısacası, almış olduğunuz ve alacağınız eğitimin uluslararası standartlara denk olduğunu ve bu farkındalığın henüz Yeditepe Hukuk fakültesinde okurken bilincinde olmak ve gerekli özveriye göstermenin gerektiğini ve kaliteli eğitim almak isteyen herkesin Yeditepe hukuk fakultesini seçmesini tavsiye ederim.

Tüm öğrencilik hayatımızda ve daha sonrasında bizleri bilinçlendirmeye devam ettiğiniz ve yardımlarınızı ve ilginizi bizlerden esirgemediğiniz için değerli öğretim üyelerimize  teşekkür etmek istiyorum.


Erman Muzaffer YURDAKUL

 
Öncelikle belirtmek isterim ki Yeditepe Üniversiteli ve de Yeditepe Hukuk Fakültesi Mezunu olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Şu anda iyi bilinen bir uluslararası hukuk bürosunda zorunlu stajımı yapıyorum.
 
Türkiye’deki tüm hukuk fakültelerine girebildiğim halde, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde burslu okumayı tercih ederek ne kadar doğru bir karar verdiğimi çalıştığım hukuk bürosunda günden güne daha da net bir şekilde görebiliyorum.
 
Gerek öğretim üyelerinin kalitesi, gerek verilen hukuk eğitiminin kalitesi gerekse de Türkiye’de çoğu hukuk fakültesinin ders programlarında dahi bulunmayan uluslararası hukuk derslerinin şu andaki konumuma gelmem de oldukça payı olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ayrıca, öğrenimim devam ederken Hukuk Fakültesi’nin sağladığı olanaklarla Erasmus Öğrenci Değişim Programı ile Hollanda’da bir dönem boyunca uluslararası hukuk alanında İngilizce dersler alarak hem kendimi hukuk bilgisi olarak tartma hem de hukuk İngilizce’mi geliştirme fırsatına nail oldum. Hollanda’da geçirdiğim dönem sonrası edindiğim belki de en önemli izlenim, kendi fakültemde verilen İngilizce hukuk derslerinin ne kadar isabetli seçildiği ve ne kadar etkin olduğudur. Fakültemin fikrimce en olumsuz yönü, belki de tek, ders yoğunluğunun sosyal aktivitelerden ödün vermeme yol açmasıydı. Ancak aldığım tüm derslerin ve yoğun geçen günlerin semeresi iş hayatına kolayca adapte olabilmem oldu.
 
Yeditepe Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi kadar aktif bir yönetim anlayışına sahip bilinçli idarecilerin olduğu başka bir fakülte olduğuna inanmıyorum. Sanırım, gerek öğrenim elemanlarının hazırladığı bilimsel raporların niceliği gerekse düzenlenen uluslararası konferanslar gerekse de Sayın Dekanımızın pasaportundaki giriş çıkış mühürleri bunun en iyi göstergesidir.
 
Öğrenim hayatım boyunca ve sonrasında Sayın Dekanımız olsun diğer değerli öğretim üyelerimiz olsun hiçbir zaman desteklerini benden esirgemediler, her zaman yanımda varlıklarını hissettim ve halen hissetmekteyim. Benim için ikinci bir aile oldular. Bende emeği olan herkese müteşekkirim. Saygılarımla...

Merve ARSLAN

Bu sene Yeditepe Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi hukuk alanında uzman bir akademik kadro ile yalnızca ülkemizde değil yurtdışında da bu alanda başarılı olan diğer üniversitelerle eşdeğer eğitimi ile Uluslararası alanda markalaşmayı ve Hukuk alanında dinamik getirecek yeni hukuk uzmanlarını yetiştirmeyi hedeflemektedir. Herşeyden önce fakültemizin amacının kendiyle yarışır ve kendine yakışır bir çizgi yakalamak olduğuna inanıyorum.
 
Fakültemizin uzman akademik kadrosu globalleşmeye ve dünya ile entegre eğitime ağırlık vermeyi esas almaktadır. Bu hassasiyeti yabancı dile okulumuzda verilen önem göstermektedir. Yabancı dile ana dil gibi hakim hukuk uzmanlarının yetişmesinin Uluslararası alanda etkinlik göstermenin bir Hukuk Fakültesi için çok önemli olduğu inancında olmaları bizlerin kaliteli bir yabancı dil eğitimi almamızı sağlamıştır. Eğitimimiz boyunca İngilizce verilen alan dersleri almamızın dışında Almanca da zorunlu dil olarak öğretilmektedir. Zorunlu Almanca dersleri her ne kadar okul yıllarında bizlere külfet gibi gelse de bizleri bir adım daha ileriye götüreceği şüphesizdir. Ancak yine de Almanca derslerinin zorunlu olarak değil seçimlik ders olarak verilmesinden yanayım.
 
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini diğer hukuk fakültelerinden ayıran en büyük özelliklerinden biri ders programının ağır olmasıdır. Birçok okulda seçimlik ders olarak okutulan dersler bizde zorunlu olarak verilir. Okul döneminde amacımız çoğunlukla girdiğimiz sınavları geçerek anı kurtarmak olduğu için, ders programının bu kadar yoğun olması ve bizlerin bu kadar fazla sınava girmesi hiçbir zaman tarafımızca anlaşılamamış ve isyanlarımız hep bunun üzerine yoğunlaşmıştır. Ancak mezun ve yeni iş hayatına başlamış bir avukat adayı olarak söyleyebilirim ki; her konu hakkında en azından bir fikrimiz olması dahi bizi diğer okullardan ayırmaya yetecek bir özelliğimizdir.
 
Okulumuzun bir diğer önemli adımı Avrupa Birliği ile uyum sürecinde kültür değişim programları ile isimlendirilebilecek eğitim alanında bir köprü niteliği taşıyan ERASMUS Öğrenci Değişim programına yüklediği önemdir. Yurtdışında eğitim kalitesi yüksek seçkin üniversitelerle yapmış olduğu anlaşmalar ve öğrenci değişimi ile görüş açımıza farklı global bir boyutu da eklemiştir. 2007 Güz döneminde Erasmus programıyla Ghent üniversitesinde bir dönem eğitim gören bir mezun olarak şunu söyleyebilirim ki yurtdışı tecribesi yaşamak isteyen herkes Yeditepe Üniversitesinde bunu gerçeğe dönüştürebilecektir.
 
Her sene 120 kişi ile sınırladığı ögrenci sayısı ile akademik kadromuz her öğrencinin profilini daha iyi analiz edebilmekte, gerek eğitim-öğretim gerek fakülte dışında öğrencilerle sosyal ilişkilerine daha geniş vakit ayırabilip verimli olabilmektedir.
 
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi ögrencisi olmaya hak kazandığım günden mezun olduğum güne kadar başta Sayın Dekanımız Haluk Kabaalioğlu olmak üzere bütün hukuk uzman kadrosunun kaliteli eğitim anlayışları ile eğitim hayatıma yaptıkları katkıları, sosyal çevrede kazandırdıkları farklı bakış açılarını düşündüğüm zaman Yeditepe Hukuk Fakültesinde okumamın bir ayrıcalık olduğunu bir kez daha anlıyorum. Önümüzdeki yıl Fakültemin vermiş olduğu burs ile East Anglia Üniversitesinde yüksek lisans eğitimine başlayacağım. Kendimi ve yeteneklerimi tanımama fırsat verdiği için okuluma müteşekkirim. Eğer uluslararası alanda başarılı olmak isteyen hukukçu adayı iseniz Yeditepe Hukuk Fakültesi ilk ve tek tercihiniz olmalıdır.
 
 

Cihan AVCI

Merhaba, ben Cihan Avcı. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 2001-2005 yılları arasında okudum. 2001 yılında almış olduğum ÖSS puanıyla Türkiye’de istediğim üniversitenin hukuk fakültesinde okuma imkanım vardı, ancak ben Yeditepe Üniversitesi’nde alacağım eğitimin kalitesinden o kadar emindim ki, hiç tereddüt etmeden Yeditepe Hukuk’u tercih ettim. Belki bir çoğunuz diyeceksiniz nasıl bu kadar emin olabiliyorsun, daha tek bir dersine bile girmedin! Yeditepe Üniversitesi’nin İstek Vakfı’nın son halkası olması bana bu güveni sağlamak için yeterli bir nedendi. Çünkü ben temel eğitim olan ilköğretim ve lise eğitimimi de İstek Vakfı’nda aldım. Bu vakıf bünyesindeki eğitimcilerin temel ilkesinin bilincinde olarak bu tercihi yaptım: EĞİTİMDE SINIR TANIMAMAK! Hiçbir çıkar gözetmeden, o değerli vakitlerini sakınmadan her zaman öğrenciye yardımcı olmak ve her zaman daha fazla bilgi vermeye çalışmak!
 
Bütün bunlar üniversiteye başlamadan önceki düşüncelerimdi. Peki başladıktan sonra pişman mı oldum, çevremdeki birçok insanın dediği gibi bir devlet üniversitesinde mi okumalıydım? Kesinlikle hayır! O yaşta bu kadar öngörüyle verdiğim kararla her zaman gurur duydum. Üniversitede de bir hukuk fakültesinin verebileceği en iyi eğitimi aldım. Bunu da şuradan biliyorum, diğer ünversitelerin hukuk fakültelerinde okuyan arkadaşlarımla bizim fakültemizin eğitim sistemini hep karşılaştırdım. Yeditepe Üniversitesi’nde profesörler ve doçentler dersleri bizzat kendileri anlatırlar, uygulama derslerine kendileri girerler. Dönemin başında bir kere gözüküp sonra dersi asistanlarına anlattırmazlar! Hocalarımız her zaman yardıma hazırdırlar, anlamadığınız konuları ders dışında da size zaman ayırıp anlatırlar.
 
Ders programına gelince, evet biraz ağır bir programa sahip Yeditepe Hukuk Fakültesi. Öğrenciyken bu durumdan şikayetçi olmadım değil. Ama şimdi keşke birkaç ders daha görmüş olsaydık diyorum. Bizleri tam donanıma sahip bir şekilde mezun etti değerli hocalarımız. İnanın sadece öğrencilik yıllarında öğrenmek için bu kadar vakte sahip olabilizorsunuz. Üniversite bittikten sonra bu kadar verimli öğrenebilmek için ne vaktiniz oluyor ne de o yıllardaki enerjiniz. Bu nedenle ders programının yoğunluğu sizi hiçbir zaman korkutmamalı.
 
Son olarak da Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde uygulanan çift yabancı dil sistemine değineceğim. Zorunlu ingilizce ve almanca eğitimi. Okurken derdim bu kadar dersin içinde bir de almancayla mı uğraşılır diye. Şimdi o kadar memnunum ki almancanın temelini üniversite yıllarında almış olmaktan. Çünkü üniversiteden mezun olduktan sonra İstek Vakfı yüksek lisans bursu ile Almanya’ya geldim. Almanca gibi zor bir dilin TOEFL’a denk DSH sınavını dokuz ay içinde %95’lik bir başarı ile verdim. Daha sonra Almanya’da Heidelberg Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım ve onu da en iyi derece olan ‘sehr gut’ ile bitirdim. Şu anda İstek Vakfı doktora bursu ile Heidelberg Üniversitesi’nde doktora yapıyorum. 2007 yılının Ekim ayından beri de Heidelberg Üniversitesi’nde asistan olarak görev yapıyorum (http://www.rechtsgeschichte.uni-hd.de/germstart.html). Bu göreve kabul ederken öngördükleri latince ve/veya fransızca bilme kıstasını anadili almanca olmayan bir hukukçuda aramamış olmalarının tek sebebi Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin bana katmış olduğu problemi kavrayabilme ve çözebilme yeteneğidir!
 
Geleceğin hukukçularına Yeditepeli olmanın ayrıcalıklarından yararlanmalarını tavsiye ediyor, başarılar diliyorum.
 

Ahmet Burak BİLGİN

 
Neden Yeditepe Hukuk?
 
Öncelikle neden Yeditepe Üniversitesi diye başlayabiliriz. Bence bu soruya cevap verirken, Yeditepe Üniversitesi’ni, eğitim kalitesi olarak anlatmanın pek bir gereği yok; çünkü hem dünyadaki tüm üniversiteler için genel geçer bir kural olarak, üniversitelerin (eğitim kalitesi anlamında) bir bütün olarak değerlendirilmesinden ziyade, belli fakülte veya bölümler, ön plana çıkar; hem de, neticede Yeditepe Üniversitesi de (genelde özel üniversite olarak bilinse de) bir vakıf üniversitesi olduğundan, vakıf üniversitelerinin devlet üniversitelerine göre genel olarak taşıdığı avantaj ve dezavantajları barındırmaktadır.
 
Ancak benim değinmek istediğim bir husus var ki, üniversite tercihinde en az eğitim kalitesi kadar dikkate alınması gerekiyor. Bu da, hemen hemen 4 ila 7 sene geçireceğiniz ve gününüzün önemli bir bölümünde bulunacağınız bir anlamda yeni eviniz olacak olan ortam. İşte Yeditepe Üniversitesi, bu yönüyle sizleri fazlasıyla tatmin edecektir. (Örneğin, tercih sürecinde buraya gelip de bu ortamı gören birisinin, kolay kolay başka bir üniversiteye gidebileceğini sanmıyorum.) Sizin de, şu anda tercih sürecindeki adaylar olarak, öncelikle gideceğiniz üniversitenin adına ve seçeceğiniz bölümün puanına göre bir değerlendirme yaptığınızı biliyorum. Elbette bunda haklısınız; ancak size şunu hatırlatmak isterim ki, üniversite kavramı, eğitimiyle, öğretim kadrosuyla, akademik ve fiziksel imkânlarıyla bir bütündür ve tercihlerde de bunların tümünün dikkate alınması gerekir. Bu bağlamda, seçeceğiniz üniversitenin her şeyden önce, bir kampüs üniversitesi olması, küçümsenemeyecek bir öneme sahiptir. Çünkü üniversite demek, topluma her yönüyle bir insan yetiştiren ve kişiliği şekillendiren bir kültür demektir ve bu kültür de sadece fakülteye gidip gelmek ile öğrenilemez. İşte Yeditepe Üniversitesi, ileride yetişkin bir birey olarak topluma katılacak bir öğrencinin bu kültürü alması için – faydalanılması bilindiği takdirde – gerekli tüm akademik ve fiziksel imkânlara sahiptir.
 
Dolayısıyla bence tercih sürecindeki bir öğrencinin ilk karar vermesi gereken hususlardan birisi bu; yani eğer siz, bir üniversite adayı olarak “evet aradığım üniversite profili tam da böyle” diyorsanız, bu yazının devamını okuyabilir ve neden Yeditepe Hukuk’u seçmeniz veya seçmemeniz gerektiğine karar verebilirsiniz.
 
Geldik yazımızın Yeditepe Hukuk’u seçmem için bana bir sebep söyleyinbölümüne.
 
 Aslında bu noktada söz söyleyecek olan sizlersiniz! Siz, hukuk eğitimini seçmiş bir kimse olarak (umarım aile baskısı veya maddi kaygılarla gelmiyorsunuzdur; yoksa hakikaten sevmeden çekilecek bir eğitim değil, hukuk eğitimi), öncelikle nasıl bir hukukçu olmak istediğinize, diğer bir deyişle nasıl bir “hukuk formasyonu” ile donatılmak istediğinize karar vermelisiniz. Hayır, bundan kastım, daha 18-20’li yaşlarda avukat mı, hâkim-savcı mı veya bir akademisyen mi olacağınıza karar vermeniz gerektiği değil. (Baştan böyle bir hedefle Hukuk eğitimini seçen bir arkadaş varsa, kendisini elbette ki tebrik ederim; ama kesinlikle burada sizden istediğim, hukuk eğitiminiz sonrasında hangi mesleği icra edeceğiniz, yani kısacası ne olacağınıza karar vermeniz değil.) Bilinçli bir tercih yapabilmeniz için sizden istediğim, yukarıda da belirttiğim gibi, nasıl bir hukukçu olmak istediğinize karar vermenizdir.
 
Bunu bir-iki örnekle açalım isterseniz: Örneğin fakülteyi bitirdiniz ve avukat olmaya karar verdiniz.
·        Herhangi bir yabancı dili mesleki düzeyde kullanamayan ve bu sebeple de sadece icra takibi veya adliye adliye dolaşıp tamamen Türk hukuku ile ilgili davaları takip edebilen bir avukat mı;      yoksa
 
·        küreselleşen ve dolayısıyla artık sadece İngilizce’nin dahi yetmediği bir dünyada, sahip olduğunuz hukuk bilgisinin yanında bu bilgiyi uygulayabileceğiniz en az bir yabancı dili konuşabilen ve böylece de şirket birleşme ve devralmaları, milletlerarası tahkim, Avrupa Birliği Hukuku gibi alanlarda uygulama yapabilecek bir avukat mı olmak istiyorsunuz?
 
Keza diyelim ki, hâkim olmaya karar verdiniz;
 
·        ne kadar iyi hukukçu olursa olsun, mesleki anlamda tatbik edecek düzeyde bir yabancı dili olmadığı için, gelebileceği en üst nokta, ülkenin üst yargı mercileri olan bir hâkim mi;
 
·        yoksa sahip olduğu hukuk bilgisi ve sağlam hukuk mantığının yanına bir de mesleki düzeyde İngilizce veya örneğin Fransızca’yı ekleyerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı gibi uluslararası yargı organlarında çalışabilecek bir hâkim mi olmak istersiniz?
 
İşte yine bir tercihle karşı karşıyasınız ve bu gibi örnekleri çoğaltmak da mümkün. Başta da bahsettiğim gibi, seçim sizin! Eğer “bana birinci ihtimaller yeter” derseniz, Yeditepe Hukuk sizin için cazip gelmeyebilir; hatta zorlanabileceğinizi varsayarsak seçmemeniz iyi bile olabilir.
 
Ama eğer “ben sadece Türkiye ile sınırlı kalamam, yurtdışına açılmalı ve uluslararası bir hukukçu olmalıyım” diyorsanız, bunun için en az bir yabancı dili (ki bu da takdir edersiniz İngilizce olur) mesleğinizi icra edecek düzeyde bilmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Bu noktada, birçok hâkim ve savcının, Yeditepe Üniversitesi’nde, bir yıl boyunca, üniversiteye yeni başlayan öğrencilerle birlikte,İngilizce Hazırlık okumalarının da – hele bunların 40’lı yaşları devirmiş oldukları da göz önüne alındığında – bir sebebi olsa gerek.
 
İşte gerek Fakülte’ye başlamadan önceki bir yıllık hazırlık okulu ve dört yıllık Fakülte süresince İngilizce verilen yaklaşık 20’ye yakın ders; gerekse en azından İngilizce düzeyinde olmasa da sağlam bir temel oluşturan zorunlu Almanca eğitimi ve istenildiği takdirde, Fransızcadan İtalyancaya, Rusçadan Çinceye kadar 20’ye yakın dilden bir veya birkaçını öğrenme fırsatı ile Yeditepe Hukuk, sizi, yukarıdaki ikinci tercih doğrultusunda bir hukukçu olarak hayata hazırlayacaktır. Bunun yanı sıra senede çok sayıda gerçekleştirilen uluslararası konferans ve sempozyumlar, sertifika programları, eğitim seminerleri ve yaz kursları da, yabancı dilini geliştirmek ve teorik bilgisini zenginleştirmek isteyenler için önemli bir fırsat olarak size sunulmaktadır.
 
Bu noktada, elbette ki, İngilizce eğitim vermeyen üniversitelerden mezun olanların arasından da, İngilizce veya başka bir yabancı dili iyi düzeyde bilenler çıkabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, İngilizce bilmek değil; mesleki İngilizce bilmek, diğer bir deyişle hukuku tatbik edecek şekilde İngilizce bilmektir. Bunun da, hukuk bilimine ait terminolojiyi İngilizce olarak bilmekten geçtiği açıktır. Örneğin, hukuk eğitimi sırasında buna yönelik dersler almayan birçok avukat, bugün Yeditepe Hukuk’ta yabancı hocalar tarafından yaz aylarında verilen Hukuk İngilizcesi kurslarına para ödemektedir. Oysa hem bu dersler, normal Fakülte eğitimi kapsamında Yeditepe Hukuk öğrencilerine verilmekte; hem de bu alandaki bilgisini takviye etmek isteyen Yeditepe öğrencileri için bu gibi kurslara ücretsiz katılım imkânı sağlanmaktadır.
 
Son olarak, eğer mezun olunca yurtdışında yüksek lisans veya doktora yapmak isterseniz, Yeditepe Hukuk sayesinde – iyi istifade ettiğiniz takdirde – bir yıl boyunca dil kurslarına gitmenize gerek kalmadan doğrudan yüksek lisans eğitimine başlayabilecek ve böylece dil öğrenimi uğruna hem para hem de sene kaybına uğramaktan kurtulacaksınız.
 
Elbette ki, Yeditepe Hukuk’un tek avantajı, İngilizce başta olmak üzere yabancı dil öğrenimine verdiği önem değildir. Bunlardan bir kaçını da şöyle sıralayabiliriz:
 
  • Öğrenmede, hoca ile öğrenci arasındaki etkileşim ve öğrencinin derse katılımının sağladığı faydaların, sadece hukuk için değil, tüm bilimler için öğrenmenin kalitesini artırıcı ve kolaylaştırıcı etkiye sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Örneğin, 500 kişinin katıldığı bir dersten alınan verimle, 60–80 (ve hatta bazı derslerde 10–20) kişinin katıldığı dersten alınan verim aynı değildir. İşte Yeditepe Hukuk, görece az sayıda öğrencinin bulunduğu sınıflarda eğitim vererek bu yönde ciddi bir fark yaratmaktadır.
  • Yine öğrenim sırasında, öğrencinin hocaya erişimi de oldukça önemlidir. Yeditepe Hukuk, öğrencilerin her türlü sorunları için akademik ve idari kadroya ulaşımları bakımından da oldukça ileridedir. Başka üniversitelerde, öğrencilerin, hocaları ile ancak randevu ile görüşebildikleri düşünüldüğünde, Yeditepe’de, Hukuk Fakültesi Dekanı’nın odasına dahi, her türlü sorun için rahatlıkla girebilmek, büyük bir avantaj olsa gerek.
  • Yukarıda yabancı dil bilgisinin hukuk mesleği için önemini anlatırken, çok sayıdaki uluslararası konferans, sempozyum, yaz kursları ve sertifika programlarının bu anlamdaki katkısına değinmiştim. Ancak bu gibi etkinlikler, sadece yabancı dil bilgisinin gelişimini sağlamamakta; ayrıca her sene fakültemizin davetlisi olarak üniversiteye gelen çok sayıda öğrenci ve akademisyenler ile tanışma, yurtdışı bağlantıları kurma, farklı kültürlerle etkileşim sağlama açılarından da oldukça faydalı olmaktadır.
  • Benzer şekilde Avrupa ve dünyadan çok sayıda üniversite ile imzalanan değişim programları dâhilinde, her yıl birçok yabancı öğrenci fakülteye gelmekte ve birçok Türk öğrenci de yurtdışındaki üniversitelere gitme ve farklı kültürleri tanıma imkânı bulmaktadır. Keza Yeditepe Hukuk tarafından her yıl ABD ve diğer ülkelerde düzenlenen yaz okulları da, hem eğitim hem de farklı yerleri gezip görme gibi imkânları Yeditepe öğrencilerinin ayağına kadar getirmektedir.
Burada son olarak, bir Fakülte’nin başarılı olup olmadığının değerlendirilmesinde önemli bir diğer kıstas olan mezunlarının iş bulma durumuna da değinmek gerekir.
 
Öncelikle belirtmek isterim ki, Yeditepe Hukuk’tan mezun olanların büyük çoğunluğu, avukatlık yapmaktadır. Ancak bu, onlara, Fakülte yıllarında telkin edilen bir durum olmayıp; tamamen bireysel tercihlerinden kaynaklanmaktadır. Avukatlıktan sonraki ikinci tercih ise, üniversitede kalmak, yani akademik kariyer yapmaktır. (Bu noktada, Fakülteyi başarı ile bitirenlere, yurtdışında yüksek lisans ve doktora fırsatı ve akabinde Üniversite’ye dönerek kariyerini burada devam ettirme imkanın verildiğini de söyleyelim.) Ancak bunların yanında, hâkim, bakanlıklar ile kamu kurumlarında bürokrat ve uzman olan veya sivil toplum kuruluşlarında çalışan Yeditepe Hukuk mezunları da yok değil.
 
Örneğin, bu noktada Yeditepe Hukuk’tan neden fazla hâkim-savcı çıkmadığı da, özellikle ileride bu meslekleri yapmak isteyen öğrenciler tarafından haklı olarak sorulmaktadır. Hatta buna ilişkin olarak, halk arasında, son derece yanlış olmakla birlikte, sadece belli üniversitelerin hukuk fakültelerinden mezun olanların hâkim-savcı olabildikleri bile düşünülmektedir. Bilindiği üzere, söz konusu mesleğe giriş, sınavla olmaktadır ve özellikle belli üniversitelerin bu sınavlarda başarılı oldukları da bilinmektedir.
 
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, bazı üniversitelerdeki hukuk fakültelerinin müfredat ve sınav sistemlerini, bu sınavlar doğrultusunda hazırlıyor olmaları ve bu sebeple de bu sınavlarda bu fakülte öğrencilerinin bir adım ileride olduğudur. Bunun yanı sıra, yukarıda da belirttiğimiz gibi, öğrenci profili de bunda büyük etkendir. Örneğin, bir devlet üniversitesinden her yıl 60 ila 100 arasında öğrenci sınava giriyorken; bu sayı, Yeditepe Hukukta, en fazla 10 olmaktadır. Bu sebeple “acaba Yeditepe Hukuka gelirsem hâkim savcı olamaz mıyım” şeklinde bir endişe taşıyan arkadaşlara, çalıştıkları takdirde buna bir engel bulunmadığını ve bunun örneklerinin de bulunduğunu hatırlatmak isterim.
 
Öte yandan mezunların büyük çoğunluğunun avukatlık yaptığı göz önüne alındığında, acaba bu bakımdan meslek bulmada Yeditepe Hukukun artıları veya eksileri nelerdir? Öncelikle şunu belirteyim ki, bugüne kadar, herhangi bir mezun arkadaşımın avukatlık stajı yapacak bir büro bulamadığını duymadım. Evet, birkaç yıl öncesine kadar, sadece Yeditepe değil, vakıf üniversitelerinin hukuk fakültelerinden mezun olanlara karşı, hukuk camiasında bir önyargının olduğu vaki idi. Ancak küreselleşen dünyada, artık en basit avukatlık bürolarının dahi zaman zaman İngilizce bilen bir hukukçuya ihtiyaç duymasıyla birlikte Yeditepe Hukuk mezunları rağbet görmeye başlamış ve mezun arkadaşların başarılı hukukçulukları ile de, yukarıda bahsettiğimiz önyargılar, zamanla kırılmıştır. Bugün birçok Yeditepe Hukuk mezunu arkadaş, vergi rekortmeni olan dünyanın en büyük avukatlık bürolarında çalışmaktadır.
 
Öyleyse, hukukçu olmaya karar vermiş siz öğrenci arkadaşlarım, ilk yapacağınız şey, yukarıda da belirttiğim gibi, nasıl bir hukukçu olacağınıza karar vermek ve üniversite tercihinizi ona göre yapmaktır. Şimdiden hepinize başarılar diler; yakın zamanda Yeditepeli Hukukçular ailesine katılmanızı dilerim.

Av. Seza Ceren Aktaş

LL.M (University of Hamburg)
Master Universitario Di I Livello: In Law and Economics (University of Bologna)
Değerli üniversite adayları ve Yeditepe Üniversitesi öğrencileri,
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olarak hem üniversite tercih aşamasında olan adaylara, hem de üniversitemizin hukuk fakültesinde okuma imkânı bulmuş öğrencilere ve bu itibarla gelecekteki meslektaşlarıma, öğrenimim süresince ve henüz başında olduğum iş yaşamında edindiğim tecrübeyi aktararak bir nebze olsun katkıda bulunabilmek isterim.
2000 yılında üniversite sınavı sonucu aldığım puan tüm devlet üniversitelerinin hukuk fakültelerine girmeme yetiyorken, Yeditepe Hukuk’ta burslu okumayı tercih etmem tabii ki bir tesadüf veya bilinçsiz alınmış bir kararın sonucu değildi. Öğretim kadrosunun kalitesi, ders programlarının içeriği, pek çok üniversitede seçmeli hatta yüksek lisans düzeyinde verilen AB Hukuku derslerinin lisans eğitiminin zorunlu bir parçası olması ve bu derslerin İngilizce verilerek hukuk terminolojisine hâkim olunmasının sağlanması, Kara Avrupası sisteminin bir parçası olan hukukumuzun kaynağını oluşturan kanun ve sistemlerin özüne inebilmek amacıyla yoğun bir şekilde verilen Almanca dersleri, daha interaktif ders işleyebilme ve Moot Court (Sanal Mahkeme)’de teoriği pratiğe dönüştürebilme imkânı, ve tabii ki her üniversite örgencisinin hayali olan ideal bir kampus yaşamı ve sınırsız sosyal olanaklar Yeditepe Hukuk’a yönelmemin sebeplerindendi.
4 sene boyunca almış olduğumuz eğitim, bizleri yalnızca bir meslek sahibi yapmakla kalmadı; aynı zamanda 2 dil bilen, teoriğin yanında pratik düşünme ve yorum kabiliyeti edinen, AB Hukuku’nun temel ilkelerine hâkim ve mukayeseli hukuk ışığında araştırma ve uygulama yetisi gelişmiş hukukçular olarak mezun etti. Nitekim bu eğitimin meyvelerini, “European Master in Law and Economics” programına kabul edilen ilk Türk öğrencilerden biri olarak ve bu program kapsamında Hamburg ve Bologna Üniversitelerinde yüksek lisans yapma imkânı bularak toplamış oldum. Lisans eğitimi boyunca AB ve Uluslararası Hukuk derslerine verilen ağırlık, Almanya ve İtalya’da aldığım yüksek lisans eğitiminden başarıyla mezun olabilmemin en önemli sebebidir.
Öğrenimim süresince edinmiş olduğum birikim ve disiplinin, işe hayatıma sağladığı fayda ise tartışılmaz seviyededir. 150’den fazla ülkede hizmet veren önemli bir uluslararası ortaklığın, sınırlı sayıda ve seçilmiş avukatlardan oluşan hukuk departmanının üyesi olabilmem Yeditepe Üniversitesi’nin sağladığı kaliteli ve ayrıcalıklı eğitimin bir sonucudur. Hukukun her alanında bilgi sahibi, hukukun gelişimine katkıda bulunacak ve artan rekabetçi ortamda ayakta kalmayı başarabilecek sağlam hukukçular yetiştirme hedefinde olan bir fakültenin mezunu olarak, aldığım temelin ve disiplinin faydasını henüz iş hayatımın ilk yıllarında görmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Bu sebeple, Yeditepe Üniversitesi’nde öğrenimine devam etmekte olan Hukuk Fakültesi öğrencilerine, ellerindeki kaynakların farkında olarak ve öğrenimleri süresince sunulan imkânları en iyi şekilde değerlendirerek kariyer planlarını çizmelerini, üniversite adaylarına ise tercihlerini yapmadan önce muhakkak istedikleri bölümlerin ders programlarını, içerik ve yoğunluğunu, fakültenin sunduğu imkânları ve yurtdışındaki üniversitelerle bağlantılarını araştırmalarını öneriyorum.

Sevgiler.